Her şey üst üste geldiğinde

Bazen her şey üst üste gelir

Bazen bütün aksilikler üst üste gelir. Gidebilecek her şey ters gider, planladığın hiçbir şey tutmaz ve günün sonunda kendini hesapladığının çok daha uzağında bulursun. Sanki bütün herkes ve her şey o gün sana zorluk çıkartmak için elbirliği etmiştir. Bu o kadar garip, yıldıran bir durum ki meşhur bir iki sitede bu konuya özel başlıklar bile açılmış. Yani yani yani… Böyle bir gün yaşamaya başladığında bil ki yalnız değilsin ;) Tıpkı dün sabah uyandığımda aklımda güzel bir kahvaltıdan sonra siteyle uğraşıp dinlenmek olmasına karşın, gece saat 00:30 sularında sırtımda yirmi kiloluk koli taşıyarak günü bitirmiş olmam gibi.

Kara delik

Hepimizin hayatımızda çözülmemiş sorunlar vardır. Erteleriz, yokmuş gibi davranırız, geçiştiririz veya çözmek isteriz ama olanak bulamayız. Ertelenen her sorun, raketin üzerinde zıplatılan pinpon topuna benzer. Her sorun için bir top zıplatırız, fakat sadece bir raketimiz vardır. Bazen sorunu geçiştiremeyiz, yani top yere düşer. Kötü bir olay yaşarsın ve bu vesileyle ya bu sorunu çözersin ya da topu yerden alıp zıplatmaya devam edersin.

Toplar ne kadar çoksa sektirmek o kadar zor olurFakat bazen öyle denk gelir ki, tüm toplar rakete aynı anda çarpar… Ve hepsi başka tarafa zıplayıp aynı anda yere düşer. Değiştirmeyi ertelediğin lastik patlar, aylardır aramadığın annen arayıp sitem edip moralini bozar, çöp torbası yerine kullandığın market poşeti delinir her yer çöp suyu olur, aylardır hazırlamadığın gereksiz rapor iki saat sonra acilen gerekir, dişin aniden ağrımaya başlar, tüp biter…

Şimdiye kadar ertelediğin her şey aynı anda ortaya çıkar, güçleri birleşir ve çekiminden kurtulamayacağın bir kara delik gibi seni içine çeker. Fakat bu kara deliği oluşturan aslında sensin, şansızlık eseri oluşmadı. Ne kadar çok çözülmemiş sorunun varsa, bunların aynı anda su yüzüne çıkma ihtimali o kadar fazla olacaktır. Ve günün birinde bu ihtimal gerçeğe dönüşür.

Sonra

Bu duruma düşen insanın içinde çok yoğun bir duygu birikimi olur. Düdüklü tencerenin içindeki buhar gibi içi içine sığmaz ve bu enerjiyi bir şekilde boşaltmak gerekir. En kolayı öfkelenip sağa sola çatmaktır herhalde; patlayan lastiğe bir tekme, delinen poşete bir küfür. Bir diğer seçenek de bu duyguları dışarıya vurmadan içeride tutmak ve sonunda psikolojik çöküntüye, delice ağlamaya, sinir krizine doğru koşmaktır.

Aslında bu enerjiyle yapabileceğin bir seçim daha var: karar almak ve sorun çözmek.

Kulağa biraz garip gelebilir ama insanın karar vermesinin karşısındaki en büyük engel mantıklı düşünmek ve kaybetme korkusudur. Kaybetme korkusu en bariz şekilde parasal olarak ve insan ilişkilerinde bizi sınırlar. Mesela parasal açıdan kendimizi sınırladığımızda bunu kendimize yediremeyiz ve başlarız mantıklı kılıflar uydurmaya. Eğer bunu yeterince çok yaparsak bu sefer asıl sebebin başka olduğunu unutup, kendi uydurduğumuz ‘mantıklı sebeplere’ yürekten inanırız. Ve ileride asıl sebep ortadan kalktığında, mesela gelirin arttığında, yine de o sorunu çözmezsin çünkü asıl sebebi unutup kendi yalanına inanır olmuşsundur. Kedi ulaşamadığı ciğere pis dermiş. Bunu yeterince tekrarlayınca, gün gelir ciğere ulaşsa bile pis diye yemez.

Her şey üst üste gelip de içinde o duygusal birikmeyi yaşadığında, bu enerjiyi daha önce kurduğun mantıklı kılıfları yıkmak, korkularının üzerine gidip çözüme yönelik karar almak için kullanabilirsin. Bunlar maddi kararlar (bir şeyleri almak, atmak, yenilemek vb.) veya manevi kararlar (birisine içini açmak, itiraf etmek, bir davranışı değiştirmek) olabilir, hiç fark etmez.

