İçi Dopdolu İlişkiler (Bölüm 2)

İkili ilişkiler, arkadaşlık ve dostluk hakkındaki bu yazı dizisinin arkadaşlık konulu ikinci bölümüyle devam ediyoruz.

Arkadaşlık ve dostluk üzerine o kadar çok yazı var ki, bir tane daha yazının küçük te olsa bir katkısı olması için konuyu biraz değişik bir şekilde ele almak istiyorum. Biraz daha dolaysız şekilde. 

Nedir bu arkadaşlık, dostluk denen şey 

‘Herkes arkadaşı acı çektiğinde aynı duyguları hissedebilir, fakat arkadaşının başarısını hissetmek çok ince bir kişilk gerektirir.’ -Oscar Wilde

‘En kötü yalnızlık, içten dostluktan mahrum kalmaktır.’ -Francis Bacon

Önce kısa bir tanımla başlayalım, TDK (Türk dil kurumu) sözlüğünden:

Arkadaş : Birbirlerine karşı sevgi ve anlayış gösteren kimselerden her biri, yaren.

Dost: Sevilen, güvenilen, yakın arkadaş, gönüldaş, iyi görüşülen kimse, düşman karşıtı.

TDK sözlüğü sonuçta Türkçe için en doğru kaynaklardan biri. Yine de biraz daha araştırma yaptım, çıkan açıklamalar üç aşağı beş yukarı böyle. İngilizce ‘friend’ için de benzer tanımlar çıkıyor.

Yani arkadaşlık; iyilik, güzellik, sevgi, dayanışmayla bağdaşmış durumda.

Ben açıkçası şöyle tanımlar da beklerdim :

Arkadaş : Kahvede okey oynarken kızıp seni bıçaklayan kimse. Bir sözüne kırılıp 10 senelik ilişkiyi bir kalemde bitiren ve seni pişmanlık duygularına gömen insan. Daha başarılı olduğun için arkandan söylenmedik laf bırakmayan, sırada yanında oturan öğrenci. Sürekli alttan aldığın, aldıkça seni iyice yerin dibine sokan şahıs.

Dost : Kazık yediğinde, ben de seni dost bilirdim diyebileceğin insan. Hakkında yıkıcı konuşup seni rezil eden sonra dost acı söyler diyen kişi. Sırrını açmakla en büyük hatayı yapacağın kişi.

Açık konuşmak gerekirse, yukarıdaki tanımların hemen hepsine giren çok çeşitli “arkadaş” ve “dostlarım” oldu (bıçaklama olayı hariç, onu gazete haberinden aldım ;) ), eminim senin de olmuştur. İnsan neden kendisine zarar veren ilişkileri sürdürür, buna da değineceğim, ama önce biz olması gerekene bakalım. İyi ve sağlıklı arkadaşlığın anahtar kelimesi karşılıklı getiridir. Arkadaşlığın amacı tabiki çıkar değildir. İyi bir arkadaşlığı nerden anlarsın dersen, iki tarafa da fayda sağlamasından anlarım.

En yakın arkadaşını düşün, geçen sene sen nasıldın, o nasıldı. Eğer hayatından seni çıkartırsan veya kendi hayatından onu çıkartırsan ne değişir? Geçen seneye göre bu arkadaşlık seni ne şekilde geliştirdi, peki ya onu? Onu bilemem deme, en yakın arkadaşını kendisi kadar iyi tanıyor olman lazım.

Fayda çok çeşitli şekillerde olabilir, kötü bir anında seni rahatlatması, veya zor bir işte ona yardım etmen. Fikirlerinizi paylaşarak ikinizin de olgunlaşması, güvenmek, güvenilmek, sevmek, sevilmek. Bunlar mantıklı gelen ve sağ duyuyla herkesin ulaşabileceği sonuçlar. Peki olması gerekeni bildiğimiz halde neden bu tanımlarda uzak ilişkilerimiz olabiliyor ? Ve bunlar tek tük değil de gayet yaygın bir biçimde oluyor ?

Sen benim sırtımı kaşı, ben de senin

Dediğim gibi, iyi arkadaşlıklar iki taraf için de faydalı olmalıdır. Fakat fayda sağlamak amacıyla arkadaşlık etmeye veya dost olmaya çalışınca, o zaman işler biraz değişir. İstediği bir şeyi elde etmek amacıyla birisiyle arkadaşlık etmeye başlayınca, eğer o insan da bu şekilde düşünüyorsa, o da senden faydalanmaya çalışacaktır. İnsanların istekleri çok değişik olabilir. Sadece maddiyata bağlı arkadaşlıklar ilk akla gelen örnek, ama bu sebepler her zaman bu kadar açık değildir. Hatta ve hatta, bu istek bilinçaltından geliyorsa haberin bile olmayabilir. O kişi veya kişilerle beraberken kendini biraz huzursuz hissedersin, bir şeylerin yanlış gittiğini düşünürsün ama sebebi tam olarak bilemeyebilirsin.

