Kendini Yaşa (1): Amaç
Sokaklar, caddeler, şehirler hep kendisini unutmuş insanlarla dolu. Gerçekten gururlu, güvenli, ne istediğini bilen, bilge, yani kısaca dostun olmasını isteyeceğin türden insanların sayısı giderek azalıyor. Dünyadaki korku seviyesi arttıkça, insanların özbenlikleri de o kadar siniyor. Kendileri gibi değil de kendilerinden istenildiği gibi yaşamayı seçiyorlar.
Oysa kendini yaşamamak ölmektir.
Yaşamak insanlık hakkı olsa da, kendini yaşamak doğuştan gelen bir hak değil malesef, en azından günümüzde değil.
Kendini yaşamak için içindeki sese kulak vermeli ve uğraşmalısın. Sürekli çaba harcamalısın.
Ve bir yerde başlamalısın…
5′in 1′i : Amaç
Yaşamak için bir nedeni olan, bütün nasılların üstesinden gelebilir. -Nietzsche
Bir amacın yoksa, bir hayatın da yoktur. Hayatın yoksa sen de yoksun. Şu anda yaptıkların, yarın yapacakların ve dün yapmış oldukların; hepsi bir amaca hizmet ediyor. Bu amaç seninse, ne mutlu sana. Eğer değilse, ne kadar da hayırseversin, ne mutlu o amacın sahibine.
Elinde bir baltayla ormana dal ve önüne gelen her ağaca bir darbe vur. Yıllar sonra arkanda sağı solu çizilmiş bir orman bırakırsın en fazla. Ya da eline bir testi al ve bir ağacı sulamaya başla. Bir kaç mevsim sonra meyve yemeye başlarsın.
Ne olmak istiyorsun? Ne yapmak istiyorsun? Kimsin? Amacın ne?
Bu soruların nihai tam ve doğru cevabını şu an için bilemiyor olabilirsin fakat şu anda sana en doğru gelen cevapları bilmen gerekiyor.
Eğer bilmiyorsan, o zaman hayatını sen değil TV reklamları, gazete haberleri, korkular, söylentiler, hatalı varsayımlar yani bir başkası yönetiyor demektir.
Amacın ne?
Hedefin var mı?
Bugün yaptıklarını sadece hayatta kalmak uğruna mı yaptın, ne yapacağını bilemediğinden mi yaptın yoksa amacına ulaşmak için bir adım daha mı attın?
Bugün neden yaşadın?
Bugün kendin için bir iyilik yap ve seni mutlu edecek, seni anlamlı kılacak, sana doğru gelen bir amaç edin. Kendine bir hedef belirle. Eskiden yaptığın işleri yapmaya devm etsen de amacın hep aklında olsun. En iyisini yap ve hedefin doğrultusunda yap.
Gerçek ilerleme de aslında böyle sağlanır. Bir hedefin yoksa, affına sığınarak söylüyorum, bir çorbadaki sinek gibi ne kadar çok kanat da çırpsan, ne kadar çok didinsen de bir yere varamasın. Yapman gereken şey, olmak istediğin yeri seçip oraya doğru var gücünle küreklere asılmaktır.
Bir gün gelecek amacına ulaşacaksın veya bir gün gelecek daha anlamlı bir amaç edinip bundan vazgeçeceksin. Fakat ne yaparsan yap, hayatını kendi seçimlerine göre yaşayacaksın.
Ve yaşamın gerçek zevkine o zaman varacaksın.

keşke yapabilsem,bir sürü hedef belirliyorum ama bir sonuç yok olmuyor olamıyor……keşke sorumluluklarımızı yada yaşamımıza yön veren şeyleri bir kenara bırakabilsek sanırım bu hayal ve gerçek yaşamda hayallere yer yok
bugünlerde fazlasıyla üstünde düşündüğüm bir konu bu;kendini yaşamak.şuanda okuduğum okul,bölüm ,yaşadığım şehir… istediğim yaşam bu değil;ama bunu söylerken benım yerimde olmak isteyenlere haksızlık yapmış oluyorum işte.. yaşamak istediğim hayat bu mu?hayır.peki nasıl yaşamak istiyorum? asıl bu soruya geçmek beni korkutuyor.etrafımda hayallerimi hafife alan bir yığın insan var ve bende artık uzun zamandır savunduğum hayallerimin hayal olarak kalacağına inanmaya başladım.suç kimin derseniz;o da benim.
