Yorumlar geri geldi :)

Yorumlar geri geldiBir süre önce yazıları yorumlara kapatmıştım. Bu süre içerisinde tahmin ettiğim gibi ziyaretçi sayısında bir azalma olmadı, hatta normal şekilde artmaya devam etti. Üstelik yorumları okuyup cevap yazmakla harcadığım zaman da bana kaldı. Fakat ben açıkçası yorumları özlemeye başladım. Yorumlar bir şekilde BeyazTavsan’ın da karakterini şekillendiriyor. Ayrıca çoğunun da yazılara kaliteli katılım yaptığı açık. Bir de itiraf edeyim, yorumları özledim, yazıya yapılan yorumları okumak da ayrı bir zevkmiş gerçekten.

Yine eskisi gibi tüm yorumlar (otomatik spam filtresinden geçebilenler tabiki) yayınlanacak. Mutlu yorumlamalar dileklerimle :)

Vakit Nakit Değildir

Vakit nakit değildir

Zaman çok ilginç bir kavramdır. Bir olay gerçekleşene kadar başka bir olayın kaç kere gerçekleştiğini sayıp buna da zaman demişiz. Bir kelebeğin yaşam süresinde dünya kendi etrafında on kez döner, bir karganın yaşam süresinde ise dünya güneş etrafında 100 kez döner. Bir bebeğin dünyaya gelmesi sırasında ay dünyanın etrafında dokuz sefer döner. Kalbin bir sefer attığında Sezyum-133 atomu 9,192,631,770 defa salınım yapar :)

Einstein zaman denen kavramın aslında sabit değil de değişken olduğunu öne sürene kadar bütün insanlık zamanın geçişini her şartta aynı olarak biliyordu, bunun farklı olabileceği kimsenin aklına gelmemişti. Tıpkı dünyanın tepsi gibi değil de küre şeklinde olabileceğinin Galile hariç kimsenin aklına gelmediği gibi.

Doğru olmayan şeyler sırf mantıklı geliyor, günlük yaşamımıza uyuyor diye inanıp kabullenebiliyoruz. Bu, zaman kavramımız için de böyle olmuş. Kim, nasıl, ne zaman yapmış bilinmez ama; zamanı alıp verebildiğimiz bir nesne, bir tür para birimi olarak düşünüyoruz.

Bu kavram dilimize bile o kadar işlemiş ki konuşurken ve düşünürken fark etmek neredeyse imkansız. Bu iş çok zaman alır…biraz zaman kazanalım…hiç zaman kaybetmeyelim…zamanımız azaldı… kazanmak, kaybetmek, azalmak dikkat ederseniz hep maddesel kavramlar. Ve tabiî ki bu görüşün hayat bulduğu meşhur bir deyimimiz de var: Vakit nakittir.

Bir kez insan zamanı para gibi harcanabilen, tasarruf edilebilen ve bitebilen bir şey olarak görmeye başlayınca, davranışları da ona göre şekilleniyor. Konu para olunca herkes temelde aynı şeyi ister; mümkün olan en azını verip mümkün olan en çoğunu almak.

Zamanı da para gibi görmeye başlayınca, yine en azını verip en çoğunu almaya çalışıyoruz. Bunun da belki en önemli sonucu sabırsızlık. Sabretmek, beklemek artık neredeyse en kötü davranışlardan birisi haline geldi. Herkes acele ediyor, 10 dakikada insanları etkileyin, 2 haftada 10 kilo verin, 1 ayda pop star, 1 günde zengin olun. Hatta bir kitap oku hayatın değişsin, bir film seyret felsefen değişsin, çabuk çabuk olsun her şey. Al sana 10 dakika, ver bana başarı. Al sana 15 dakika, ver bana mutluluk.

Farklı bir algı

Zamana bakmanın değişik bir yolu daha var. Para gibi harcanan değil de su gibi akan bir zaman kavramı. Yani sen istesen de istemesen de akar. Örneğin yeni bir dil öğrenmek istiyorsun ve bu en az iki sene sürecek. İki sene çok uzun, bu kadar vakit harcayamam diye düşünüp vazgeçebilir veya erteleyebilirsin. Ama sen dil öğrensen de öğrenmesen de iki sene zaten akıp geçecek. İki sene geçtiğinde ise, eğer daha önce bu kadar vakit harcayamam diye vazgeçtiysen… Maalesef o vakit zaten harcandı. Sabah işe/okula gittiğinde gerçekten derslerin veya işin hakkını vererek çalışırsın ya da umursamadan oturur akşam olmasını beklersin. Her iki durumda da zaman akar gider. Sen işini iyi de yapsan kötü de yapsan geçen süre aynıdır.