Çok kaprisli bir arkadaşın varsa ve sürekli onu çekmek zorunda kalıyorsan, ve bu seni rahatsız ediyorsa…Sana hiç değer vermeyen birisiyle dostluk kurmuşsan…Maddi ve manevi olarak bazı ilişkilerinin seni tükettiğini hissediyorsan…Veya bunları sen karşı tarafa yapıyorsan :( Bil ki arkadaşlık değil bir çıkar ilişkisi, alış-veriş, içine girmişsin. Dikkat et, alış-verişler taraflardan birisinin isteği bittiği an, veya daha iyi bir müşteri veya satıcı bulunduğu an biter. Sonra ‘kırk yıllık dostum beni sattı’ dediğin zaman anla ki dostun seni satmadı, çünkü zaten en başta o senin dostun değil müşterindi !

Böyle bir ilişki içine girmenin bir çok sebebi olabilir, ama anlaman gereken şu: bu arkadaşlığı kuran sensin, sürdüren de sensin ve düzeltecek veya bitirecek olan yine sen olmalısın.

Arkadaşlığa yeni bir bakış

Arkadaşlık ve dostluk insanları çok güçlü bir bağla birbirine bağlar. Fakat bu bağın güçlü olması her zaman iyi olduğu anlamına gelmez. Tıpkı tiryakinin sigara arasında güçlü bir bağ olması gibi. Hayatına devam ederken, seni geliştirecek olan yeni arkadaşlıklar kuracak, bazılarını değiştirecek ve seni engelleyen eski ilişkilerinden kopacaksın. Ne olursa olsun eski arkadaşlarımı nasıl bırakabilirim ki, ayıp, yazık, gönlüm el vermez,çok üzülürüm gibi düşünceler geliyorsa aklına şunu düşün: bu düşüncelerin çoğunu kafana senden çıkar sağlayan kişi sokmuş olabilir mi ? Duygu sömürüsü kelimesini duymuşsundur. İnsanları acındırarak çıkar sağlamak anlamına gelir. Eğer bu durum uzun süredir gerçekleşiyorsa, örneğin arkadaşın sana bunu yapıyorsa, o zaman bu durumu kanıksamış olabilirsin. Yani karşındaki sana bir şey demese bile yardım etmek, şefkat göstermek isteyecek ve bunu engellemeye çalışırsan üzerindeki etkiye göre ‘ayıp olur’ hissinden suçluluk duygusuna kadar bir dizi duygu seni bekleyecektir. Eğer seni kullanan kişilerle ilişkilerini sürdürmeye devam edersen, hem kurabileceğin yepyeni dostluklardan mahrum kalırsın, hem de kendi kendini sabote etmiş olursun.

Tabi yine ‘bekara karı boşamak kolay’ kısmına geldik işin. Nasıl olacak ? İnsanların genel olarak gerçekten hassas, karşısındaki kırmamaya çalışan, sevecen, şefkatli ve iyi huylu olduklarına inanıyorum. Ama bakış açısına göre birisine hassas gelen davranış diğerine kurnazca veya birisine içten gelen davranış diğerine yapmacık gelebilir. Bu bakış açısı kimin ? Tabiki SENİN!

Sağlıklı, güvenli, yapıcı, faydalı, iyi arkadaşlıklar kurmanın yolu öncelikle kendine ve karşındakine dürüst olmaktan geçer. Bunu da doğru iletişim ile yapabilirsin. Bunu yapmaya başlayınca göreceksin ki karşındaki de benzer bir yaklaşım sergileyecek ve birbirinizi daha iyi tanıma fırsatı yakalayacaksınız. Veya karşındaki, bu yeni ve gerçek seni kabullenmek istemeyecek ve yavaş yavaş uzaklaşacaksınız. Bu olurken üzülmeyeceksin, merak etme, çünkü insan değer verdiği şeyleri kaybedince üzülür, eğer “arkadaşın” gerçek senden hoşlanmadıysa ona verdiğin değer de zaten kendiliğinden azalacaktır.

İletişimin güçlenince, kendini de daha iyi anlamaya başlıyor insan. Örneğin düşüncelerine hiç önem vermeyen o kişiyle neden arkadaşlık ediyorsun ? Sanal bir çevreye girmek için, veya onun yanında görülmenin kendine değer katacağını düşündüğün için, olabilir mi ?Belki de duygu sömürüsünün kurbanısındır. Ne kadar içten ve sahici olursan, içindeki ses de o kadar güçlenecek ve cesaret kazanacak. Ta ki seni güçsüzleştiren o paslı zincirlerini kırana kadar.

