Her şey üst üste geldiğinde

Bazen her şey üst üste gelir

Bazen bütün aksilikler üst üste gelir. Gidebilecek her şey ters gider, planladığın hiçbir şey tutmaz ve günün sonunda kendini hesapladığının çok daha uzağında bulursun. Sanki bütün herkes ve her şey o gün sana zorluk çıkartmak için elbirliği etmiştir. Bu o kadar garip, yıldıran bir durum ki meşhur bir iki sitede bu konuya özel başlıklar bile açılmış. Yani yani yani… Böyle bir gün yaşamaya başladığında bil ki yalnız değilsin ;) Tıpkı dün sabah uyandığımda aklımda güzel bir kahvaltıdan sonra siteyle uğraşıp dinlenmek olmasına karşın, gece saat 00:30 sularında sırtımda yirmi kiloluk koli taşıyarak günü bitirmiş olmam gibi.

Kara delik

Hepimizin hayatımızda çözülmemiş sorunlar vardır. Erteleriz, yokmuş gibi davranırız, geçiştiririz veya çözmek isteriz ama olanak bulamayız. Ertelenen her sorun, raketin üzerinde zıplatılan pinpon topuna benzer. Her sorun için bir top zıplatırız, fakat sadece bir raketimiz vardır. Bazen sorunu geçiştiremeyiz, yani top yere düşer. Kötü bir olay yaşarsın ve bu vesileyle ya bu sorunu çözersin ya da topu yerden alıp zıplatmaya devam edersin.

Toplar ne kadar çoksa sektirmek o kadar zor olurFakat bazen öyle denk gelir ki, tüm toplar rakete aynı anda çarpar… Ve hepsi başka tarafa zıplayıp aynı anda yere düşer. Değiştirmeyi ertelediğin lastik patlar, aylardır aramadığın annen arayıp sitem edip moralini bozar, çöp torbası yerine kullandığın market poşeti delinir her yer çöp suyu olur, aylardır hazırlamadığın gereksiz rapor iki saat sonra acilen gerekir, dişin aniden ağrımaya başlar, tüp biter…

Şimdiye kadar ertelediğin her şey aynı anda ortaya çıkar, güçleri birleşir ve çekiminden kurtulamayacağın bir kara delik gibi seni içine çeker. Fakat bu kara deliği oluşturan aslında sensin, şansızlık eseri oluşmadı. Ne kadar çok çözülmemiş sorunun varsa, bunların aynı anda su yüzüne çıkma ihtimali o kadar fazla olacaktır. Ve günün birinde bu ihtimal gerçeğe dönüşür.

Sonra

Bu duruma düşen insanın içinde çok yoğun bir duygu birikimi olur. Düdüklü tencerenin içindeki buhar gibi içi içine sığmaz ve bu enerjiyi bir şekilde boşaltmak gerekir. En kolayı öfkelenip sağa sola çatmaktır herhalde; patlayan lastiğe bir tekme, delinen poşete bir küfür. Bir diğer seçenek de bu duyguları dışarıya vurmadan içeride tutmak ve sonunda psikolojik çöküntüye, delice ağlamaya, sinir krizine doğru koşmaktır.

Aslında bu enerjiyle yapabileceğin bir seçim daha var: karar almak ve sorun çözmek.

Kulağa biraz garip gelebilir ama insanın karar vermesinin karşısındaki en büyük engel mantıklı düşünmek ve kaybetme korkusudur. Kaybetme korkusu en bariz şekilde parasal olarak ve insan ilişkilerinde bizi sınırlar. Mesela parasal açıdan kendimizi sınırladığımızda bunu kendimize yediremeyiz ve başlarız mantıklı kılıflar uydurmaya. Eğer bunu yeterince çok yaparsak bu sefer asıl sebebin başka olduğunu unutup, kendi uydurduğumuz ‘mantıklı sebeplere’ yürekten inanırız. Ve ileride asıl sebep ortadan kalktığında, mesela gelirin arttığında, yine de o sorunu çözmezsin çünkü asıl sebebi unutup kendi yalanına inanır olmuşsundur. Kedi ulaşamadığı ciğere pis dermiş. Bunu yeterince tekrarlayınca, gün gelir ciğere ulaşsa bile pis diye yemez.

Her şey üst üste gelip de içinde o duygusal birikmeyi yaşadığında, bu enerjiyi daha önce kurduğun mantıklı kılıfları yıkmak, korkularının üzerine gidip çözüme yönelik karar almak için kullanabilirsin. Bunlar maddi kararlar (bir şeyleri almak, atmak, yenilemek vb.) veya manevi kararlar (birisine içini açmak, itiraf etmek, bir davranışı değiştirmek) olabilir, hiç fark etmez.

Bir kez karar aldığın zaman, uygulamaya hemen o gün geçmemen daha iyi olur. Sonuçta o kadar aksiliği yaşayınca ne olursa olsun kızgın olacaksın, bu olaylara aşırı tepki vererek istemediğin sonuçlara götürebilir. Bir sonraki gün ise aldığın kararları hızla uygulamaya başla. Fakat o içindeki duygusal birikim azalmaya başladığından mantığın tekrar kontrole geçmiş olacak ve dün sana çok doğal görünen şeyler bugün ‘ertelenebilir’ veya ‘üzerinde biraz daha düşünülebilir’ gelecektir. Bunlara kulak asma ve kararlarını uygula.

Yapacağın en kötü şey, pinpon toplarını yerden toplayıp tekrar zıplatmaya başlamaktır, o yüzden cesaretini topla ve yapman gerekeni yap.

Ben bugün, dün aldığım kararları uygulamaya başladım. Keşke kara deliğe düşmeden önce yapsaymışım. Ama işte, insan bazen fazla mantıklı olabiliyor :)

5 Yanıtlar için “Her şey üst üste geldiğinde”

  1. Evet yine çok güzel bir yazı.
    yazının içeriğine gelecek olursak gerçektende hemen hemen herkes o kara deliklere takılmıştır.Bütün aksilikleleri çözüm üretmek yerine ertelenirse o kara delikler bizi çekmez ve bu sayede sorunlar üst üste gelmemiş olur sizin de çok güzel bir şekilde vurgululadığınız gibi.ÇaresizSEN çareSENsin .Ayrıca yazıda yaptığınız benzetmelerde çok yerinde.

  2. Beyaz Tavşanım, çok iyi geldi valla bu yazı! Sanki sana demişim de bana yazmışsın gibi eyvallah :)

  3. anlık çözüm üretmek ertelemek sorunu daha da büyütür.

  4. @Mehmet: Evet anafikir budur.

    @ZehirliÖrümcek: Bu kadar işine yaradıysa ne mutlu :)

    @Orpen: Kısa ve öz, her zamanki gibi.

  5. “yönetmesin bizi beklemek
    kardeşleri var çok güçlü
    ümit etmek ve ertelemek
    gelişini beklemek
    uyanmanı beklemek
    çözülmeni beklemek
    başka bir yerde yaşamayı beklemek”

    diyor Bülent Ortaçgil…

    (hep “çinli yaşlı bilge der ki”yada”eski bir atasözü”ile mi bağlantı kurucaz :p )

    beklemenin ve ertelemenin sonu yok …

Bir yorum da sen yap