Dikkatini Geri Kazanmak

Tam boyut için tıklayın

Önsöz: Tüm makalelerini severek okuduğum Paul Graham’ın, beğendiğim bir makalesini çevirip yayınlamaya karar verdim, umarım siz de benim kadar zevkle okursunuz ve faydalanırsınız. Paul Graham ve makaleleri hakkında şurada daha detaylı bilgi bulabilirsiniz. Keyifli okumalar.

Çeviri notları:

1) Makalede sık sık geçen ‚procrastinator’ kelimesinin tam karşılığı Türkçe’de yok. Anlam olarak işini erteleyen kimse demek. Ben de çeviri daha okunaklı olsun diye kestirme olarak ‚üşengeç’ kelimesini kullandım. Bu metinde üşengeç; tembel miskinden ziyade, işleri sonraya erteleyen anlamında.

2) Yine çok sık kullanılan bir terim de distraction. Yine tam Türkçe karşılığı yok ama dikkat dağıtan, ilgi dağıtan şeyler olarak çevirdim.

3) Bazı yerlerde ek açıklama ihtiyacı hissetim. Bu noktalar için [1], [2] gibi işaretler koyup yazının sonunda açıklamaları ekledim.

Dikkatini Geri Kazanmak

Üşengeçlik, dikkat dağıtan şeylerle beslenir. Çoğu insan boş boş hiç birşey yapmadan oturmaktan rahatsız olduğu için, iş yapmaktan kaçmak için başka bir şeyler yapar.

Yani üşengeçlikten kurtulmanın bir yolu, dikkat dağıtan şeylerden uzaklaşmaktır. Fakat bunu yapmak o kadar da kolay değil, çünkü dikkatini dağıtmak için gerçekten çok uğraşan bir sürü insan var. Dikkatini çelen şeyler durağan değildir, yolun ortasında duran bir taştan kaçındığın gibi onlardan kaçınamazsın. Dikkat dağıtıcılar senin peşinden gelir.

Chesterfield; kiri, yanlış yerde duran maddeler olarak tanımlamıştı. Dikkat dağıtıcılara ise yanlış zamanda arzulanan şeyler denilebilir. Teknoloji ise bu arzulanan şeylerden daha da çok üretmek için sürekli geliştiriliyor. Tam birinden kaçınmayı öğrendik derken, tıpkı ilaçlara dirençli bakteriler gibi, hemen bir yenisi çıkıveriyor.

Örneğin televizyon, 50 yıllık ince ayar ve gelişimin sonucunda görsel bir uyuşturucuya dönmüş durumda. 13 yaşımda TV’nin bağımlılık yarattığını fark edip seyretmeyi bırakmıştım. Fakat daha yeni, ortalama bir Amerikalının günde 4 saat TV seyrettiğini okudum. Hayatlarının dörtte biri. [1]

TV artık gerileme döneminde ama bunun asıl sebebi, insanların daha da bağımlılık yaratan şeyler bulmaları. Asıl tehlike ise bunların çoğunun bilgisayarınızda olması. Bu durum tabiki kazara oluşmadı. Giderek artan sayıda ofis çalışanı bilgisayar başında internete bağlı olarak oturuyor ve dikkat dağıtıcılar her zaman üşengeçlere göre evrimleşir.

Eskiden bilgisayarlar, en azından benim için, sadece iş içindi. Arada sırada bir sunucuya çevirmeli modemle başlanıp epostalarıma bakar veya dosya transfer ederdim, ama çoğunlukla ağa bağlı değildim. Tek yapabildiğim yazmak ve program yapmaktı. Şimdilerde ise sanki birisi masamın ortasına bir televizyon koymuş gibi hissediyorum. Son derece bağımlılık yaratan şeyler bir tık ötede. Çalışırken bir yerde takılıp kaldın mı ? Hmm, bakalım internette yeni neler var.

Yıllarca; TV, oyunlar ve Usenet gibi zaman kayıplarından özenle kaçındığım halde, dikkat dağıtıcıların kurbanı olmaktan kurtulamadım. Çünkü onların da evrimleştiğini fark edemedim. Eskiden oldukça güvenli olan internet, giderek, yavaş yavaş, daha tehlikeli bir hal aldı. Bazı günler uyanıp; bir kahve yapıp, haberlere bakıp, epostalara bakıp, sonra tekrar haberlere bakıp, sonra bir iki eposta cevaplayıp sonra bir anda neredeyse öğle yemeği vaktinin gelip doğru dürüst hiç bir iş yapmadığı fark ettim. Ve bu giderek daha sık tekrarlanmaya başladı.

Internetin ne kadar da dikkat dağıtıcı hale geldiğini fark etmem şaşırtıcı derecede uzun sürdü çünkü sorun karşıma kesintili olarak çıkıyordu. Sadece arada bir ortaya çıkan bir böceği görmezden geldiğiniz gibi ben de bunu görmezden geldim. Bir proje üzerinde çalışıyorken dikkat dağıtabilecek şeyler çok da sorun değil. Beni daha çok, bir projeyi bitirip bir sonra ne yapacağıma karar vermeye çalışırken ısırırlardı.

Bu yeni tür dikkat dağıtıcıların zor fark edilmesinin diğer bir sebebi de, sosyal kuralların, adetlerin, henüz çağa yetişememiş olması. Eğer tüm bir sabahı koltukta oturup TV seyrederek geçirirsem bunu fark etmem çok kolay olurdu. Tıpıkı yalnız başına içmek gibi, tanıdık bir tehlike işareti. Ama Internet’te vakit geçirmek hala çalışmaya benziyor ve öyle hissettiriyor.