Kendine olan dürüstlüğün hangi aşamada olursa olsun, bu konuda ilerlemek ve cesaret kazanmak tıpkı koşmaya benziyor. Hiç spor yapmamış birisi ilk başta en fazla 5-10 dakika koşabilir ve sonra öyle yorulur ki belki günlerce koşamaz. Daha sonra 15 dakika koşar ve ilkine göre daha az yorulur. Düzenli idmanla insan hiç yorulmadan saatlerce koşabilecek duruma gelir, ve daha sonra dönüp de ben koşamam çabuk yorulurum diyen insanlara bakınca kendini hatırlar, güler ve yoluna devam eder. Yola devam :)

,

4 Responses to İçi Dopdolu İlişkiler (Bölüm 2)

  1. Ferdi 21/03/2008 saat 14:00 #

    15 yada 16 yaşlarındaydım o zamanlar 30’lu yaşlarının ortalarında olan bir abimiz, benim arkadaşlarımla ilişkilerimizin ne kadar iyi olduğunu anlatmam üzerine dönüp bana 3-5 yıl sonra doğru düzgün görüşmezsiniz bile demişti. O an içimden kendisine kızmış ve ukalaca tahminlerde bulunduğunu düşünmüştüm. Cevaben kardeş gibiyizdir böyle bir şey olacağını sanmıyorum demiştim. Bu olayı hiç unutmam şimdi 20’li yaşlardayım ve o gün abimizin yaptığı kehanet yıllar önce gerçek oldu. Kardeş gibiyizdir dediğim arkadaşlarımla görüşmüyoruz. Bence arkadaş yada dost iyi iletişim kurabildiğin hayata dair ortak beğenileriniz olan kişidir. Başka türlüsü geçici, mecburiyetten yada bir duruma bağlı arkadaşlıklardır. O durum ortadan kalktığında arkadaşlığımızda çoğu zaman biter. Her öğlen beraber yemek yediğimiz kaç kişiyle sosyal yaşamda görüşüyoruz? Kaçıyla iş çıkışı kahve içmeye gidiyoruz? Muhtemelen sadece ortak noktalarımız olanlarla. Şimdi düşününce ergenlik döneminde ki arkadaşlarımın bir çoğuyla görüşmüyor olmamızı buna bağlıyorum. Bizim hayata bakış açımız, zevklerimiz değişti artık çok az şeyi birlikte yapmakdan keyif alır olduk. Dolayısı ile zamanla aramızda ki uçurumda büyüdükçe büyüdü…Hepimizin ruhunda kayıp parçalar var. Bazen bir arkadaş yada sevgili bu kayıp parçardan biri olabiliyor. Fakat çok azı ruhumuzun kalıcı parçası olarak kalabiliyor. İşte bu kalıcı olanlarda zaman veya mekan sınırı ortadan kalkıyor. Aynı şarap gibi yıllandıkça daha büyük keyif alıyorsunuz.
    Dostlarımdan biri bir gün seninle aramızda ki ilişki simbiyotik (Simbiyotik ilişkiler, ortak yaşam ilişkileridir. İki ya da daha çok değişik canlı arasında her iki tarafında karşılıklı yararlanmalarına dayalı ortak ilişki geliştirmektir.) demişti. Ben ona bazı konularda destek veriyordum oda bana…İlk bakışta belki 3. kişiler için sadece ortak faydaya dayalı bir arkadaşlık anlamı çıkabilir. Ama neden öyle olsun ki? Arkadaşın arkadaşa elinden geldiği konularda destek vermesinden doğal ne olabilir? Peki, sizden fayda sağladığı için yanınızda dolanan, sahte tavırlarla iyi niyetinizi suistimal edip sırtınıza hanceri indirmek için fırsat kollayan ve sonunda Aşık Veysel’in “Dost dost diye nicesine sarıldım benim sadık yarim kara topraktır.” dizelerini size anımsatacak kadar üzülmenize sebep olan kişilere eminim çok raslamışsınızdır. Hayatta her zaman böyle insanlar kaşımıza çıkacaktır. Bu tarz kişiler kolay değişmez. Yapabileceğimiz en iyi şey hatalarını yüzlerine vurup ders almalarını beklemek ve onları hayatımızdan çıkarmak olur diye düşünüyorum. İyi bir arkadaşlığın sırrı da bence insanları olduğu gibi kabul etmek ve her zaman karşımızdakine dürüst ve içten olmaktır. Biz mükemmelmiyiz ki karşımızda ki mükemmel olsun. Hepimizin gedikleri var…Ben kendi adıma her zaman nicelikden çok niteliğe önem vermişimdir. Facebook da ki sayfamda belki 150 kişi yoktur ama orda ki 15-20 kişi her zaman güvenebileceğim insanlardır.
    Bu konuyla ilgilili yorumumu sonlandırırken çok sevdiğim biz sözü sizlerle paylaşmak istiyorum. “Dostun en iyisi sizi acımasızca eleştiren ama en kötü gününüzde yanınızdan ayrılmayandır.”

