Böyle bir iddia ile yola çıkmış Erdal Demirkıran ve yazdığı kitapların birisinin de adı bu, “Ben Dünyanın En Akıllı İnsanıyım”. Herhangi bir kitabı okurken öncelikle yazarına bakarım ve sonrasında kitapta anlatılan gerçeklerin ne kadar doğru olduğunu sorgularım. Şimdi beraberce bakalım istersen, kim bu “akıllı adam” ?
Dünyanın En Akıllı Adamı
Kendisine bu payeyi yakıştıran bir insanı ciddiye almayacağım kesindi. Yine de bir şans vermek istedim, cidden mi böyle düşünüyor, gizli bir espri mi yapıyor yada başka bir şey mi var ?
Demirkıran’ın geçmişi araştırınca sadece 33-35 yaşları civarında, Marmara Üniversitesi işletme fak. mezunu olduğunu öğrenebildim. Eskiden bir işte çalışıyormuş fakat sonra insanları bilinçlendirmek misyonunu üstlenip kendisini kişisel gelişim, motivasyon ve dünyanı kurtarmaya adamış (dünyayı kurtarma vizyonu ve yol haritası bile var). Kendisiyle ilgili çok az bilgi olmasının en büyük sebebi ise yine kendi konsepti olan “Benim özgeçmişim yok, özgeleceğim var” yaklaşımı. Ne oldum değil ne olacağım demeli diyor kısaca. İnternet sitesi olsun, kitapları olsun, hep konuşma dilini kullanıyor ve kendine has bir ilişki kurabiliyor okurları ve dinleyicileriyle. Şimdiye kadar İstanbul Büyükşehir belediyesi, İSKİ, İETT,AKP, İstanbul Emniyet Müdürlüğü gibi yerlerde seminerler vermiş.
Hayat görüşü hemen tüm kişisel gelişimcilerin de paylaştığı paydalarda. İnsanın kendi sınırlarını kendi çizdiği, inanan herkesin başarılı olabileceği, yanlış inançlardan uzaklaşmamız gerektiği gibi benzer görüşler içeriyor. Bu görüşleri içerisinde bana en anlamsız gelen ise kendisini bir şekilde ermiş, olayı çözmüş, en akıllı olmuş kişi olarak görmesi. Yani gelişiminin sonuna gelmiş ve bitirmiş. Önce verdiği paralı seminerlerle bizlerin daha sonra tüm dünyanın gözlerini açacak ve sonsuz mutluluk çağını getirecek (kendi ifadesi). Bu yaklaşımla ilgili görüşlerim malum.
Özellikle samimi anlatım dili, hikayelerle örnek vermeyi sevmesi, bir çok çarpıklığı ve özellikle Türkiye’deki yanlış inanışları göz önüne serme çabası için Demirkıranı takdir ettim. Fakat birazdan okuyacağın kitap incelemesinde de değineceğim gibi, doğru olmayan bir çok şeyi doğru gibi sunması (cahillikten ve bilerek), gerçekleri çarpıtarak vermesi (yine gaflet veya dalalet) ve bu sayede okurun/dinleyicinin kafasını karıştırması yüzünden, vizyonu da dahil olmak üzere söylediği hiç bir şeye inanmadım. Bana yine modaya uyup kolay yoldan para, başarı ve şöhret kazanmaya çalışan birisi olarak geldi. Veya bir başka olasılık, kendi kendine tekrar ede ede, gerçekten dünyanın en akıllı insanı olduğuna inanmış (hipnotize etmiş kendisini) ve bu yüzden dünyanın en akıllı insanı olarak ne derse, ne düşünse doğru geliyor kendine. Böylece yapılabilecek en kötü şeyi yapıyor : kendi kendini kandırıyor.