Bir kez karar aldığın zaman, uygulamaya hemen o gün geçmemen daha iyi olur. Sonuçta o kadar aksiliği yaşayınca ne olursa olsun kızgın olacaksın, bu olaylara aşırı tepki vererek istemediğin sonuçlara götürebilir. Bir sonraki gün ise aldığın kararları hızla uygulamaya başla. Fakat o içindeki duygusal birikim azalmaya başladığından mantığın tekrar kontrole geçmiş olacak ve dün sana çok doğal görünen şeyler bugün ‘ertelenebilir’ veya ‘üzerinde biraz daha düşünülebilir’ gelecektir. Bunlara kulak asma ve kararlarını uygula.

Yapacağın en kötü şey, pinpon toplarını yerden toplayıp tekrar zıplatmaya başlamaktır, o yüzden cesaretini topla ve yapman gerekeni yap.

Ben bugün, dün aldığım kararları uygulamaya başladım. Keşke kara deliğe düşmeden önce yapsaymışım. Ama işte, insan bazen fazla mantıklı olabiliyor :)

Freemind Kurulumu ve Kullanımı

Bu yazıda; daha önce tanıttığım akıl haritası yöntemini bilgisayar desteğiyle kullanmak için yazılmış Freemind programını tanıtacağım. Freemind ücretsiz ve sürekli güncellenen kullanışlı bir program. Bir sonraki sürümünde Türkçe desteği de geleceği yazıyor ama aslında programı kullanmak için İngilizce bilmeye de pek gerek yok. Şu anda programın iki sürümü var; hatasız çalışan 0.8.1 ve test aşamasındaki 0.9. Ben 0.8.1 sürümünü kullanıyorum.

Bu kısa kılavuzu hem bilgisayar bilgisi hem de İngilizcesi alt seviyede olanlar için, mümkün olduğunca detaylı yazmaya çalıştım. O yüzden bazı kısımları sıkıcı gelebilir ;)

Kurulum (Windows için)

Freemind’ın çalışması için bilgisayarınızda Java adlı programın yüklü olması gerekiyor.

Buraya tıklayarak güncel Java’nın bilgisayarında yüklü olup olmadığını kontrol edebilirsin. Eğer sorun yaşarsan buraya tıklayıp açıklamaları okuman yeterli.

Java kurulumu bittikten sonra buraya tıklayarak program dosyasını indirebilirsin.

Açılan pencerede ‘Çalıştır’ tuşuna basıp programın yüklenmesini bekle.

Freemind kurulum adımı 1

Yükleme tamamlanınca çıkan Güvenlik uyarısı penceresinde de çalıştır tuşuna tıkla.

Freemind kurulum adımı 2

Bundan sonra çıkan ekranlarda, aşağıdaki tuşlara basarak ilerleyip kurulumu tamamlayabilirsin.

Freemind kurulum adımı 3

Freemind kurulum adımı 4

Freemind kurulum adımı 5

Freemind kurulum adımı 6

Freemind kurulum adımı 7

Freemind kurulum adımı 8

Freemind kurulum adımı 9Freemind kurulum adımı 10

Freemind kurulum adımı 11

İlk Akıl Haritamız

Yukarıdaki adımları uyguladıysan, masaüstünde bunun gibi bir simge oluşacak.

Freemind 0.8.1 masaüstü simgesi

Buna tıklayarak programı açınca, ilk olarak yeni bir akıl haritası tuşuna basıyoruz.

Freemind yeni akıl haritası yaratma.

Ortada ‘New Mindmap’ yazan yere bir kez tıklayıp, ‘surat’ yazıp sol taraftan da gülen surata tıklayalım. Böylece ilk akıl haritamızın ana konusunu da belirlemiş olduk: Gülen surat :)

Freemind yeni akıl haritası ilk adım

Freemind’da alt başlıklara, yani bir konunun alt başlıklarına ‘child’ yani ‘çocuk’, o başlıkla aynı seviyedeki diğer başlıklara ise ‘sibling’ yani ‘kardeş’ deniyor.

Şimdi gülen surata tıklayıp klavyeden ‘insert’ tuşuna basalım veya yukarıdaki ampule basalım. Böylece gülen surata bir çocuk yaratmış olduk. Yeni çocuğa ‘kahkaha’ adını verip bir sefer ‘enter’ tuşuna basarak bu maddeyi kaydedelim.