    Sevgilerimle
    Ferdi

  2. aşk 14/12/2008 saat 16:28 #

    bence çok güzel bir yazı olmuş bu siteye çok içten bir şekilde tebrik ediyorum

  3. ahmet 15/10/2009 saat 00:52 #

    Bir Güzel Uzun Şiir

    Beni sen akşamcı ettin
    Hayal sevgilim
    Elde kadeh
    Dilde sen
    Her akşam bu sofrada bir rüzgardır esen

    Yıldızlara isimler verdim kendimce
    Biri hayal
    Biri gurbet
    Biri hasret
    Biri hep o güzel memlekettir memleket
    Sokaklarında büyüdüğüm seninle
    Buluştuğum gözlerinle
    O güzel memleket bir yıldıza adını verdi
    Akşamları göğe kaldır başını seyret
    Belki geçmişin ışıkları henüz sönmemiştir
    Belki resimler kaybolmamıştır
    Belki isimler unutulmamıştır
    Belki batmayı unutmuş güneşler vardır gökte
    Seyret aynaya bakmadan seyret gökyüzünü
    Bir yıldız göz kırpıyorsa
    Veya bir ışık kayıyorsa
    Benim kadehimdir şerefine kalkan
    Işıklara doğru
    Sana doğru
    Şiirler geliyor gökyüzünden
    Bu bilinmeyen hayal meyhanesinden

    Beni kimse görmedi
    Ben kimseye el sallamadım
    Seninle meşguldum
    Tanıdıklar görmüşse de ben onları tanımadım
    İnanır mısın senden başkasını da pek sallamadım

    Baharlar açıyor toprakla birlikte ben de canlanıyorum
    Hayallerimi uçurtma yaptım
    Gökyüzünde yalpa yalpa yalpalanıyorum
    Birşey göremiyorum uzaktan sana uzanamıyorum
    Adını çağıracağım bir kimse de yok
    Hep yalnız yürümüşüm sokaklarda demek ki
    Sana bakayım derken kimse kalmamış yanımda
    Bir senin adın var aklımda
    Onu da söyleyemem
    Onu bağıramam özgürce
    Adını tutukladım beynimde salıvermek yok
    Havalandırma bile yasak
    Voltayı hayallerimde atacaksın
    Sen kimseye görünmeyeceksin

    Gel be dünya, evinden atma beni hayata çok alıştım
    Azraile satma beni
    Sana söylerim beni vermezsen ellere
    İsimleri itiraf ederim
    Bir konuşsam sarsılırsın

    Beni sen akşamcı ettin hayal sevgilim
    Elde kadeh
    Dilde sen
    Meyhane beğen meyhanelerden
    Küfürlere karıştı gecenin çığlıkları
    Sesim sesine ulaşmaz
    Aşk buna mı derler
    Kavuşulmazsa büyür
    Kavuşulursa erir

    Ben seni seyrederdim
    Köşeden
    Arkana takılırdım anlamazdın akşam üstleriydi
    Bizlerle pek oynamazdın
    Bir yakan toptu son oyunumuz
    Ellerin ellerimi yaktı
    Gözlerin gözbebeklerimi
    Bisikletimde kaldı sıcaklığın
    Bisikletim yok şimdi

    Beni sen akşamcı ettin
    Hayal sevgilim
    Elde kadeh
    Dilde sen
    Bir de o zümrüt gözlerinde öpüşen
    Mutlu çocuk
    Nereye yolculuk bile demeden
    Gittin evlendin
    Seslenemedim
    Seni hiç görmedim
    Ben ölmedim
    Sen ölmedin
    Neredeydin bilemedim
    Bir tebrik de edemedim

    Şimdi eski dostlara rastlıyorum
    Herbiri bir yerde
    Kimi okumuş kimi zengin
    Kimi mutlu
    Kimi bezgin

    Ben bir dünya tatlısı ile evliyim şimdi
    Dünyaya bunca bağlanmam onun eseriydi
    Şiirler yazdım ona şarkılar oldu
    Bu kadeh onunla doldu
    Seni inattan soruyorum herkese
    Daha neler var bu şiir devam ederse

    Bırakma hayallerimi
    Hayal güzelim
    Ben akşamcıyım
    Sen akşamsın
    Bir güzel bestede şarkısın dinlediğim
    Bir özlemsin bitiremediğim
    Dün gibi herşey oysa
    Dün gibi ama
    Zamana şehir de dayanamamış
    Yıkılmış
    Sokaklar süklüm püklüm
    Ağaçlar büyümüş ve çürümüş
    Bizse yaşamadıklarımıza inat saçlarımızda beyazlar
    Sokaklarda maziyi arıyoruz
    Yanılıyoruz dostum
    Yanılıyoruz
    Zaman geldi biz ayrılıyoruz
    Ben sana alıştım hayat
    Darılırım gidersen
    Bir daha yüzüne bakmam
    Şerefsizim yanına bile gelmem