Sap Saman, Toz Duman
“Ben Dünyanın En Akıllı İnsanıyım” kitabının belirli bir odak konusu yok. İnsanın yaşamını iyileştirmesi için neler yapması gerekir konulu bir çok farklı kısımdan oluşuyor kitap. Hatta bazı kısımları BeyazTavsan’daki yazılara benziyor, az uyumak üzerine bir bölüm bile var. Kitabın genel havası aslansın, kaplansın, ne istersen yaparsın, yürü be koçum şeklinde özetlenebilir. Genel bir çerçeve olmadığından fikir tekrarları çok fazla, ‘ben bunu daha önce okumamış mıydım?’ diyebiliyor insan. Ama yine de yiğidi vur hakkını yeme demişler, hiç sıkmadan bir çırpıda okunuyor kitap ve insanı gerçekten düşünmeye itiyor. Ben de bir çok faydalı nokta buldum, akıllı adam fark etmiş bazı şeyleri hakikaten
Ama madalyonun öbür yüzünü çevirince işler o kadar da iyi görünmüyor. Özellikle doğruları ve gerçekleri söylemek konusunda. Bir kaç örnek verelim mesela:
Her şeyin göründüğü gibi olmayabileceği konusunda yazarken,
Uzayın sonsuz bir boşluk olduğu hemen hemen tüm uzay bilimcilerin hemfikir olduğu bir konudur. Dünyanın gelmiş geçmiş en büyük fizikçisi Albert Einstein bile sonsuz demişti uzaya. Acaba uzay gerçekten sonsuz mu?
diyor. Öncelikle bile kelimesine takıldım, …Einstein bile… sanki Einstein uzay sonsuz dedi ve sonsuz olmadığı kanıtlandı. Ama Demirkıran asla bunu demedi veya demezdi. Efsaneleşmiş bir ismi böylesine küçük görüp üzerinden bir şeyler kanıtlamaya çalışmak çok komik olmuş. Ama ifadeler o kadar güzel saklanmış ki (bile…) ilk bakışta insan olayı anlamıyor. Gerçekten de her şey yazarın gördüğü gibi değil.
Başka bir yerde de beyin üzerine yazmış,
Sen yüz milyar sinir hücresiyle (Nöronla) doğdun. Bunlardan yaklaşık on milyarı beynine yerleştirildi. Nöronlar diğer hücreler gibi artmaz. Aldığın darbelerle, içtiğin sigarayla, kullandığın alkolle, yaşlanman gerekçesiyle kısmen azalır ama asla artmaz. Nöronlar insanların bilgi bankasıdır. Her nöron ayrı bir hazinedir ve binlerce bilgi içerir. Tüm bildiklerine, nöron denilen bu hücrelerden ulaşırsın.
İnsan beyninde 10 milyar değil 100 milyar nöron vardır ve bunların artıp artmadığı tartışma konusudur. Hazine olan nöronların kendisi değil aralarında yaptıkları bağlantılar sayesinde oluşturdukları ağlardır. Nöron hazine değildir, binlerce bilgi içermez. (Bu bilgileri bunun gibi herhangi bir kaynaktan doğrulayabilirsin)
Yani bu demek oluyor ki, yazar kulaktan dolma bilgileri, internete beş dakika girip doğrulama zahmetine bile katlanmadan, oturmuş yazmış. Bir de başına ’sanırım, olabilir, bildiğim kadarıyla’ falan gibi ifadeler de koymuyor, yalan yanlış bilgileri dan dan dan diye okuyucuya çakıveriyor. Ama diğer yandan, “dünyanın en akıllı insanı” böyle dediyse kimseye laf düşmez sanırım.
Sonuç olarak, eğer öz gelişim üzerine pek kitap okumadıysan, biraz gaza ihtiyacın varsa ve cüzdanında yeri belli olmayan biraz paran varsa bu kitabı okumanı tavsiye ederim. Okurken dikkat et, yazarın verdiği bilgilerin yanlış veya tam doğru değil, başından geçmiş gibi yazdığı hikayelerin çoğu kurmaca gibi duruyor. Fakat hayat felsefesi, Türkiye ve Türk insanı hakkındaki görüşleri faydalı ve farklı bir bakış açısı yakalamana yardımcı olabilir. Öğleden sonra okumaya başlarsan, akşama doğru biter. Demirkıran’ın verdiği bir kaç egzersiz de hiç fena değil, en azından bir dene derim.
