Her Denilene İnanma

Ruhun tahtı ve bilinçli hareketlerin, aslına bakarsanız genel tüm zihinsel işlevlerin, kontrolü kalpte aranmalıdır. Beyin önemsiz bir organdır. – Aristo, M.Ö. 400

(Sanırım Aristo bu lafı hiç söylememiş olmayı isterdi :) )

 Zombi filmlerinin meşhur sahnesidir: Adamın birisi kaçar, arkasından bir sürü zombi kovalar, sonra bir yerde kıstırırlar ve doğrudan adamın beynine saldırıp afiyetle yerler. Gerçekte beyin yeme konusu doğada da yaşanıyor ama farklı bir şekilde.

 Karıncanın üzerinde büyüyen mantar.

 Resimde gördüğünüz ölü karıncanın ensesinden çıkan beyaz şey bir tür mantar. Önce mantarın sporları temas yoluyla bulaşıyor ve sonra karıncanın derisinde gelişerek beynine kimyasal maddeler (nörotoksin) salıyor. Bu olunca, karıncanın beyni mantarın istediği şekilde çalışıyor: karınca sürüsünden ayrılıp bulabildiği ücra bir köşede bir dalın üzerine tırmanıyor, orada da ayaklarını resimdeki gibi kilitleyip ölüyor. Sonrasında ise artık kafasından, gövdesinden minik minik mantarlar çıkıyor. Yani mantar karıncayı beyninden başlayarak yiyor. Aslında bununla ilgili harika bir YouTube videosu var fakat yasaklı olduğundan açılmıyor.

 Aslında günümüzdeki durum da bu zombi filmlerinden ve mantarlı karıncadan çok farklı değil. Herkes tek bir şeyin peşinde: beyninizin. Tüm dünyada bütün dinler, bütün siyasi görüşler, bütün çikolata markaları, kot üreticileri, film yıldızları… Herkes beyninden bir parça kopartmaya çalışıyor.

 Zihin kontrolü diye internette küçük bir araştırma yapınca, hipnotizmadan, gizlice insanların beynine yonga yerleştirmeye kadar bir sürü konu buldum. Ben ise biraz daha basit ve temelden yazacağım.

 İnanç

Bence insanları kontrol etmek için hiç de öyle hiptonize etmeye, ilaç vermeye, yonga takmaya falan gerek yok. Çok daha etkili bir yöntem var: inandırmak. Birisini bir şeye inandırırsan, istediğin her şeyi yapar.  Bu yazıda ikna psikolojisine girmeden, artık giderek artan bir kaçından bahsedeceğim.

 Diğer ülkeler veya kültürlerde durum nasıl bilmiyorum ama çok farklı değildir herhalde. Ülkemizde insanları kontrol etmek ve yönlendirmek için 3 temel yöntem kullanılıyor.

  •  Uzman/otorite görüşü
  • Tekrar
  • Benzeşim

 Uzman/otorite görüşü

 Bu en bariz ve şaşırtıcı şekilde en etkili olanıdır. Hatırlatmak için birkaç örnek,

  •  1986 Çernobil faciasından sonra Bakan C. Aral’ın radyasyona bulanmış çayı içerek “Radyasyon diye bir şey yok” demesi. Buna inananların da lıkır lıkır radyasyon içmesi.
  • 11 Nisan 2008′de yayınlanan Margarin İyidir reklamları.
  • Amerikan Gıda ve İlaç Dairesinin’nin (FDA) türlü açıklamaları, garip besin piramitleri, kuşkulu uygulamalar.
  • Annelerin bebek bakımı, beslenmesi hakkında verdiği “güvenilir” tavsiyeler ve sonra bunların bir kısmının aslında bebeğe zararlı olduğu (yüzüstü yatırmak en basitinden)

 Ve son bombamız da Gandi’den geliyor:

 Hitler’in söylendiği kadar kötü olduğunu düşünmüyorum. Hayret verici bir yetenek sergiliyor ve görünen o ki zaferlerini çok fazla kan dökmeden kazanıyor. – Gandi, 1940

 Bu tür görüşlerden en çok etkilenenler, bilgisi daha az, bilinci gelişmemiş olanlar. Eğer bir gün bir uzman veya otorite, sen ona sormadan sana bir şeyler söylerse, inanmadan önce bir araştırmanda fayda var derim. Özellikle de ona inanman kendisine çıkar sağlıyorsa.