    Bu şiir uzayacak
    Hayal güzelim
    Yorulduysan git
    Laf lafı
    Laf mısrayı açıyor
    Bende uyku yok
    Zaman azaldıkça
    Uykum kaçıyor
    Daha uzun kalmak ayakta
    Sanki daha uzun yaşamak gibi
    Hiç uyumasam ömrüm iki katına çıkar mı
    Aldanmak mı yoksa hayallerim
    Ömür nedir
    Hayat nedir hayal nedir
    İşte şu oturduğum sedir nelere şahittir
    Ben bilmem o da dünyada ben de
    Belki o sedir daha bir kıymetlidir
    Herşey izafi hayal sevgilim
    Güzel
    Çirkin
    İyi
    Kötü
    Uzun
    Kısa
    Ve daha neler neler
    Adına sıfat dediğin ya da nitelik
    Asıl olan
    Mutlakla birliktelik

    Sazlıklarda bir kamış
    O kamış neye yaramış
    Diye sorma
    Kamış kamış olmuşsa mutlaka
    Birşeye yaramıştır
    Hani insan insan olmuşsa da aynısıdır
    Palavra gayrısıdır
    Ben bıkmadım yaşamaktan
    Yaratan bıktırmasın
    Aşk ile yansın yüreğim
    Ayakkabım sıktırmasın

    Haşim adam bıçaklıyor mu sokaklarda
    Yüksel’i dövdüler mi kapıda
    Vay anam ne kıymetliymiş gözlerin sen hala kaçır onları

    Mahallenin bebeleri birbirine girsin senin için
    Elyüz kan içinde elin oğlu şenli
    Bizi bize kırdırttın
    Güzeller güzeli
    Hayal şehrin hayal kızı
    Helal olsun sana
    Akan kanlar yoluna şerbettir senin

    Beni sen akşamcı ettin hayal güzelim
    Ötekiler ne oldu bilmem
    Biri emekli olmuş
    Öbürü elini tornaya kaptırmış
    Biri de terörist dediler
    En akıllısı manifaturacı, müteahhit
    Kapatmış hayal şehrin arsalarını
    Sonra önüne gelene satmış

    Ben kiraladım yanındaki meyhaneyi

    Parasız mey satarım karşılığında muhabbet
    Ben sana hapsoldum müebbet
    Yine de diyorum kendime be adam haline şükret
    Ya idam olsaydı cezan
    Af da etmezdi devlet

    Bu şiir ah bu şiir seni bana getirsin
    Ne işim varsa beni alıp bitirsin
    Sesler uzakta kaldı
    Yaşlar yaş olmaktan çıkmak üzere
    Bu şiir seni bana getirecek mi bilemem
    Ama ben kalkıp gideceğim uzaklara
    Aklımı bırakıp
    Aşkımı bırakıp
    Bir de yakamı bıraksam
    Kurtulacağım
    Sana bir sepet çiçek yollayacağım
    İsimsiz
    Bir kucak şiir
    Bitimsiz

    Ellerimde güller açmış
    Sabah çiğleri üzerinde
    Fırından sıcak ekmek kokusu yayılır
    Çocukluğumun istüne
    Uyanmak ne de zordur okul varsa
    Sen uykularımı bölerdin
    Buğdaylı rüzgar kokusuyla
    Büyüdük herşeyi büyüttük
    Aşkı
    Hasreti

    Bir Güzel Uzun Şiir

    Beni sen akşamcı ettin
    Hayal sevgilim
    Elde kadeh
    Dilde sen
    Her akşam bu sofrada bir rüzgardır esen

    Yıldızlara isimler verdim kendimce
    Biri hayal
    Biri gurbet
    Biri hasret
    Biri hep o güzel memlekettir memleket
    Sokaklarında büyüdüğüm seninle
    Buluştuğum gözlerinle
    O güzel memleket bir yıldıza adını verdi
    Akşamları göğe kaldır başını seyret
    Belki geçmişin ışıkları henüz sönmemiştir
    Belki resimler kaybolmamıştır
    Belki isimler unutulmamıştır
    Belki batmayı unutmuş güneşler vardır gökte
    Seyret aynaya bakmadan seyret gökyüzünü
    Bir yıldız göz kırpıyorsa
    Veya bir ışık kayıyorsa
    Benim kadehimdir şerefine kalkan
    Işıklara doğru
    Sana doğru
    Şiirler geliyor gökyüzünden
    Bu bilinmeyen hayal meyhanesinden

    Beni kimse görmedi
    Ben kimseye el sallamadım
    Seninle meşguldum
    Tanıdıklar görmüşse de ben onları tanımadım
    İnanır mısın senden başkasını da pek sallamadım

    Baharlar açıyor toprakla birlikte ben de canlanıyorum
    Hayallerimi uçurtma yaptım
    Gökyüzünde yalpa yalpa yalpalanıyorum
    Birşey göremiyorum uzaktan sana uzanamıyorum
    Adını çağıracağım bir kimse de yok
    Hep yalnız yürümüşüm sokaklarda demek ki
    Sana bakayım derken kimse kalmamış yanımda
    Bir senin adın var aklımda
    Onu da söyleyemem
    Onu bağıramam özgürce
    Adını tutukladım beynimde salıvermek yok
    Havalandırma bile yasak
    Voltayı hayallerimde atacaksın
    Sen kimseye görünmeyeceksin