Sonuç olarak, internetin aşırı dikkat dağıtıcı bir hale geldiği apaçık ortada ve ona daha farklı şekilde davranmaya başladım. Bilinen dikkat dağıtıcılar listeme bir ekleme daha yaptım: Firefox [2]

Bu problemin çözümü gerçekten de zor çünkü bir çok insan iş yapabilmek için internete ihtiyaç duyuyor. Eğer çok fazla içiyorsanız, sorunu çözmek için tamamen bırakabilirsiniz. Ama aşırı yeme probleminiz varsa, bunu yemeği keserek çözemezsiniz. Internet’ten kaçınmak, diğer dikkat çelicilerden kaçınmak kadar kolay olmayacaktı.

İlk başta bir kaç kural denedim. Örneğin kendi kendime Interneti günde sadece iki sefer kullanacağım dedim. Ama bu tür kurallar uzun vadede işe yaramadı. Çünkü eninde sonunda mutlaka ineterneti daha fazla kullanmamı gerektirecek birşeyler çıkageldi. Böylece ben de yavaşça eski alışkanlıklarıma doğru süzüldüm..

Bağımlılık yaratan şeylere sanki bilinçli hasımlarmış gibi davranmak gerekir – sanki kafanızın içinde küçük bir adam var da bırakmaya çalıştığınız her ne ise, onu bırakmamanız için sürekli makul ve mantıklı iddialarda bulunuyor. [3]

Bu işin anahtarı şeffaflık gibi duruyor. Çoğu kötü alışkanlığın en önemli malzemesi inkardır. Yani öyle bir hale getirmelisiniz ki, kurtulmaya çalıştığınız şey her ne ise, ona doğru yavaşça süzülmeniz imkansız hale gelmeli. Tehlike çanlarını çaldırmalı.

Belki uzun vadede internet’in dikkat dağıtan özelliğiyle baş etmenin en doğru çözümü, onu gözleyip kontrol eden bir yazılım olacaktır. Fakat o zamana kadar kesinlikle işe yarayan çok daha keskin bir çözüm buldum: Internet’e girmek için farklı bir bilgisayar kullanmak.

Bir web sayfasını düzenlemem gerekmiyorsa veya bir yerlere dosya göndermeyeceksem, ana bilgisayarımdaki wifi’yi kapalı tutuyorum. Odanın diğer köşesinde ise epostalarımı okumak veya Internet’te gezinmek için kullandığım başka bir dizüstü bilgisayarım var. (İşin komiği, bu bilgisayar Steve Huffman’ın Reddit’I yazdığı bilgisayar. Steve ve Alexis eski dizüstülerini hayır kurumları için açık artırmaya çıkarttığında, Y-Combinator müzesi için almıştım.)

Kendime koyduğum kural ise şu: Öbür bilgisayarı kullandığım sürece Internet’te istediğim kadar vakit geçirebilirim. Sadece bunun bile yeterli olduğu ortaya çıktı. Odanın diğer tarafında oturup eposta okumaya veya ağda gezinmeye başladığımda, bunun açıkça farkında oluyorum. Hatta benim durumumda, durumun öylesine farkına varıyorum ki internette günde 1 saat bile zor vakit geçiriyorum.

Sonunda ana bilgisayarım iş için serbest duruma geldi. Eğer siz de bu küçük numaraya denerseniz, bilgisayarınız internete bağlı değilken ne kadar garip hissettiğinizi görüp şaşıracaksınız. Benim için bu çok korkutucu olmuştu. Çünkü sadece iş için kullanabileceğim bir bilgisayarın başına oturmak o kadar yabancı geldi ki, eskiden ne kadar çok vaktimi boşa harcamış olduğumu anladım.

Hadi canım! Bu bilgisayarda yapabileceğim tek şey çalışmak. O zaman çalışayım bari.

İşte işin güzel tarafı da bu. Eski kötü alışkanlıklar çalışmana yardım edebilir. O bilgisayarın başında saatlerce oturmaya alışmış haldesin. Ama artık internete girmek veya eposta kontrol etmek yok. Peki şimdi ne yapacaksın ? Orada öyle boş boş oturamazsın ve çalışmaya başlarsın.

[1] Türkiyede ise günde ortalama 4,5 saat

[2] Firefox bizde çok meşhur değil, ama bilmeyenler için Internet Explorer gibi bir web tarayıcı.

[3] Ben de Bırak, sigara seni bıraksın, sigaradan tam bu şekilde bahsetmiştim, gerçekten çok doğru bir yaklaşım.

, , , ,

2 Responses to Dikkatini Geri Kazanmak

  1. Elgun Beyler 31/05/2010 saat 12:41 #

    Gerçekten çok güzel bir yazı. Ben evde internetten kurtulmak için ADSL-i geçici olarak durdurdum. Ama iş ortamında internete neredeyse hiç ihtiyacım yokken internette günde bir kaç saat boş zaman geçiriyorum. Bir ara bu yazıdakine benzer bir şey yaptımsa da pek faydası olmadı. Ben yaklaşık iki hafta kadar internete yalnızca cepten giriyordum. Hayli masraflı oluyor tabii)) Ama belki de bu da bir çözüm ola bilir. Yeni bilgisayara almaktan daha ucuz en azından))

  2. Akademisyen 07/08/2011 saat 18:32 #

    Boşluğa düşmek… Hepimizin aslında yaptığı bundan kaçmak. Ufak ufak atıştırmalarla karnımızı doyurur gibi, içine düştüğümüz boşluktan kurtulmak için duvarları tırmalıyoruz. O duvarlarda bize geçici tatminlik sağlayan bu dikkat dağıtıcılar oluyor…

Bir Cevap Yazın