 Tekrar

 En çok kullanılan yöntem. 1 numarada reklamlar var. İnsan beyni tekrar edilen şeylerin bir süre sonra doğru olduğuna inanıyor ve bunun farkına bile varmıyor. Yani televizyonda diş macunun dişlere ne kadar iyi geldiğini veya tuvaletin sürekli çamaşır sularıyla yıkanması gerektiğini her Allahın günü dinlersen, ne kadar akıllı veya bilinçli de olsan inanırsın. Cem Yılmaz her gösterisinin başında yarım saat kendinin ne kadar komik olduğundan ve seyircinin bu işi istese de beceremeyeceğinden bahseder. Bunu o kadar çok tekrarlar ki insan bir yerden sonra sıkılır bile. Ama işe yarıyor. Yapacak bir şeyin yok, beyin böyle çalışıyor.

TV aklımızı kontrol ediyor

 Tekrardan korunmanın en kolay yolu, maruz kalmamak. Her gün haberleri seyretme, çok reklam veren radyoları açma, televizyon izlemeyi azalt, alış-veriş merkezlerine gerekmedikçe gitme. Aynı yazarın kitaplarını arka arkaya kesintisiz okuma. Yaratıcılığını kullanarak listeyi uzatabilirsin.

 Benzeşim

 İnsan bir şeyi gerçekten iyi anlarsa o zaman garip bir şekilde doğruluğuna da inanıyor. Bir örnek vereyim (şimdi uydurdum); Ana yüreği yastık gibidir, üzerinde çok yatarsan sıkışıp büzülür, arada kafanı kaldırıp nefes aldırman gerekir. Her insan yastığı ve kafayı koyunca ezildiğini bilir ve bunu gayet iyi anlar. Buradan yola çıkarak kurduğum ‘ana yüreği’ benzeşimi ise gayet soyut, anlamı muallâk ve kapalı. Ama benzeştiği şey basit olduğundan insan kolayca annemin üzerine çok baskı yapmayayım, arada bir kendimi geriye çekeyim diyebilir. Bu söylediğim belki de doğru değil ama çok mantıklı geliyor. Bir konuyu anlatmak için doğru benzeşim kullanmak çok önemlidir tabii ki. Fakat kasıtlı olarak kulağa mantıklı gelen bağlantılara da inanmak için hazırdır aklımız.

 Bir tane daha: Kitap okumak su içmek gibidir. Bir seferde bitirmektense yudum yudum tadına varmalı insan. Çok mantıklı geliyor değil mi O zaman şuna bakın: Kitap okumak nefes almak gibidir, kesik kesik solumak yerine bir seferde derince içine çekmeli insan.

 Anladığınız her şey doğru olmayabilir. Her zaman için, inanmadan önce bilgiyi bilinçte süzmek gerekir.

Beyiiinnnnn

 Bu yazıları kendini yetiştirmiş ve akıllı insanların okuduğunu düşünüyor ve onlar için yazıyorum (bu da iltifat ederek beyin kontrolü). Sizlerden az var, lütfen beyninizi koruyun.

 Eğer korumazsanız ya zombilere ya mantarlara, başkalarının amaçları uğruna yem olursunuz.

 Bu konuyla ilgili örnekler ve hikâyeler artırılabilir ve herkesin işine çok yarayacak farklı fikirlerin de olabilir. Eğer varsa paylaş, yorumunu yap.

Tags: , , , ,

Bu yazıya 7 yorum yapılmış : “Her Denilene İnanma”

  1. orpen 29/06/2008 saat 12:44 #

    Anafikri yansıtan eski bir söz.
    Bir kişiye kırk kere deli dersen deli olurmuş.
    Cem Yılmaz’ın taktiği ise bana göre bilinçli değil ego tatminine yönelik.
    Konu önemli.Özellikle bilinçli tüketim ve reklam kurnazlıklarını keşfetmek açısından yararlı.
    Eline sağlık.

  2. mahir 29/06/2008 saat 17:07 #

    insanın aklına Hassan Sabbah geliyor günümüz medyasının afyonun yerini aldığını düşünerek.