    Gel be dünya, evinden atma beni hayata çok alıştım
    Azraile satma beni
    Sana söylerim beni vermezsen ellere
    İsimleri itiraf ederim
    Bir konuşsam sarsılırsın

    Beni sen akşamcı ettin hayal sevgilim
    Elde kadeh
    Dilde sen
    Meyhane beğen meyhanelerden
    Küfürlere karıştı gecenin çığlıkları
    Sesim sesine ulaşmaz
    Aşk buna mı derler
    Kavuşulmazsa büyür
    Kavuşulursa erir

    Ben seni seyrederdim
    Köşeden
    Arkana takılırdım anlamazdın akşam üstleriydi
    Bizlerle pek oynamazdın
    Bir yakan toptu son oyunumuz
    Ellerin ellerimi yaktı
    Gözlerin gözbebeklerimi
    Bisikletimde kaldı sıcaklığın
    Bisikletim yok şimdi

    Beni sen akşamcı ettin
    Hayal sevgilim
    Elde kadeh
    Dilde sen
    Bir de o zümrüt gözlerinde öpüşen
    Mutlu çocuk
    Nereye yolculuk bile demeden
    Gittin evlendin
    Seslenemedim
    Seni hiç görmedim
    Ben ölmedim
    Sen ölmedin
    Neredeydin bilemedim
    Bir tebrik de edemedim

    Şimdi eski dostlara rastlıyorum
    Herbiri bir yerde
    Kimi okumuş kimi zengin
    Kimi mutlu
    Kimi bezgin

    Ben bir dünya tatlısı ile evliyim şimdi
    Dünyaya bunca bağlanmam onun eseriydi
    Şiirler yazdım ona şarkılar oldu
    Bu kadeh onunla doldu
    Seni inattan soruyorum herkese
    Daha neler var bu şiir devam ederse

    Bırakma hayallerimi
    Hayal güzelim
    Ben akşamcıyım
    Sen akşamsın
    Bir güzel bestede şarkısın dinlediğim
    Bir özlemsin bitiremediğim
    Dün gibi herşey oysa
    Dün gibi ama
    Zamana şehir de dayanamamış
    Yıkılmış
    Sokaklar süklüm püklüm
    Ağaçlar büyümüş ve çürümüş
    Bizse yaşamadıklarımıza inat saçlarımızda beyazlar
    Sokaklarda maziyi arıyoruz
    Yanılıyoruz dostum
    Yanılıyoruz
    Zaman geldi biz ayrılıyoruz
    Ben sana alıştım hayat
    Darılırım gidersen
    Bir daha yüzüne bakmam
    Şerefsizim yanına bile gelmem

    Bu şiir uzayacak
    Hayal güzelim
    Yorulduysan git
    Laf lafı
    Laf mısrayı açıyor
    Bende uyku yok
    Zaman azaldıkça
    Uykum kaçıyor
    Daha uzun kalmak ayakta
    Sanki daha uzun yaşamak gibi
    Hiç uyumasam ömrüm iki katına çıkar mı
    Aldanmak mı yoksa hayallerim
    Ömür nedir
    Hayat nedir hayal nedir
    İşte şu oturduğum sedir nelere şahittir
    Ben bilmem o da dünyada ben de
    Belki o sedir daha bir kıymetlidir
    Herşey izafi hayal sevgilim
    Güzel
    Çirkin
    İyi
    Kötü
    Uzun
    Kısa
    Ve daha neler neler
    Adına sıfat dediğin ya da nitelik
    Asıl olan
    Mutlakla birliktelik

    Sazlıklarda bir kamış
    O kamış neye yaramış
    Diye sorma
    Kamış kamış olmuşsa mutlaka
    Birşeye yaramıştır
    Hani insan insan olmuşsa da aynısıdır
    Palavra gayrısıdır
    Ben bıkmadım yaşamaktan
    Yaratan bıktırmasın
    Aşk ile yansın yüreğim
    Ayakkabım sıktırmasın

    Haşim adam bıçaklıyor mu sokaklarda
    Yüksel’i dövdüler mi kapıda
    Vay anam ne kıymetliymiş gözlerin sen hala kaçır onları

    Mahallenin bebeleri birbirine girsin senin için
    Elyüz kan içinde elin oğlu şenli
    Bizi bize kırdırttın
    Güzeller güzeli
    Hayal şehrin hayal kızı
    Helal olsun sana
    Akan kanlar yoluna şerbettir senin

    Beni sen akşamcı ettin hayal güzelim
    Ötekiler ne oldu bilmem
    Biri emekli olmuş
    Öbürü elini tornaya kaptırmış
    Biri de terörist dediler
    En akıllısı manifaturacı, müteahhit
    Kapatmış hayal şehrin arsalarını
    Sonra önüne gelene satmış