Dikkat ettiysen Kahkaha gri renkli oldu. Bu, şu anda Kahkahanın seçili olduğunu gösteriyor.

Şimdi kahkahaya bir kardeş yaratmak için ‘Enter’ tuşuna basıp Sırıtma yazıyorum. Bundan sonra sırayla enter’a basarak Gülümseme, Mutluluk ve yüz İfadeleri yazıyorum.

Freemind yeni akıl haritası ikinci adım

Aslında Kahkaha, Sırıtma ve Gülümseme, yüz ifadelerinin altında daha mantıklı dururdu. Bunu yapmak için fare işaretçisini (oku) kahkahanın üzerine getirip sol fare tuşuna basıyor ve bırakmadan surat ifadelerinin üstüne, sağ tarafa yakın olarak getirip tuşu bırakıyorum. Yani normal bir sürükle-bırak işlemi. Bu işlemi sırıtma ve gülümseme için de yapınca durum şuna benziyor:

Freemind yeni akıl haritası üçüncü adım

Yukarıdaki menüden Format’ı seçince oradaki bir sürü seçeneği kullanarak haritalarını daha renkli hale getirebilirsin. Ama ben ne uğraşayım, kendi olsun dersen o zaman Format-> Automatic Layout seçeneğini seçip renkli bir akıl haritasına kavuşabilirsin.

Freemind yeni akıl haritası son hali

Son olarak üst taraftaki menüdeki disket simgesine basarak haritamızı kaydediyoruz.

Harita büyüdükçe bir seferde her yerini göremiyorsun, kaydırmak için ekranın boş bir bölgesinde farenin sol tuşuna basıp (fare oku artıya dönecek) fareyi oynatırsan haritada istediğin gibi gezebilirsin.

Programın ara yüzü oldukça güzel hazırlandığı için birçok noktayı aslında kendin de kolayca keşfedeceksin. Örneğin; bir başlığın altındaki çocukları gizlemek istersen başlığın üzerine tek sefer tıklamalısın. Eğer ismini değiştirmek istersen, üzerine tıkladıktan sonra klavyeden F2 tuşuna basabilirsin.

Böylece Freemind kullanarak ilk akıl haritasını yapmış olduk. Şimdi sıra sende :)

Bu arada Freemind’ın özellikle bu kadarla kalsa belki pek de etkileyici olmazdı. Peki, yaptığınız haritaları zahmetsizce internete koymaya ne dersiniz Veya yarattığınız konulara takvimden bir hatırlatıcı koymaya Açıkçası bu programın bu yazıya sığmayacak kadar çok özelliği var ve insan kullanmaya başlayınca zamanla hepsini öğrenebiliyor.

(Tavşanın seyir defterine ek 28.08.08: Hasan Yılmaz Ubuntu-bir Linux türevi- için güzel bir kurulum dökümanı hazırlamış.)

Problemini Çöz – Akıl Haritası

Aklındaki karışık düşüncelere ışık tut :)

Bu yazıda, aklımı toparlayıp kâğıt üzerine dökerken ve biraz da yaratıcılığımı ortaya çıkartmak istediğimde kullandığım bir yöntemi anlatacağım. Yöntemin adı Akıl Haritası (İng.: Mind Map). 3. yüzyıldan beri düşünürler, araştırmacılar, vb. tarafından kullanıldığı biliniyor fakat son zamanlarda popüler hale gelmesini Tony Buzan adında bir yazara borçlu. Wikipedia’ya göre konu hakkında yeterli çalışma yok ve bilimsel olarak öğrenmede etkinliği üzerine çalışmalar yetersiz. Ama ben kullanıyorum ve şimdiye kadar çok faydasını gördüm. A. Maslow’un dediği gibi,

Eğer elindeki tek alet çekiçse, her şey çivi gibi görünür.

Ne kadar çok yöntem öğrenirsen, çözüm bulmak için o kadar çok alete sahip olursun. Bu yöntem de onlardan birisi.