Cagdas merhaba,
Yazinda yine dogru tespitler yapmissin. Gercekten de hedefsizlik bir insan icin hayattaki en kotu durumlardan bir tanesi. Bana kalirsa emekli olan insanlarin hayatlarinda bu kadar bosluga dusmelerinin sebebi, mesguliyet kaybindan cok, artik bir hedeflerinin olmamasi. Asil bu yuzden hayatlarinin geri kalaninda zorlanabiliyorlar. Insan ne olursa olsun kendisine bir hedef belirlemeli. Fakat tabi isin zor kismi da, bu hedefi belirledikten sonra basliyor aslinda…
Tesekkurler yazi icin.
Öncelikle çok doğru saptamalarda bulunmuşsun
Senin yazılarını okurken diğer arkadaşlarımın yorumlarını da okuyorum ve Samara adlı arkadaşımın yazısı dikkatimi çekti ve ona küçük bir örnek vermek istiyorum.Bir gazetenin kişisel gelişim ekinde 30 yaşlarında bir genç ile sohbet etmişler ve yapılan konuşmanın bir kısmı şöyle;”isteyerek gittiğim Eczacılık Fakültesinden mezun oldum ve diplomamı aldığımda bu işi yapmak istemediğimi fark ettim ve ne istediğimi düşündükten sonra restoran işletmeciliği yapmaya karar verdim ve bu gördüğünüz restoranı açtım.” diyor(Restoranı kendi alanında en iyilerinin arasındaymış ve tercih edilenlerin arsında önemli bir yere sahipmiş). Anlaşılan istemek başarmanın %50’sinden daha fazla önem taşıyor günümüzde
kolay gelsin.
Yazıdaki çorbanın içinde kanat çırpan sinek, benzer bir hikayeyi hatırlattı.Birçok blogda bu hikaye yayınlandı.Süt dolu iki ayrı kaba birer fare düşüyor.Biri çırpınmıyor nasıl olsa çıkamam deyip boğuluyor.Diğeri sürekli çırpınıyor ve süt bir süre sonra katılaşıp kaymak oluyor ve fare kurtuluyor.
Netice olarak aynı eylemi tamamen zıt fikirlerin empozesi için bile hikayeleştirebilirsiniz.
Artık hatırlamak için kendimi zorlamıyorum bile; ezberimde çünkü…Ben de istediği gibi yaşayamayanlardanım.Aslına bakarsanız benim durumum biraz daha farklı.Yani bölümümü çok seviyorum; ondan yana şanslıyım.Ama kişiliğime uygun olmayan bir hayat benim ki…
Ben heyecanı,risk almayı,korkmayı…ne bilim kimisinin hoşlanmadığı türden duyguları yaşamayı isterken,zoru isterken; düşünmem gereken başkalarının da olduğunu farkedip kendimi dizginliyorum…Sevdiklerim,canlarım…Ben hayatım canlansın derken onları yok varsayamam.Oysa bu yaşadığım sıradan hayat da beni mutlu etmiyor…
Yani ben sıradan,monoton bir hayat yaşıyorum…Gerçi o kadar da korkağım ki;yani öyle yetiştirildim;şimdi bana deseler ki ‘tamam al sırtına çantanı dünyayı dolaş’ ;yapamam işte…Oysa büyük hayalim.Bazen parasız kalmak,aç kalmak; ama kendi ayaklarımın üzerinde durmak; yeni yerler ,yeni insanlar keşfetmek…Yani böyle devam edecek..Bu hayat benim değil gerçekten Çağdaş!Hiçte olmamıştı zaten…
bende hep kendini yaşamak nasıl olur diye merak etmişimdir.Ben bu güne kadar hep ailemin istediklerini yaptım onların olmak istediği insan olmayı kendime amaç edindim bunun için çabaladım.Aslında bu onların istediği şeydi ben bunları onlar için yaptım.yazınızı okuduktan sonra düşün düm ki kendim için ne yaptım bu güne kadar,istediklerimi yapabildim mi?hayır istediklerimin birçoğunu yapamadım malesef bundan sonra kendim için birşeyler yapmaya karar verdim…..
güzel bir konu gerçekten insanın hayallerinin olması gerekiyor yoksa bir ara sonra insan kendini değersiz hissdiyor. ama hayallerine nasıl varacaksın neler yapabilirsin kısacası amacına nasıl ulaşacaksın bunların bilinmesi çok önemli bunu n için insanın kendini devamlı daha ii ye taşıması gerekiyor mesela kitap okuyormusunuz bilmiyorum ama insanın her bulduğunu okuması gerçekten çok faydalı tavsiye ederim hayat insanı öyle durumlara sokuyor ki kim bilir belki gereksiz gördüğün şeyler seni kurtarıyor o durumdan
Aslında farkında olalım yada olmayalım hepimizin bi hedefi var..