    Ben kiraladım yanındaki meyhaneyi

    Parasız mey satarım karşılığında muhabbet
    Ben sana hapsoldum müebbet
    Yine de diyorum kendime be adam haline şükret
    Ya idam olsaydı cezan
    Af da etmezdi devlet

    Bu şiir ah bu şiir seni bana getirsin
    Ne işim varsa beni alıp bitirsin
    Sesler uzakta kaldı
    Yaşlar yaş olmaktan çıkmak üzere
    Bu şiir seni bana getirecek mi bilemem
    Ama ben kalkıp gideceğim uzaklara
    Aklımı bırakıp
    Aşkımı bırakıp
    Bir de yakamı bıraksam
    Kurtulacağım
    Sana bir sepet çiçek yollayacağım
    İsimsiz
    Bir kucak şiir
    Bitimsiz

    Ellerimde güller açmış
    Sabah çiğleri üzerinde
    Fırından sıcak ekmek kokusu yayılır
    Çocukluğumun istüne
    Uyanmak ne de zordur okul varsa
    Sen uykularımı bölerdin
    Buğdaylı rüzgar kokusuyla
    Büyüdük herşeyi büyüttük

    Bir Güzel Uzun Şiir

    Beni sen akşamcı ettin
    Hayal sevgilim
    Elde kadeh
    Dilde sen
    Her akşam bu sofrada bir rüzgardır esen

    Yıldızlara isimler verdim kendimce
    Biri hayal
    Biri gurbet
    Biri hasret
    Biri hep o güzel memlekettir memleket
    Sokaklarında büyüdüğüm seninle
    Buluştuğum gözlerinle
    O güzel memleket bir yıldıza adını verdi
    Akşamları göğe kaldır başını seyret
    Belki geçmişin ışıkları henüz sönmemiştir
    Belki resimler kaybolmamıştır
    Belki isimler unutulmamıştır
    Belki batmayı unutmuş güneşler vardır gökte
    Seyret aynaya bakmadan seyret gökyüzünü
    Bir yıldız göz kırpıyorsa
    Veya bir ışık kayıyorsa
    Benim kadehimdir şerefine kalkan
    Işıklara doğru
    Sana doğru
    Şiirler geliyor gökyüzünden
    Bu bilinmeyen hayal meyhanesinden

    Beni kimse görmedi
    Ben kimseye el sallamadım
    Seninle meşguldum
    Tanıdıklar görmüşse de ben onları tanımadım
    İnanır mısın senden başkasını da pek sallamadım

    Baharlar açıyor toprakla birlikte ben de canlanıyorum
    Hayallerimi uçurtma yaptım
    Gökyüzünde yalpa yalpa yalpalanıyorum
    Birşey göremiyorum uzaktan sana uzanamıyorum
    Adını çağıracağım bir kimse de yok
    Hep yalnız yürümüşüm sokaklarda demek ki
    Sana bakayım derken kimse kalmamış yanımda
    Bir senin adın var aklımda
    Onu da söyleyemem
    Onu bağıramam özgürce
    Adını tutukladım beynimde salıvermek yok
    Havalandırma bile yasak
    Voltayı hayallerimde atacaksın
    Sen kimseye görünmeyeceksin

    Gel be dünya, evinden atma beni hayata çok alıştım
    Azraile satma beni
    Sana söylerim beni vermezsen ellere
    İsimleri itiraf ederim
    Bir konuşsam sarsılırsın

    Beni sen akşamcı ettin hayal sevgilim
    Elde kadeh
    Dilde sen
    Meyhane beğen meyhanelerden
    Küfürlere karıştı gecenin çığlıkları
    Sesim sesine ulaşmaz
    Aşk buna mı derler
    Kavuşulmazsa büyür
    Kavuşulursa erir

    Ben seni seyrederdim
    Köşeden
    Arkana takılırdım anlamazdın akşam üstleriydi
    Bizlerle pek oynamazdın
    Bir yakan toptu son oyunumuz
    Ellerin ellerimi yaktı
    Gözlerin gözbebeklerimi
    Bisikletimde kaldı sıcaklığın
    Bisikletim yok şimdi

    Beni sen akşamcı ettin
    Hayal sevgilim
    Elde kadeh
    Dilde sen
    Bir de o zümrüt gözlerinde öpüşen
    Mutlu çocuk
    Nereye yolculuk bile demeden
    Gittin evlendin
    Seslenemedim
    Seni hiç görmedim
    Ben ölmedim
    Sen ölmedin
    Neredeydin bilemedim
    Bir tebrik de edemedim

    Şimdi eski dostlara rastlıyorum
    Herbiri bir yerde
    Kimi okumuş kimi zengin
    Kimi mutlu
    Kimi bezgin

    Ben bir dünya tatlısı ile evliyim şimdi
    Dünyaya bunca bağlanmam onun eseriydi
    Şiirler yazdım ona şarkılar oldu
    Bu kadeh onunla doldu
    Seni inattan soruyorum herkese
    Daha neler var bu şiir devam ederse