Nasıl Kullanılır

Yeni bir şeyler ortaya çıkartmaya çalışırken, bir şeyi analiz ederken veya bir şeyi açıklamaya çalışırken kullandığımız yöntem hemen hep aynı oluyor. Örnek olarak size BeyazTavsan. com’un tasarımını anlatayım:

BeyazTavsan.com

  • Başlık resmi
  • Üstte ana menü
    • Ana sayfa
      • Son 5 yazı, tam metin
    • Hoş geldin
    • Hakkında
    • Arşiv
      • Aylık
    • Kitap
      • Kitap yazılarına bağlantı
    • İletişim
  • Sağ menü
    • Son yazılar
    • Abonelik
      • RSS
      • Eposta
      • Google vs.
    • Son Yorumlar
    • Konular
    • Önceki Yazılar

Bu hepimize yıllar boyunca öğretilen ve gösterilen baskın yöntem oldu. Okuduğumuz kitaplarda, izlediğimiz sunumlarda, yaptığımız projelerde aşağı-yukarı hep bu yapıyı kullanıyoruz. Bence bunun en büyük sebebi, kullandığımız araçların başka bir şeye pek izin vermemesi. Örneğin bir kitabın sayfaları vardır ve kitaptan bilgi almanın en kolay yolu sayfaları sırayla çevirmektir. Bu doğrusal akış sebebiyle de yazarın ister istemez bir giriş-gelişme-sonuç yapması ve konuları alt başlıklara bölerek anlatması gerekir. Yoksa okur hiçbir şey anlamayabilir.

Aynı şekilde bir PowerPoint sunumunda da birbiri ardına gelen slâytlar vardır ve anlatıcı konuyu yine bir giriş-gelişme-sonuç şeklinde anlatıp, maddeleri de meşhur “bullet point” lerle yani “sıralı madde imleriyle” açıklar.

Akıl Haritası yöntemini kullanarak, konuların ve fikirlerin birbirleriyle olan bağlantılarını sadece doğrusal olarak gösterme zorunluluğundan kurtuluyoruz. Bunun üzerine de renkler ve şekiller de kullanarak yaratıcılığımızı da zorluyor ve kafamızdaki karışık fikirleri güzel bir şekilde kâğıda dökebiliyoruz.

BeyazTavsan. com’a geri dönersek, akıl haritası tekniğiyle anlatım şuna benziyor:

BeyazTavsan.com akıl haritası

Bunu yaklaşık 10 dk. içinde Excel kullanarak yaptım. Yalnız ilk defa başlarken kâğıt-kalem kullanmak en iyisi olacaktır. Akıl haritası tekniğinin kullanımını bu örnek üzerinden açıklayacağım.

Öncelikle konuyu belirten bir resim veya yazıyı boş bir kâğıdın ortasına çizdim. Daha sonra bu konuyla aklıma gelen doğrudan ilişkili diğer maddeleri de farklı renkler kullanarak yerleştirdim. Mümkün olduğunca yazı, resim ve renkleri beraberce kullanmak daha iyi ve yaratıcı sonuçlar veriyor. Bir diğer nokta da, konuları birbirine bağlayan çizgileri dümdüz değil de buradaki gibi eğriler şeklinde yapmak.

Bu yöntemin bence en güçlü yanı; insanın aklına gelen şeyleri kolayca diğer öğelerle bağlantı kurarak bir çerçeveye oturtabilmesidir. Böylece kafada serbestçe dolanan fikirleri işe yarar hale getirmek çok daha kolay oluyor. Bir diğer avantajı da; renkli ve resimli yaptığımız için listelere göre daha eğlenceli ve daha az sıkıcı geliyor.

Akıl Haritası Programları

Bilgisayar kullanarak akıl haritası yapmak için bir çok program var. Benim tercihim ise Freemind adlı program. Üstelik fiyatı da çok uygun: ücretsiz :) Bu programı sadece akıl haritaları yapmak için değil, maddelere hatırlatmalar eklemek, proje planı yapmak ve kapsamlı bir kişisel düzenleyici olarak kullanabilirsin. Bir sonraki yazıda bu programı detaylıca anlatıp bir tane de örnek çalışma yapacağım. O zamana kadar bu adresten programı yükleyip deneyebilirsin. Eğer dil sorunu yüzünden yükleyemezsen merak etme, sonraki yazıda onu da detaylı olarak anlatacağım.

Dediğim gibi başlangıç olarak kağıt-kalem kullanmak en iyisi. Bu şekilde yapılmış bir çok çalışmaya buradan bakıp ilham alabilirsin. Bir sonraki yazıya kadar da, aklına gelen ilk şey üzerine basit bir akıl haritası yapıp yöntemin ne kadar faydalı olabileceğini görmeni tavsiye ederim ;)

Problemini Çöz – 5xN

Çözüm bekleyen bir problem

Öfke üzerine olan yazımda, öfkenin çözülemeyen problemlerden kaynaklandığını yazmıştım. Önceki akademik geçmişim ve şu anki işim gereği hemen her gün değişik problem çözme tekniklerini hem öğrendim hem de uyguladım. Bu sayede değişik yöntemlerin de güçlü ve zayıf yönlerini öğrenme olanağım da oldu.

