
Uzunca bir süredir Beyaz Tavşan’a fazla vakit ayıramıyorum. Yazı sıklığım ayda birlere kadar düştü, yorumlarla ilgilenemiyorum bile. Bunun böyle gitmesi içimde sıkıntı yaratıyor, hem ilgilenmek istiyorum hem de buna vakit ayıramadığım için rahatsız oluyorum.
Bu seçim benim için her ne kadar zor da olsa Beyaz Tavşan’ı uyutmaya karar verdim. Site açık durmaya devam edecek ve eğer sizlerden yazı veya yorum gelirse yayınlamaya devam edeceğim. Fakat ben artık yazı yazmayacağım ve yorumlara katılmayacağım. Şimdiye kadar yazıları okuyan ve yorumlarıyla katkı yapan herkese çok teşekkürler.
Kendinize çok iyi bakın.


Olur mu böyle gitmeler / Bir vedadan sonra/ Var mı kaç kişi kaldı bu alemde/ Bırakma hocam
Sevgili Çağdaş,

Buraya yorum yazan ve yazmayan çok kişinin hayatına dokundun, yol aydınlattın, ferahlattın.. Ben kendi adıma çok çok teşekkür ediyorum..
Yazıların azaldığı gözümüzden kaçmamıştı tabi, dönemseldir demiştik..
Her şey kendi zamanında olur, beyaz tavşanın da gitmesi zamanıymış bu demek ki
Yolunuz açık olsun, birgün (beyaz tavşan veya başka bir şey olarak) geri dönüp bu güzel paylaşımlara devam edebilecek ruhu bulursan, biz buradayız
Işıkla kalın..
olamazzzz..bunu yapmış olamazsınnnn…şoktayımm
Bunu gereksiz yere yapmadığını hepimiz biliyoruz. Nuray ve Önder arkadaşlarımıza katılmıyorum. Ama yinede bırakman kötü olmuş. Hoş, yorumlara bakılırsa, asıl işi götüren sen değil, fanatiklerin (fanatik kelimesi burda yanlış anlaşılmasın. o kadar sözlük araştırdım bulamadım. “yorumcuların” desek daha doğru olur herhalde). Öyle akılcı yorumlar var ki, bir yerden sonra bunlar psikolog mu diye düşünüyorsun. Merak etme, biz çoğu yazıya katkı yapıyoruz senin adına
bunları okumayacaksın ama gelecek kuşağa katkı olsun
Tam sen veda etmişken, sitenle tanışmak hoş olmadı.
herşey yarım kaldı şimdi,
bizi rakı paklar be kardeş
“can sıkıntısı” arama çabam az önce bu siteyi, yazıları ve yanıtları keşfetmeme sebep oldu. aslında sitenin adı ilgimi çekti “beyaz tavşan”..pek bi hoş, aynı “alice harikalar diyarı” masalındaki alice gibi bende bir beyaz tavşanın peşine takıldım ve bu internet dehlizinde bir sürü sevimli yazı ile tanıştım, hatta bazı yazılardan alıntılar yaptım masamın üstündeki beyaz kağıtlara yazdım, can sıkıntımla baş etmek için duvarlara asmak üzere: “yeteneklerinizi kullanarak fayda sağlayan bir amaca yönelik çalışın”.. “kimseyi incitmeyin ve kırmayın”.. “devam etmek istemediğiniz ilişkilerle uğraşmayın gibi”..sonra birden beyaz tavşanın vedasını okudum.. bazen tuhaf anlık başkalarının yaşamlarına dokunuyoruz, bu internet denen derin dehlizde, değiştiriyoruz birilerinin duruşlarını. masalla olan benzerliği yazmadan edemedim.
@Alice: O zaman masalın devamına hoşgeldin. Bir şeylerin değişmesine yardımcı olmak bu blogu yazmamın en büyük amacı, o bakımdan seninki gibi yorumlar beni çok mutlu ediyor.
Masalın devami.. Malum bu klasik masalda değişimin sembolü beyaz tavşanın arkasından giden Alice, statükonun ve haksızlıkların sürdüğü düzeni değiştirmek için bir dizi mücadele verir. İşte bu anlardan birinde Kraliçeye akıl danışır, ne yapması gerektiğine yönelik, oda hedefe doğru koşmalarını öğütler. Alice arkadaşlarıyla birlikte koşar koşar koşar.. ama o da ne, hep başladıkları yerde bulurlar kendilerini. Yine sorarlar kraliçeye, yine aynı yanıtı alırlar ve yine koşarlar koşarlar koşarlar.. Bir seferinde Alice koşarken koştukları zeminin ters yöne gittiğini ve bu yüzden çok yorulmalarına rağmen bir yere varamadıklarını farkeder. Ve kraliçeye sorar “koşuyoruz koşuyoruz kraliçem ama altımızdaki zemin ters yöne gidiyor, varamıyoruz gitmek istediğimiz yere, biz koştuğumuzu sanıyoruz oysa hep duruyoruz, bunu nasıl açıklarsınız?”. Kraliçenin yanıtı ise yalındır: “demek ki Alice bazen yaşamda durduğumuz yerde durabilmemiz için bu kadar çok koşmamız gerekiyor..” Değişime yardımcı olmanın yolu bazen “koşmaktan/durmaktan” gecer mi beyaz tavşan, hele zemin ters yöne gidiyorsa? Bu soruyu çok sık düşünür oldum son zamanlarda..
Özellikle günümüz kişisel gelişim ve “kurumsal gelişim” eğitimlerinde çok kullanılan bir metafor bu anlattığın kısım.
‘Günümüz dünyasında gerilemenin en hızlı yolu, olduğun yerde durmaktır.’ gibi sözlerle de ifade edilir. Aslında pek sevmem böyle genel ifadeleri, doğru görünürler ama içleri boş olur.
Değişimin yolu hemen herşeyden geçebilir. Sen ister dur, ister koş, bir şeyler değişir sonuçta. Daha çok nereye kafan takılıyor acaba ?
keşke ara vermseydin! Bence yazdıklarını uygulaman gerekirdi felsefen boşa mı çıktı şimdi? ‘Çağdaş ol’!