Hayatta her şeyin olması için gereken asgari bir süre vardır. Meyveler 2-3 ayda olgunlaşır, bebekler 10 ayda yürür, yemekler yarım saatte pişer. Meyve olgunlaşırken vakit kaybetmez. Sadece olması gereken işler sırayla olur, çekirdeği büyür, etrafı kabukla çevrilir, o zamana kadar hayvanları uzak tutan ekşi ve keskin bir tada sahiptir.

Bu bizler için de geçerli. Öğrenmek, gelişmek, değişmek parmaklarımızı şaklatınca gerçekleşmez. Deneriz, yanılırız, kabiliyetlerimiz artar, tekrar deneriz veya başkasından görürüz ve sonuçta yaparız. Özgelişim kolay iş değildir, hızlı bir iş de değildir. Bugünden yarına hiçbir şeyi değiştiremezsin. Fakat bir yerden başlamalısın.

Zaman akar, bu yüzden bugün başlamak yarın başlamaktan daha iyidir.

Özgelişimin ABCsi

Özgelişim yolculuğum temel olarak üç şekilde sürüyor;

A) Beni engelleyen (daha sert tabirle zayıf veya olumsuz) yönlerime odaklanıp bunları daha iyi, ayağıma dolanmayacak seviyeye çekmeye çalışıyorum. Örneğin insanların sözünü çok kesiyorum ve bu karşımdakileri zaman zaman rahatsız ediyor, ben de bunu azaltmaya, daha çok dinlemeye çaba harcıyorum. Çünkü bu huyum, karşımdakinden gelebilecek değerli fikirleri almamı engelleyebiliyor.

B) İyi olduğum konularda daha da iyi, en iyi olmak için çalışıyorum. BeyazTavsan.com’u açmadan önce de yazmak ve paylaşmak konusunda iyiydim fakat bu adımı attıktan sonra her iki konuda da giderek daha iyiye gidiyorum ve benim ayırt edici bir özelliğim haline geliyor. Herkes araba kullanabilir ama en iyi şoföre artık şoför değil F1 pilotu denir. Ben daha F1 pilotu olmasam da, her gün biraz daha hızlanıyorum.

C) İyi veya kötü hiç fark etmediğim yönlerimi keşfederek yeni bir şeylere atılıyorum. Bir süre önce katıldığım iletişim/konuşmayla ilgili bir seminerde, sırayla tüm katılımcılara kısa birer konuşma yaptırılıp videoya çekildi. Bunları izlerken; konuşmam sırasında kollarımı çok fazla kavuşturduğumu ve ses tonunum çok monoton olduğunu fark ettim. Al sana yepyeni bir gelişim mecrası. Kolları kavuşturmanın nesi kötü dersen, karşıdakine “ben anlatayım, sen dinle, soru da sorma” mesajı veriyormuş beden dilim :)

Bütün bunların da asıl dayanağı, önceki yazıda yazdığım konu, özbilinçtir. Öncelikle nelerde çok iyi, nelerde daha kısıtlı olduğumu iyice anlamam ve de farkında olmadığım yönlerimin farkına varmam gerekir. Elementer karakter tahlili bana bu konuda yardımcı olan araçlardan sadece birisi.

Kendine cesurca bak

Yukarıda hep “ben, ben” diye anlatırken amacım kendimi övmek veya tatmin etmek değil, aşağıda okuyacaklarına seni hazırlamaktı :) Çünkü az sonra senin hakkında atıp tutmaya başlayacağım, ne demişler iğneyi kendine… ;)

Sonuçta hepimiz insanız ve çoğumuz kendimize gelen övgüleri süper bir hızla alıp içselleştirirken, bizi engelleyen (kötü demek istemiyorum) yönlerimiz önümüze sunulunca çocukların karnabahara verdikleri tepkiyi veriyoruz. Ama karnabahar aslında faydalı bir sebzedir, tadına bir bakmak gerekir.

Evet bu çok kolay değil, karanlık taraflarınla, bastırdığın duygularla yüzleşmen gerekecek. Ben de kendi adıma da bu olaya tamamen açık ve engelsiz şekilde bakabildiğimi söyleyemem. Fakat önemli olan bilinçli olarak kabullenmek ve başlamaktır. Hiç unutmaman gereken bir şey var: Mükemmel değilsin, kimse değil. Ve mükemmel olmayan her şey gelişebilir.

Dünyanın en kaslı, en atletik insanı ol, eğer ayakların prangalıysa hiçbir yere zıplayamazsın. Bu durumda yapman gereken daha çok çalışmak değil, prangayı çözmektir.

Böyle olduğu halde, konu geliştirmemiz gereken yanlarımıza gelince, onları kabullenmeyi bırakın, görmekte bile zorlanırız. “Neee Ben mi bencilim ”, “Çok mu sinirliyim Sinirlendiriyorlar adamı canım ben naapiim!” deyiverir savunma mekanizmalarımız. Egomuz kendini korumaya çalışıp etrafımıza kalın kalın koruma duvarlarını örüverir. Bu duvar nazik egomuzu dışarıdan korurken, gelişimin önüne de set çeker aslında.

