Yazı konuları değişik şekillerde aklıma geliyor. Bazen o gün yaşadığım bir olaydan çıkarttığım veya etrafımda gözlemlediğim olgulardan konu olabiliyor. Yine de üzerine yazmaktan en çok hoşlandığım konular sizlerden gelenler.
Şimdiye kadar en çok e-posta aldığım yazı seçimini yap ve arkana bakma oldu. Bana bütün yazanlara tek tek cevap verdim fakat son aldığım bir e-postaya cevap yazarken baktım ki cevap makale gibi oldu, ben de konuyu biraz daha genelleyip gerçekten bir makaleye dönüştürmeye karar verdim.
Bütün savaş taktikleri arasında en önemlisi, ne zaman geri çekileceğini bilmektir. -Çin Atasözü

Vazgeçmek, bırakmak, caymak, terk etmek, ayrılmak…nedense insanda hep olumsuz duygular çağrıştırır. Başladığın işi bitirmek en yüce erdemlerinden birisidir günümüzün. Sebat etmek, ısrarcı olmak güzel şeyler. Tuttuğunu koparmak çok önemli, ama galiba neyi tuttuğun o kadar da önemli değil.
İnsanın istekleri, hayalleri, sevdikleri peşinde koşmasından daha yüce bir şey olamaz. Bu koşuda da engellere takılanlar değil hepsinin üstesinden gelenler, düşse bile kalkıp devam edenler kazanır. Önemli olan konu ise, bu hayal ve isteklerin gerçekten sana ait olup olmadığının farkına varmandır.
Üniversitede okuduğun bölümü sen mi seçtin? Gerçekten mi sen seçtin yoksa seçtiğin yanılsamasına mı kapıldın? Peki ya işin? Neden şu anda çalışmakta olduğun işte çalışıyorsun? İşten ayrılırsam annem kızar, eşime laf anlatamam, insanlara ne derim demiyorsundur herhalde? İyi, iyi…
Hayatını toplumun, ailenin veya kısaca kendin dışında herhangi başka birisinin yaptığı seçimlere göre yaşarsan, asla mutlu olamazsın. İçinde yaşadığın kültür, sosyal çevre, ve saire tabiî ki seçimlerini etkiler fakat sonuçta kararı alan sen olmalısın. Yoksa hep bir şeyler eksik kalır, içindeki o ses sürekli rahatsızlığını dile getirir, canını sıkar.
Seçim yapmak
Bir şeyi seçmek zor karardır. Aslında verilen her karar da bir şeyi tercih etmek ve dolayısıyla başka bir şeyden feragat etmek demektir. Bir de perdenin arkasında başka bir olgu var; bir karar vermemek de seçim yapmaktır, ama kolay yoldan.
Karar vererek seçim yapmak, yaptığın her neyse vazgeçip başka şeye başlamaktır. Bu zordur, çünkü insan mesuliyeti tamamen hisseder. Karar vermeden seçim yapmak ise, yaptığın her neyse ona devam edip başka bir şeye başlamaktan vazgeçmektir. Bu ise kolaydır, çünkü alışılmışlık insana güven verir, karar vermenin mesuliyetini almamış olursun. Bir insanın kendisine yapabileceği en kötü şey, hayatını karar vermeden yaptığı seçimlerle götürmektir.
Seçimini yap ve arkana bakma yazısı için gelen e-postalardan bir tanesi, doktora öğrenimine devam eden fakat benim de yaptığım gibi bırakmanın eşiğinde olan bir okurdan gelmişti. Eğer yaptığın işi, başladık bir kere bari bitireyim diye yapıyorsan, emin ol o işin sana bir getirisi olmaz. Daha doğrusu, onun yerine daha severek yapacağın her hangi bir şeyin çok daha faydası olur. Benim bırakırken düşüncem buydu ve sonrasında kesinlikle pişmanlık duymadım.
Birşeyleri bırakma zamanı geldiğini düşünüyorsan, bunun sebebinin karşılaştığın zorluklar olmadığından emin olman gerekir. Sana artık fayda sağlamayan bir şeyden vazgeçmen yararınadır. Fakat karşılaştığı zorluklar karşısında pes edip hayallerini gerçekleştiremeyen birisi asla olmamalısın. Pes etmek ve vazgeçmek aynı şey gibi görünse de ilki sana zarar ikincisi de doğru şekilde yaparsan fayda getirir.
Hayatta hiçbir şey mutlak doğru veya mutlak yanlış değildir ve bu bırakmak için de böyle. Bırakmak, vazgeçmek, her zaman kötü bir şey değildir. Her tuttuğunu kopartmak zorunda değilsin, her başladığını bitirmek zorunda da değilsin.
Bu arada, eğer kendinin biraz fazla iş değiştirdiğini, fazlaca sıkılgan olduğunu falan düşünüyorsan, bir de David Allen’ın özgeçmişine göz at derim
Nasıl karar vermek lazım?
Yaptığın şeyin senin tercihin olduğunu nasıl anlarsın? Veya çoğumuzun içinde bulunduğu duruma göre şu soruyu sorayım; yaptığın şeyin senin tercihin olmadığını nasıl anlarsın? Senin için 4 soruluk bir BeyazTavşan kariyer testi hazırladım, her A 1 puan, B’ler 10 ve C’ler 100 puan. Şimdi teste geçelim.
1) Çalıştığın işte neden çalışıyorsun (veya neden dersini çalışıyorsun) ?
a. Bilmem, öyle denk geldi.
b. Parası için/daha iyi bir gelecek için.
c. Bilinçli olarak seçtiğim ve çalışırken zevk aldığım için.