  3. hülya'da buluşalım 08/07/2008 saat 13:07 #

    çok hoş bir yazı…elinize sağlık.
    youtube daki videoyu izlemek isterim.merak ettim…gerçi yasaklı şuan youtube biliyorum.
    bahsi geçen yada geçmeyen pek çok firma,bir çok müşterilerini, iyi ürün yada servis sundukları için değil, müşterileri bu pazarlama taktiklerini anlamadığından kazanıyorlar. reklamı yapılan üründen ziyade reklamı yapanın yani reklamı sunan kişinin inandırıcılığı/halka yakınlığı firmayı satışa ve sonuca ulaştırıyor.
    mesala son zamanlarda gülerek izlediğim bir gülben ergen ve rexona deodorant reklamı var.ne saçma bir reklam ama bana göre tabiki, pek çok kişi yani tabir-i caizse ” halk ” için çok hoş bir reklam olabilir.reklamda gülben koşuşturma içindeki hayatındaki parfümsel ihtiyacını rexona ile karşıladını ve tek geçtiğini söylüyor.iyiki bu deodarant var yoksa ben ölmüştüm bitmiştim diyor. yani bu anlama geliyor dedikleri:) nasıl yani :) nasıl milletin gözünün içine baka baka bukadar yalan söylenir anlamıyorum.bu kadın bu deodarantı bırak vücuduna ayaklarına bile sıkmıyordur.milyonluk parfümler kullandığını cümle alem biliyor ama çıkıp aptal aptal ayy iyiki rexona var mıy mıy mıy mıyy diyor ya nasıl sinir oluyorum anlatamam…
    sevgilerimle.

  4. Necip Güven 26/07/2008 saat 08:03 #

    İSTİSNALAR KAİDEYİ BOZMAZ !!! ( MI )

    Kim söylemiş bilinmez,

    Duyduk duyalı yer etmiş beyinlere,

    Kolay kolay silinmez;

    Çünkü kazınmış zihinlere.

    İstisnalar kaideyi bozmaz,

    Başarı kitabında böyle yazmaz.

    ***************************

    Aşmak için dağları çıkınca yola,

    Önüne sayısız engel koyarlar,

    Dur gitme derler; ver biraz mola,

    Mazeret üstüne mazeret sayarlar.

    İstisnalar kaideyi bozmaz,

    Başarı kitabında böyle yazmaz.

    ***************************

    Onları da aşıp zirvelere çıkarsın,

    Konulan engelleri bir , bir yıkarsın,

    Dönüpte arkana tekrar bakarsın,

    O söz palavraymış anlarsın.

    İstisnalar kaideyi bozmaz,

    Başarı kitabında böyle yazmaz.

    ***************************

    Zirvelerin yoluna çıkarsan bir gün,

    Çıkacak yoluna, iyice düşün.

    İnanırsan senin de kaderin olur,

    Bu yolculuk başlamadan son bulur.

    Ben, sen, o , biz bozarız amma,

    İstisnalar kaideyi bozmaz.

    Böyle sözleri takma kafana,

    Başarı kitabında böyle yazmaz.

    ***************************

    Necip GÜVEN Eskişehir 12 Temmuz 2008

  5. Necip Güven 26/07/2008 saat 08:05 #

    ALİ YAT UYU; ALİ YAT UYU !!!

    Ali yat uyu,

    Ali yat uyu demekten

    Çok büyümüş bak ensen.

    Kompleksleri bırakıp

    Milletine güvensen….

    *******************

    Türk Milleti asildir,

    Görmek için göz gerek.

    Harekete geçmek için

    Bilge gibi söz gerek…

    *******************

    Ali yat uyu,

    Ali yat uyu demekten

    Çok büyümüş bak ensen.

    Kompleksleri bırakıp

    Milletine güvensen….

    *******************

    İlim yitik malımızdı,

    Onu yetim bıraktık.

    Sağ ,sol kavgası derken

    Bir neslin başın yaktık.

    *******************

    Ali yat uyu,

    Ali yat uyu demekten

    Çok büyümüş bak ensen.

    Kompleksleri bırakıp

    Milletine güvensen….

    *******************

    Üretmemiş milletler,

    Yaşamamış hep ölmüş.