Küçükken bile büyüyünce doktor olucam öğretmen olucam vs.. diyoruz..
Bu da bi hedef..(:
Çocukkenki hedeflerimiz ve şimdikl hedeflerimiz arasındaki fark ise o zamanlar hedefimiz konusunda çaba göstermezken şimdi gösteriyoruz..Ve diğer bi fark ise ilerdeki hedefimiz ciddileşiyor ve gerçekten istediğimiz bi’şey oluyor..(:
..Ve
Bugün neden yaşadın?
sorusuna cevap verdiğimiz an kendimizi bulmuş oluyoruz…:)
Olmak istediği şeyin aslında olmak istedi şey olmadığını anlayan arkadaşımız olmuş. Bu çok iyi! Yani hayat zaten aslında olmak istediğiniz şeyi size veriyor. Sadece biraz çevreye bakınmanız yeterli. Ondan sonra şükretmeli (kesinlikle neye ya da kime olduğu önemli değil sahip olduklarınız için kendinize bile şükredebilirsiniz) ve işine saygı duyarak ona verilen görevi en iyi şekilde yapmaya çalışmalı. İşinizi sevdiğiniz zaman zaten o da sizi sever ve istediğiniz o mükemmel macerayı size getirir. Mesela bankada çalışıyosunuz parasıda iyi belkide değil iyi çalışmadığınız için banka size çok para vermiyor. Siz işinizi çok iyi yaptığınız zaman terfi edilirsiniz ve çok iyi paralar almaya başlarsınız. Öyle ya para artık sizde ozmn bir hafta o müthiş macera dolu tırmanma takımına katılabilirsiniz, ya da dalmaya ne dersiniz veya doktorsunuz ve aslında sahnede şarkı söylemek istiyorsunuz. neden olması bunun en basit örneği ülkemizde de var uzun lafın kısası siz işinizi sevdiğiniz sürece o da sizi sever ve istediğiniz her şeyin kapısını size açar bir başkasıda. Ayrıca hayallerinizi günlüğe yazın bir süre sonra bunlar gerçekleşmiş mi? gerçekleşmemiş mi? sorun kendinizi belkide aslında hiç gerçekleşmemesi daha iyidir. Kendimden örnek vereyim kötü bir macera ararayan birisiniz ama berbat iş toplantısına gidiyorsunuz. Belki de kaza yaptınız ya da önünüzde koca bir otobüs devrildi insanları kurtarmaya ne dersiniz? Ben tamam derim.
Amaç,hedef vs .. Bu olguların anlamı insan bunyesıne olabıldıgınce kucuk yasta asılanmalı..Cunku ınsanoglu akısına bırakıldıgında bu olguların farkına bazen cook gec varabılıyor ve artık bazı seylerın yerının degısmesı zor oluyor hayatta..Yanı artık 23 yasındaysanız ve unıversıte 3. sınıftaysanız hedeflerınız bır cok penceresı kapanmıs oluyor ztn otomatıkmen (: Belkı ınsan elındekıyle yetınmeyı bılmelı cunku yukarda okudugum yazılardan bırınde gormustum;halımı elestırırken yerımde olmak ısteyen mılyonlarca ınsana haksızlık etmekten her zaman korkmusumdur..Bu yuzden hayatta kısa hedefler koyulmalı ve gerceklestıkce ıyı gıttıgını hıssetmek olgusu guzellestırmelıdır dunyayı .. Kım bılebılır kı?