2) Çok çalışmak ne demektir?
a. Mümkünse yapılmaması gereken, sağlıksız ve gereksiz bir şey.
b. Başarmak ve yükselmek için gerekli olan şey.
c. Ben tam zevkle çalışıyorken eşimin/annemin/arkadaşlarımın bana söylediği şey.
3) Nasıl para kazanıyorsun?
a. Başkalarından alıyorum/kazanmıyorum (aile vb..)
b. Bir işim var, çalışıyorum ve kazanıyorum.
c. Sevdiğim bir şeyler yapıyorum, karşılığında para veriyorlar.
4) Şu andaki gelirinin her ay sabit olarak hesabına yattığını düşün. Ne yaparsan yap bu gelir değişmeyecek. Ne yapardın?
a. Seyahata/tatile/vb.. çıkardım. Hayatın tadını çıkartırdım.
b. Sevdiğim bir işle uğraşmaya başlardım, yapamadıklarıma zaman ayırırdım.
c. Şu anda yaptığım işe devam ederdim.
Değerlendirme:
4 Puan: Eski mısırda bir köleye bu testi yapsaydım aynı puanı alırdı. Gerisini sen düşün.
5-130 Puan arası: Sana empoze edilenler bu, seyrettiğin her reklam, okuduğun her kitap, konuştuğun her insan sana tam da bu seçimleri yapmanı söylüyor. Sen bir karınca yada işçi arı değilsin. Ama ışık var, durum ümitsiz değil.
200-310 Puan arası: Doğru yoldasın.
400+ Puan: Eğer gerçekten 400 puan aldıysan, lütfen bana bir e-posta at ve kısa bir röportaj yapalım
Burada aldığın puanı, hayattan alabileceğin zevk, mutluluk, doyum, vb.. olarak düşün. Gerçekten “sevdiğin” işle uğraşmak ve uğraşmamak arasında yüzlerce kat fark var. Yaşamda tek önemli şey işini sevmek değil, fakat en önemlilerinden birisi bu.
Herkese hayatta 400 puan ve üstü dileklerimle


bir konudan sapış daha:
Ayşe ,blogun var mı diye baktım ama çıkmıyor yada görüntülenmiyor.Olsaydı iki dedikodu yapardık diyecektim ama vazgeçtim.
Beyaz Tavşan,msn’e çevirdim burayı diye kızabilir
Sevgili Beyaz Tavşan,testi yazıp/yapıp kaçmışsınız
Kaç gündür sesiniz çıkmıyor bir bakayım dedim.
Sevgilerimle.
Pazar günü Almanya’ya geldim, 2 hafta buradayım. Yorumları okuyorum ama henüz yazacak vakit bulamadım.
Üzerine konuşulması gereken çok güzel yorumlar gelmiş, çok yakında birşeyler yazacağım.Şimdilik kusura bakmayın, herkese selamlar.
Yazının ilk halinde puan yorumlamasında 5-130 yerine 5-99 vardı, sonra barajı biraz daha yukarı çektim ama yorumu yumuşatmadım
Bu yüzden sınırda çıkanlar için biraz sert gelmiş olabilir.
@Ayşe: İnan değil
@Engin: Daha fazlasını iste derim
@Ferdi: Sen nasıl dersen öyledir. Fakat ufak bir not olarak, aslında 100′ün üstü diye bir puan pek olmaması lazım. Ya 40 ve altı ya da 400
@Orpen: Ne diyebilirim ki, daha iyi olanaklar olduğuna eminim. Blogun öyle söylüyor.
@Nurdan Özgören: Puan yorumlarını biraz önce de açıkladım. Fakat bu uzun yorumun biraz daha fazlasını hak ediyor :} İş-Meslek konusunda hep aynı hikaye anlatılır ülkemizde: İnsanın bir mesleği vardır (mühendis, doktor, iktisatçı, asker) bir de yaptığı iş vardır. Bu mantığa göre mesleği turizm olan birisi kabzımallık yapabilir. Ben buna pek katılmıyorum, bence insan önce yapacağı işe karar vermeli sonra da yapmalı. Bu arada gereken eğitim varsa da almalı. Bizdeki sistem tam tersi şekilde çalışıyor ve zaten sıkıntılarını hep beraber çekiyoruz.
Son olarak eğer bu yazıda seni özellikle kızdıran, yada hiç katılmıyorum ne saçmalamış bu dedirten yerler varsa, özellikle o noktaları tekrar yansız olarak düşünmeni öneririm.
Genelde insanın en çok tepki verdiği, özellikle duygusal tepki verdiği, şeyler onun için en önemli olanlardır.
Müthiş yorumlar ve paylaşımlar için tekrar teşekkürler.
yok canım…kızdıran ya da off saçmalamış dediğim bir yer olmadı. sadece kendi tarafımdan nasıl görünüyor onu yazdım. ayrıca -bence- yorum yazılarını sadece ‘Çağdaş’ın yazısının eleştirisi’ gibi algılamama taraftarıyım. yorumlarla da konunun pek çok açılımı tekrar tekrar tartışılmış olabiliyor pekala
yorumun duygusal tepkiden ziyade konuyla ilgili bizdeki tabloya genel bir bakış amaçlıydı daha çok…sistemle ilgili görüşümüz MESLEK-İŞ ayrımının bizdeki tezahürü konusunda hemfikiriz,başta da belirttiğim gibi…sanırım yeterince vurgulayamadım ya da gümbürtüye gitti
sevgiler…
“daha fazlasını iste” derken çağdaş bey tam çözemedimde
insanın kendisi ile problemi varsa , kendisini sevmiyorsa eğer boşuna aramasın hiç bir işi sevmesinin imkanı yok.
Selamlar benden,bizden size asıl .