    Üretimsiz kalkınma

    Söyle nerde görülmüş

    *******************

    Ali yat uyu,

    Ali yat uyu demekten

    Çok büyümüş bak ensen.

    Kompleksleri bırakıp

    Milletine güvensen….

    *******************

    Beşikten mezaraydı

    Öğrenme felsefemiz,

    Fikirler kirlenmişse

    Nasıl temiz kalırız biz..

    *******************

    Ali yat uyu,

    Ali yat uyu demekten

    Çok büyümüş bak ensen.

    Kompleksleri bırakıp

    Milletine güvensen….

    *******************

    Sabah erken davranıp

    İş yerini açardık.

    Yokluk, kıtlık görmeden

    Hep bereket saçardık.

    *******************

    Ali yat uyu,

    Ali yat uyu demekten

    Çok büyümüş bak ensen.

    Kompleksleri bırakıp

    Milletine güvensen….

    *******************

    Nerde bir mama görsen,

    Hiç düşünmez atlarsın.

    Her bulduğun yiyorsun,

    Bak, sonunda patlarsın.

    *******************

    Ali yat uyu,

    Ali yat uyu demekten

    Çok büyümüş bak ensen.

    Kompleksleri bırakıp

    Milletine güvensen….

    *******************

    Tatil yapmak revaşta

    Zengin, fakir hep moda.

    Bu kafayla gidersek

    Kriz gelir, bak yolda..

    *******************

    Ali yat uyu,

    Ali yat uyu demekten

    Çok büyümüş bak ensen.

    Kompleksleri bırakıp

    Milletine güvensen….

    *******************

    Çalışmak ibadetti,

    Öyle gördük, okuduk.

    Zenginlik libasını(*)

    Haram iple dokuduk.

    *******************

    Ali yat uyu,

    Ali yat uyu demekten

    Çok büyümüş bak ensen.

    Kompleksleri bırakıp

    Milletine güvensen….

    *******************

    Fakir gibi üretip

    Zengin gibi yaşarız.

    Borç gırtlakta, hiç bitmez,

    Sonra buna şaşarız.

    *******************

    Ali yat uyu,

    Ali yat uyu demekten

    Çok büyümüş bak ensen.

    Kompleksleri bırakıp

    Milletine güvensen….

    *******************

    Zamanında kartaldın,

    Islak tavuğa döndün.

    Parlayan bir yıldızdın,

    Ferin gitti, bak söndün.

    *******************

    Ali yat uyu,

    Ali yat uyu demekten

    Çok büyümüş bak ensen.

    Kompleksleri bırakıp

    Milletine güvensen….

    *******************

    Hayat bir terazi,

    Tüketmek bir ihtiyaç,

    Ölçüyü kaçırırsak,

    Sonra kalırız bak aç.

    *******************

    Ali yat uyu,

    Ali yat uyu demekten

    Çok büyümüş bak ensen.

    Kompleksleri bırakıp

    Milletine güvensen….

    *******************

    Ülkelerin itibarı,

    Üretimle ölçülür.

    Üretmeyen milletler,

    Kriz yaşar, küçülür.

    *******************

    Ali yat uyu,

    Ali yat uyu demekten

    Çok büyümüş bak ensen.

    Kompleksleri bırakıp

    Milletine güvensen….

    *******************

    ( * ) Libas : Elbise

    Necip GÜVEN 15 Temmuz 2008 Eskişehir

  6. alaattin 02/09/2008 saat 23:37 #

    teşekkürler.reklam örneğinde olduğu gibi.ilk duyduğugunuzda hoşunuza gitmeyen bir müzik parçasını & sanatçıyı (yada olduğu söylenen),radyo televzyon gazeteler dergilerde sokakta afişlerde görerek duyarak öyle yoğun bir reklam bombardımanına tutuluyorsunuzki başlangıçta kulağınızı tırmalayan ses sonradan hoş bir sese -itici gelen sanatcı da sevilebilen kişi durumuna dönüşüyor.

  7. Cagdas 03/09/2008 saat 05:47 #

    Evet, çok yerinde ve güzel bir örnek. Hatta bir süre sonra dinleye dinleye insanın kendisi de mırıldanmaya başlıyor. Seni de reklam aracına çeviriyor ;)

Yanıtla