Yani…

Kitapçıkta her element için hazırlanmış dört bölüm var; kişilik özellikleri, gelişim potansiyelleri, tavsiyeler ve o elemente nasıl davranılabilir kısmı.

Yani demek istediğim, o kitapçıkta kişilik özelliklerinde ve tavsiyelerde sana uyan maddeler olduğu gibi, gelişim potansiyellerinde yazanlarda da sana uyan birçok madde var.

Bunları ne kadar çabuk tartıp, doğruluğunu inceleyip, üzerinde çalışmaya başlarsan; ayağındaki prangaları da o kadar çabuk çözmeye başlayıp, o kadar yükseğe sıçrayabilirsin :)

Karakter tahlili ne işe yarar

İlim ilim bilmektir / İlim kendin bilmektir
Sen kendini bilmezsin / Ya nice okumaktır – Yunus Emre (tamamı)

İstatistiklere bakınca elementer karakter tahliline bir hafta içerisinde yüzlerce kişi göz atmış. Yazıya yapılan yorumlardan ve bana gelen e-postalardan aldığım geri bildirim gerçekten olumlu. Genelde herkes testin doğru çıktığını, yorumların kendisiyle örtüştüğünü söylemiş.

Kendi bloğu da olan bir okuyucum ise, bu yazıya da başlık olan soruyu sormuş, karakter tahlili ne işe yarar diye.

Şahane bir soru. Gerçekten de ne işe yarar bu kişilik testleri, karakter tahlilleri Eğer şirketine eleman alacaksan sorunun cevabı açık aslında. Karşındaki o işe uygun mu değil mi anlamak için yardımcı olacaktır, tabi aday samimi ve dürüst cevaplar veriyorsa ;)

Peki, kendi kendimize böyle bir kişilik testi yapmak ne işe yarar

Bunu cevaplamak için, biraz daha derine inmemiz gerekiyor:

Doğuştan gelen veya çocuklukta şekillenmiş bazı yeteneklere sahipsin. Belki müzik kulağın çok iyi ya da gördüğünü unutmuyorsun veya bir kez tadına bakıp yemekte hangi baharatlar var anlayabiliyorsun.

Bunlara ek olarak hayatın boyunca edindiğin becerilerin var; araba sürmek, okumak-yazmak, masa tenisi oynamak veya tarla sürmek gibi.

Ve korkuların, hayallerin, düşlerin, cesaretin, sabrın, sevgin, öfken, nefretin, ses rengin, mimiklerin, umudun, onurun, davranışların, tarzın var. Bunların hepsi senin karakterini, kişiliğini, yani özünü oluşturur.

Bütün bunların içerisinde de bildiklerin ve bilmediklerin var. Kendini ne kadar iyi tanırsan, kendini ne kadar iyi tanırsan; gelişime açık yönlerini ve güçlü olduğun noktalarını o kadar iyi bilirsin.

Bilmediğin bir şeyi geliştiremezsin.

Bu yüzden, gelişimin birinci basamağı farkındalıktır, özbilinçtir

Ve karakter tahlili de özbilincini artırmanın yollarından birisidir.

Fakat doğru kullanıldığında… (devamı gelecek)

Elementer Karakter Tahlili

Elementer karakter analizi ile kendini içeriden tanı :)

Uzunca bir süredir son haline getirmeye çalıştığım elementer karakter tahlili ni az önce bitirdim, zipledim ve siteye yükledim. Yapman gereken tek şey aşağıdaki bağlantıya tıklayarak sıkıştırılmış dosyaları indirmek, bilgisayarına yüklemek ve daha sonra dilersen çıktı alıp, dilersen ekran başında testi cevaplayıp kitapçığı okumak.

Çok önemli bir nokta: önce testi doldurmak, sonra anahtarı kullanmak ve en son da kitapçığı okuman gerekiyor. Böylece anahtar ve kitapçıkta yazılanlardan etkilenmeden testi cevaplamış olacaksın.

Test, Anahtar ve Kitapçık olarak 3 dosya bir arada :

( Tüm dosyalar güncel virüs tarama programı ile taratılmıştır)

Elementer Karakter Testini ZIPlenmiş halde indirmek için buraya tıkla

Eğer dosyaları ayrı ayrı görmek ve indirmek istersen:

1-Elementer karakter testi.pdf
2-Degerlendirme anahtari.pdf (dikkat: üstteki testi bitirmeden burayı açmaman daha iyi olur)
3-Elementer karakter tahlil kitapcigi.pdf

Bu yazı yorumlara açık olacak. Test hakkında sormak istediğin her şeyi sorabilirsin, istersen kendi sonuçlarını paylaşabilirsin. Gelecek yazılarda karakter tahlilleri ve kişilikler üzerine daha da çok konuşacağız.