Bu hafta ve önümüzdeki hafta boyunca çeşitli problem çözme tekniklerini anlatıp birkaç tane de örnek vermeyi planlıyorum. Basitten karmaşığa doğru anlatacağım fakat basit yöntemlerin de karmaşık yöntemlerden aşağı kalır yanı olmadığını söylemeliyim. Pilavı isteyen kaşıkla, isteyen çatalla yer. Tavuk budunu çatal-bıçakla da yiyebilirsin, tutup elinle de.

Benzer şekilde, yöntemleri tanıtırken kullanım yerlerine dair önerilerde bulunsam da sen kendini bununla sınırlamak zorunda değilsin. Çinliler her şeyi çubukla yiyebiliyor :)

Okuyup öğreneceğin her yöntemi gerçek bir sorununu (küçük-büyük fark etmez) çözmek için kullanırsan, gerçekte neye benzediğini daha iyi anlayacaksın. Mutlaka uygulama yapmanı tavsiye ediyorum. Çoğu yöntem için küçük bir uygulama on dakikayı geçmez.

Şimdi ilk teknikle başlayabiliriz

5 Defa Neden

Benim kişisel favorilerimden olan bu yöntemin güzelliği, basitliği. Doğru kullanırsan şaşırtıcı sonuçlar elde edebilirsin. Kendi başına bir problem çözme tekniği olmaktan çok, asıl problemi ortaya çıkartmak için kullanılıyor. Ama zaten genelde en büyük sorun, asıl problemi ortaya çıkartmaktır. Yeri gelmişken, literatürde asıl probleme ‘kök sebep’ deniyor, ben de bu terimi kullanacağım.

Aslında bu metot için açıklanacak çok fazla bir şey yok, amaç problemi açık bir şekilde tanımladıktan sonra, kök sebebini bulup tekrar oluşmasını önlemek. Mesela:

“Tam bütün malzemeleri hazırlamıştım ki bir baktım evde pirinç kalmamış, oysaki aldım sanıyordum.”

  • N1) Neden evde pirinç yok : Almayı unutmuşum.
  • N2) Neden unutulmuş : Alışverişe çıkarken liste yapmadım.
  • N3) Neden liste yapmadım : Liste yapmak zor geliyor, çok şey almayacaktım.
  • N4) Neden zor geliyor : Her seferinde kâğıt-kalem arıyorum. Genelde bulamayıp vazgeçiyorum veya başka işler araya giriyor unutup çıkıyorum evden.

Buradaki son cevap, sorunun kök nedenidir. Yani akşam misafire dolma yapamamanın asıl sebebi evde pirinç olmaması değil, alış-veriş listesi yapmak için gerekli olanakları yaratmamış olmaktır :)

Örnek biraz komik kaçmış olabilir, ama başımıza gelmeyen bir şey değil. Beş defa neden tekniğinde 5 sayısı kesin bir sınır değil tabii ki. Hatta genelde 5 sorudan çok daha azıyla çözüme ulaşabilirsin. Genel kural olarak; neden sorusuna vereceğin cevabı bilmiyorsan veya vereceğin cevabın bir anlamı olmayacaksa (üstteki örnekte: Neden kalem arıyorum gibi bir soru mesela) orada durup son sorun için nasıl bir çözüm üretebilirsin onu düşün.

Mesela buzdolabının üzerine mıknatısla yapıştırılan küçük defterlerden ve yine mıknatıslı bir kurşun kalem koyman, seni her seferinde kâğıt-kalem arama derdinden kurtaracaktır. Üstelik aklına gelen eksik malzemeyi hemen listeye ekleyerek, unutkanlığı da daha etkin engellemiş olursun. Bu benim (aslında eşimin ;) ) bulduğu bir çözümdü mesela. Senin de gayet yaratıcı olabileceğine eminim.

Bu yöntemi profesyonel hayatta da çok etkin bir şekilde kullanabilirsin. Özellikle sadece ‘Neden’ sorusunu sorarak, ‘Kim’ sorusundan uzaklaşmış olursun bu sayede ekipteki hiç kimse savunma pozisyonu almadan açıkça çözüme katılabilir. Örneğin süpermarkette şöyle bir örnek olabilir:

“Yumurta kolilerini taşıyan eleman kazara düşer ve 100 tane yumurta kırılır. Olay yerine gelen 5N’ci soru sormaya başlar”

  • N1) Eleman neden düştü : Yerler ıslaktı, basınca kaydı.
  • N2) Neden yerler ıslaktı : Büyük ihtimalle temizlik ekibi iyi kurulamamıştı.