çagdaş abi sen on numara bir insansın.abi ara sıra gaz dan ayagını çek böyle giderse yani gazdan ayagını çemezsen ben dünyayı ele geçiririm
)) harihasın sen abi
Cok guzel yazmissiniz, elinize saglik. Blogunuzda genel olarak yazilan hayatimizdaki amac, kendini yasamak, icimizdeki bosluk duygusu konulari aslinda toplam bir paket sanirim. Hepsi de birbiriyle baglantili. Size bir sorum olacak: Bu yasadiginiz ve yarattiginiz gelisim ortaminda partnerinizin/esinizin nasil bir rolu var? Kendisi de sizin bakis acinizla bakip sorguluyor ve gelisiyor mu? Yoksa hayata bircogumuz gibi daha dar ve duz bir pencereden mi bakiyor? Benim esimle hayat goruslerimiz ve gelisime olan bakis acilarimiz farkli.Ve ortak bir noktada bulusamiyoruz genelde. Insanin hayat arkadasi bu surecin disinda olursa surec saglikli ilerleyebilir mi? Yoksa bu surec anneden, babadan, esten,evlattan bagimsiz bireysel bir surec mi? Hersey bizim icimizde mi bitiyor? Yoksa insanlar birbirlerini gelistiren iliskiler yasayabilir mi?
Bir sure once hayatta yasadiklarimizin “basimiza gelenler”den cok “basimiza gelmesine izin verdiklerimiz”den olustugunu kesfettim. Aslinda bu ayri biryere goturuyor olayi. Bu konuyu farkli bir yorumda yazmam daha dogru olacak.
Vaktiniz icin simdiden tesekkurler,
Hatice
@hatice: Eşimin ve benim ilgi alanlarımız oldukça farklı. Yeteneklerimiz ve karakterlemiz de farklı. Fakat ikimizin de ortak özelliği, şu anda olduğumuzdan daha fazlasını olmak istememiz. İş hayatı dışını ele alırsak, ufak bir çocuğu olduğu ve kendisi de çalıştığı halde bir şekilde uğraşıp gönül veridği yaratıcı drama konusunda ilerlemeye çalışıyor. O seminer senin-bu çalıştay benim gezip duruyoruz. Bense internet ve özgelişim üzerine uğraştığım farklı bir yolda ilerlemeyi seçtim. Hayatı verildiği gibi kabullenen birisi değil ve bu hoşuma gidiyor.Yani senin sorduğun anlamda, hayata düz bir pencereden bakan birisi değil ve beni gerektiği kadar anlayabiliyor. Diğer türlü bir ilişkiye ben sanırım dayanamazdım zaten.
Özgelişim bence bireysel bir süreçtir. Çevren bu süreci tabiki şekillendirir, destekler veya köstekler ama sonuçta iş sende biter. Eğer sen bu yükü omuzlanıp kabuğunu kırmayı istiyorsan, o zaman hiç bir engel önünde duramaz. Evet, özgelişim bireysel bir süreçtir fakat bu süreç sadece seni değil çevreni de değiştirir. Çevrende sana uyum sağlayan herşey kalır ve seninle gelişir, bu esnada yepyeni şeyleri de fark eder ve hayatına dahil edersin. Artık sana uymayan şeyler ise yavaşça silinir ve gider.
Son olarak, her zaman için, birilerini, birşeyleri, şartları, durumları, olanakları “yargılamaya” başlamadan önce her zaman 2 kere düşünürüm. Gerçekten böyle mi yoksa sadece bahane mi yaratmaya çalışıyorum diye emin olmak isterim.
“Bugün neden yaşadın?”
Boş boş vakit geçirdim bilgisayar başında..
Bu siteyide googlede “can sıkıntısı” diye aratınca tesadüfen buldum..
İçimden çok şey yapmak geçti..Şehire gitmek yılbaşı hediyesi almak istedim.. Ama ego’mu susturdum ve yapmak istemediğimi yaptım..Şuan pişmanım fakat bunu birdaha tekrarlamamayı umuyorum
Blog için teşekkürler
Yorumları incelediğimde, çoğu kişinin hayatından memnun olmadığını, hatta kendine bile itiraf edemedikleri şeyleri burada döktüklerini gördüm. Her zamanki gibi ışık tuttunuz. Ve bence siz bu siteye giren kişilerin yaşamlarını değiştirdiniz (buna bende dahil oluyorum). Örneğin, Türkçe doğru kullanılmıyor derken, burada havaya uyup, en azından kelimeleri doğru kullanıyorlar (oysa msn de kullanmıolar sekerim hic kullanmıolar
). Eh, burada da belirli çerçeve içerisinde, birbirimizin hatalarını kırmadan düzelttiğimizi görüyorum. Keşke yeni kuşak da bu gibi sitelere girse veya bu siteler çoğalsa… (annemleşiyor muyum ne?
)