Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim

Lütfen cevap verin

Bugün sizlerle aylar önce gelen bir e-posta’yı paylaşmak istiyorum.

E-posta’yı yazan okuyucumdan, yayınlamak için izin istedim (eğer yayınlamamı istemezsen tekrar cevap yaz diye e-posta atmıştım) ve cevap gelmedi. Sonuçta, o mesajı yayınlıyorum.

Yorum yapmadan sadece Feyza’nın yazdığı orjinal mesajını (sadece okunurluğu biraz artırdım, orjinalini hiç bozmamaya gayret ettim) okuyacaksınız.

Eğer başından benzer tecrübeler geçtiyse veya benzer durumdaysan, yorumlarınla ona destek olabilirsin.

Siteyi hala takip edip etmediğini bilediğimden, yorumlar bir miktar birikince hepsini toplayıp kendisine e-posta ile göndereceğim.

İşte karşınızda olanca içtenliği ve bu satırları ona yazdıran cesareti ile Feyza:

Öncelikle merhaba diyorum. Ben de yazınızda yazdığınız gibi Google can sıkıntısı yazıp sitenize rastlayanlardanım. Yazılarınızı beğendim ve şunu fark ettim ki yorum yapan arkadaşları görünce de herkesin derdi aynı.

Yani hayat sanki ikiye ayrılmış başarılı olanlar ve olmayanlar diye. Başarısız olan kısım mutsuz umutsuz hep hayallere olan ve sadece hayallerde yasamak zorunda kalan sevdikleri olan ama öyle yada böyle kavuşamayan, kısmen üniversitede okuyan . Onlar da istemedikleri bölümlerde, çoğu işsiz, işi olanlarda kotu ve düşük ücretle çalışanlar, genelde psikolojisi bozuk olanlar ve genelde depresyonu tatmış kimseler.

Artık bunu kadere bağlıyorum.Yanı başarısızlar silik konuşamayan insanlarla iletişim kuramayan girdiği yerlerde rahatsızlık duyan öz benliği, özgüveni ve özsaygısı yerlere düşmüş ayaklarda dolaşan benim de içine dahil olduğum tipler.

Başarılar ise tabaka sistemine tabiymişiz gibi bunun tam tersi. Yani bunları düşününce ve etrafımda gözlemlediğimde bu başarısız grubun başına her iş geliyor bütün olumsuzluklar bizlerle.Ne iyi bir eğitim alabiliyoruz zeki ve başarılı olsak da (çünkü bizi destekleyen ve inanan eş dost akraba aile olmuyor) ne sevdiğimize kavuşabiliyoruz ya bizi daha güzeline tercih etmesinden yada muhterem ailelerinin bizi çocuklarına yakıştırmamasından.

Bütün olumsuzluklar üzerimize yağmur gibi yağarken hayatta yaşamaya çalışıyoruz yada yaşadığımızı sanıyoruz. Kendimden bahsedeyim, işi gücü olmayan boş vakti dolu vaktinin çok çok üzerinde yapacak bir şey bulamayan tiplerdenim. Üniversite okudum ama çevremdeki hiç kimse beğenmiyor okuduğum bölümü, henüz işe de giremedim bi tane sevdiğim vardı ailesi beni ona yakıştırmadı. Bir süre depresyondaydım şimdi yeni yeni nefes almaya başlıyorum ama bu tabaka sistemini artık aşmak istiyorum. Belki bu konuda sizin tavsiyeleriniz olabilir.

BENI DINLEDIGINIZ ICIN TESEKKUR EDERIM.

Sitenizi beğendim Cvb mailima atarsanız memnum olurum.

Not: Doğrulama sorusunun bir şaka olduğunu sanmıştım değilmiş :)

Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim” üzerine 16 düşünce

  1. Ben buraya yorum yazanlardan farklı düşünüyorum ki o da şudur: bence maili yazan kişi hayatı çözmüş ve gerçekleri görmüş.
    Yorum yazan arkadaşların genel bakışı ise gayret et bırakma kendini, daha çok çaba göster en sonunda bir şey olur şeklinde.
    Hayatta bir şanslılar birde şanssızlar var. Başarı ise tamamen göreceli bir kavramdır çünki başarılarımızın büyük çoğunluğunu başkaları adına kazanıyoruz. Bir kişi ne yaparsa yapsın şansı yoksa hiç bir şey olamaz. ister IQ su 180 olsun ister usta seviyesinde bir sanatçı olsun .
    Şunu anlamak lazım sıradan insanlar hayata – derece ile başlıyor ( bunu para ,iyi aile vb. olarak düşünün.) şanslılar ise +(artı) derece ile başlıyor. İşte bu anlatılan başarı hikayelerini başaranlar genelde 0(sıfır) olarak hayata başlayanlardır. Ama siz -(eksi) tarafta iseniz geçmiş olsun.sıfırdan başlamak tabirini şimdi daha iyi anlıyormusunuz ?

    Bu durumda bir insanın yapması gereken ilk şey hayata nasıl başladığını iyi analiz etmesidir. Bunu iyi analiz edenler hayatlarının rotasının nasıl olacağını bilirler ve gereksiz ümitlerin ve hayallerin peşinde koşmazlar veya zaten o hayalleri yapmaya gerçekleştirmeye başlamışlardır bile.

    Saygılarımla

  2. önder bence sen kendini çalışmalarına ve derslerine vererek kendini düşünmemiş değilsin tam tersine aslında orda kendini düşünmüşsün bir nevi terapi olarak görerek ders çalışmışsın aslında böyle durumlarda hepimiz bu yöntemi kullanmalıyız. kendimizi işimize vermeliyiz, işkoliklik dünyadaki en iyi bağımlı türüdür ve bu bağımlılık insana zarar vermez, kesinlikle vermez.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>