Dur! Böyle bir cevap problemin çözümüne yardımcı olmayacaktır. Öncelikle eğer emin değilsen/değilseniz gerçek sebepten emin olana kadar araştırma yapman gerekir. Evet, daha zordur, biliyorum kafadan söylemek daha kolay, ama amaç GERÇEKTEN problemi çözmek.

Daha sonra eleman (ve varsa ekip) ayağın kaydığı yere gider ve yerin hala ıslak olduğunu görür. Biraz daha bakınca, hemen yandaki su borusunda ince bir çatlak bulunur.

  • N2) Neden yerler ıslaktı : Çünkü su borusu çatlamış.
  • N3) Neden boru çatlamış :

Burada ilk yapılacak olan tabii ki boruyu değiştirip aynı kazayı tekrar yaşamamak. Fakat bir sonraki adım olarak da borunun neden çatladığını bulmak gerekir. Bunu yapmak için artık neden diye sormak yeterli değildir. İleride açıklayacağım diğer teknikleri de kullanmak gerekir. Ya da bazen en iyi analiz, olay yerinde bir süre bekleyip aynı şeyin olup olmadığına bakmaktır.

Özanaliz

Neden sorusunu sormak için illa ki apaçık bir problem olması gerekli değildir. Önceki yazılarımda da belirttiğim gibi; öfke, can sıkıntısı, bıkkınlık ve benzeri olumsuz duygular da bilinçaltımızın verdiği uyarılardır.

Böyle bir anda sakince oturup bu metodu kullanmak da kendini daha iyi anlamanı sağlayabilir. Herhangi bir anda; örneğin öfkenin kabarmaya başladığı bir durumda soracağın bir

Şu anda neden öfkeleniyorum

sorusu, özellikle kâğıda yazdığında, (o an ve hatta şimdi aptalca gelebilir-ama gelmesin) ve üzerine düşünmeye başladığında seni çok değişik, belki hiç fark etmediğin yerlere çıkartacaktır.

Bunu yaparken, aklına gelen bütün cevapları yazıp, daha sonra asıl olanı seçip onun üzerinden devam edersen daha iyi sonuçlar alırsın. Son örneği de bu şekilde yapalım:

‘Bütün arkadaşların akşam sinemada buluşacak fakat senin zamanın yok çünkü işlerini/ödevlerini/…….. yetiştirmen lazım. Masaya oturup çalışmaya başlıyorsun fakat bir yandan canın sıkılıyor, diğer yandan da kendi kendine işlerini son ana bıraktığın için kızıyorsun. Çünkü sinemaya gitmeyi 3 gün önceden planlamıştınız. Can sıkıntısı ve kızgınlığın artıyor ve tam kaleme uzanırken kenardaki kahve fincanına çarpıp hepsini masanın üzerine döküyorsun.’ Film burada dursun.

N1) Şu anda neden öfkeleniyorum

  • Kahveyi döktüğüm için (ı-ııhh)
  • İşlerimi son ana bıraktığım için
  • Buluşmaya gidemediğim için

Üzerine biraz düşününce asıl kızdığım şey buluşmaya gidememek değil, işleri son ana bırakıp tam şu anda yapmak zorunda kalmış olmak.

N2) Neden işlerimi son ana bıraktım

  • Vaktim olmadı
  • Canım istemedi
  • Çok zordu, bitiremedim
  • Sanki bile bile erteledim (Hı)
  • Buluşmaya gitmeyi başından beri istemiyordum (Ne )
  • Buluşmaya gitmemek için işleri bitirmeyip bahane yarattım (Hadi canım)

Neden buluşmaya gitmemek için bahane yarattım

  • Çünkü Ahmet/Mehmet/Aslı/Deniz de orada, konuşmaya çekiniyorum.

N3) Neden konuşmaya çekiniyorum

Son olarak, bu yöntemde en önemli şey sorulara dürüstçe cevap vermek ve verilen tüm cevapların doğruluğundan emin olmadan bir sonraki soruya geçmemek.

İyi çözümlemeler… :)

(Ekleme 17.10.08: güzel bir 5xN kullanımını burada okuyabilirsin)