Son Sözler
Keşke bu adam biraz daha araştırma yapıp, düşüncelerini biraz daha toparlayıp, egosunu biraz daha terbiye edip öyle çıksaydı karşımıza. O zaman gerçekten samimi olduğuna inanır ve daha ciddiye alırdım. Şu anda benim için öz gelişim yığınındaki taşlardan birisi sadece, ama en akıllısı o ayrı
_______________
Bu kitabı aşağıdaki bağlantıya tıklayarak satın alırsan, Beyaz Tavşan’a ufak da olsa bir katkı sağlayabilirsin.
| Ben Dünyanın En Akıllı İnsanıyım
Erdal Demirkıran |
Kitap listesine dönmek için buraya tıkla.
Konu ile ilgili diğer yazılar
En İyi Öz Gelişim Kitapları


8 yorum ↓
1 hülya konar // May 11, 2008 at 08:49
iyi pazarlar sevgili beyaz tavşan…sanki bir yazınızda eşinizden bahsetmiştiniz.aklımda kalmış.eşiniz varsa çocuğunuzda olabilir diye tüm arkadaşlarıma yaptığım gibi sizin eşinizin de anneler gününü kutluyorum… sevgilerimle.
2 orpen // May 14, 2008 at 20:19
1-Kitap ismiyle kafadan kaybetmiş.
2-Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunca düşünen insanı etkilemek zor.
3 Kan Revan // May 24, 2008 at 10:17
Okurken Uyuyacaktım ahuha dedım yer yer yer yer sınırlendım guzel ınsan adam en akıllı kendıne göre kı sende öyle olmalısın kı oylesın sadece yuksek sesle soylemıyorsun zaten yazar hakkında yaptıgın elestırılerde senın kendını nekadar akıllı buldugunun kanıtıdır bence olayı çözememıssın aş aş
4 Cagdas // May 24, 2008 at 10:55
İsminle uygun kanlı bir yorum olmuş
Kendimi tabi ki akıllı buluyorum, hatta sayfanın tepesinde BeyazTavsan yazısının altında dikkat ettiysen ‘akıllı insanların gelişim rehberi’ yazıyor. Bu şunu da gösteriyor tabi, bu sitenin kullanıcıları da akıllı insanlar, senin yaptığın yorumu (ki bunun farkındasın) herkes yapamaz.
Yorumun üzerine biraz daha yazmıştım ama sonradan vazgeçtim; bu tür konuların polemikleşip sonsuza kadar süren bir tartışmaya dönme potansiyeli çok fazla. Vakit harcayıp yorum için sağol bu arada.
5 belgin // Haz 3, 2008 at 01:07
hayatimda okudugum en guzel kitap diyebilirim bence yaklasik 1.5 sene oldu okuyali fakat gercekten bir insanin dusuncelerini dile getirmis. harika bir kitap ve bir cok kisiyede okumasi iin oneride bulundum. tebrik ederim
6 Fasulye // Haz 20, 2008 at 09:02
doğumdan ölüme her gün gözlemlediklerimiz ve yaşadıklarımızla büyürüz. dunyanın en akıllı insanı olduğunu iddia eden biri kendi doğru ve gerçeklerinden başkasını kabul edemez, o halde değişemez, büyüyemez. Geldiği gibi gider..Dünyanın en akıllı insanı olmak zaten hayatta hiç bir şeye yetmez.. Önemli olan sahip olan aklı nasıl kullandığınızdır. Para da iyi kötü herkes de var, ama iyi yatırımlarla değerlenir, çoğalır.. Yoksa erir gider..
Kimseden doğduğu kişiliği ile ölmesi beklenemez.
7 Mr.Pigeon // Haz 30, 2008 at 21:00
Çoğunuz kitabın ismine takmış bunun bir pazarlama taktiği olduğunu anlıyorsunuzdur umarım .Kitabı okumadım ama dikkat çekici bir ismi var buda onu farklı kılıyor.Sonuç adam kendini satıyor ( fikirlerini bilmem ama) kendini çok iyi pazarlıyor.
8 Cagdas // Tem 1, 2008 at 19:08
Evet reklam ve pazarlama konusunda haklısın. Kendisini Beyaz Show’a çıkartacak kadar ilginç hale getirmeyi başarmış.
Yorum yazın