    Bırakma hayallerimi
    Hayal güzelim
    Ben akşamcıyım
    Sen akşamsın
    Bir güzel bestede şarkısın dinlediğim
    Bir özlemsin bitiremediğim
    Dün gibi herşey oysa
    Dün gibi ama
    Zamana şehir de dayanamamış
    Yıkılmış
    Sokaklar süklüm püklüm
    Ağaçlar büyümüş ve çürümüş
    Bizse yaşamadıklarımıza inat saçlarımızda beyazlar
    Sokaklarda maziyi arıyoruz
    Yanılıyoruz dostum
    Yanılıyoruz
    Zaman geldi biz ayrılıyoruz
    Ben sana alıştım hayat
    Darılırım gidersen
    Bir daha yüzüne bakmam
    Şerefsizim yanına bile gelmem

    Bu şiir uzayacak
    Hayal güzelim
    Yorulduysan git
    Laf lafı
    Laf mısrayı açıyor
    Bende uyku yok
    Zaman azaldıkça
    Uykum kaçıyor
    Daha uzun kalmak ayakta
    Sanki daha uzun yaşamak gibi
    Hiç uyumasam ömrüm iki katına çıkar mı
    Aldanmak mı yoksa hayallerim
    Ömür nedir
    Hayat nedir hayal nedir
    İşte şu oturduğum sedir nelere şahittir
    Ben bilmem o da dünyada ben de
    Belki o sedir daha bir kıymetlidir
    Herşey izafi hayal sevgilim
    Güzel
    Çirkin
    İyi
    Kötü
    Uzun
    Kısa
    Ve daha neler neler
    Adına sıfat dediğin ya da nitelik
    Asıl olan
    Mutlakla birliktelik

    Sazlıklarda bir kamış
    O kamış neye yaramış
    Diye sorma
    Kamış kamış olmuşsa mutlaka
    Birşeye yaramıştır
    Hani insan insan olmuşsa da aynısıdır
    Palavra gayrısıdır
    Ben bıkmadım yaşamaktan
    Yaratan bıktırmasın
    Aşk ile yansın yüreğim
    Ayakkabım sıktırmasın

    Haşim adam bıçaklıyor mu sokaklarda
    Yüksel’i dövdüler mi kapıda
    Vay anam ne kıymetliymiş gözlerin sen hala kaçır onları

    Mahallenin bebeleri birbirine girsin senin için
    Elyüz kan içinde elin oğlu şenli
    Bizi bize kırdırttın
    Güzeller güzeli
    Hayal şehrin hayal kızı
    Helal olsun sana
    Akan kanlar yoluna şerbettir senin

    Beni sen akşamcı ettin hayal güzelim
    Ötekiler ne oldu bilmem
    Biri emekli olmuş
    Öbürü elini tornaya kaptırmış
    Biri de terörist dediler
    En akıllısı manifaturacı, müteahhit
    Kapatmış hayal şehrin arsalarını
    Sonra önüne gelene satmış

    Ben kiraladım yanındaki meyhaneyi

    Parasız mey satarım karşılığında muhabbet
    Ben sana hapsoldum müebbet
    Yine de diyorum kendime be adam haline şükret
    Ya idam olsaydı cezan
    Af da etmezdi devlet

    Bu şiir ah bu şiir seni bana getirsin
    Ne işim varsa beni alıp bitirsin
    Sesler uzakta kaldı
    Yaşlar yaş olmaktan çıkmak üzere
    Bu şiir seni bana getirecek mi bilemem
    Ama ben kalkıp gideceğim uzaklara
    Aklımı bırakıp
    Aşkımı bırakıp
    Bir de yakamı bıraksam
    Kurtulacağım
    Sana bir sepet çiçek yollayacağım
    İsimsiz
    Bir kucak şiir
    Bitimsiz

    Ellerimde güller açmış
    Sabah çiğleri üzerinde
    Fırından sıcak ekmek kokusu yayılır
    Çocukluğumun istüne
    Uyanmak ne de zordur okul varsa
    Sen uykularımı bölerdin
    Buğdaylı rüzgar kokusuyla
    Büyüdük herşeyi büyüttük
    Aşkı

    Bir Güzel Uzun Şiir

    Beni sen akşamcı ettin
    Hayal sevgilim
    Elde kadeh
    Dilde sen
    Her akşam bu sofrada bir rüzgardır esen

    Yıldızlara isimler verdim kendimce
    Biri hayal
    Biri gurbet
    Biri hasret
    Biri hep o güzel memlekettir memleket
    Sokaklarında büyüdüğüm seninle
    Buluştuğum gözlerinle
    O güzel memleket bir yıldıza adını verdi
    Akşamları göğe kaldır başını seyret
    Belki geçmişin ışıkları henüz sönmemiştir
    Belki resimler kaybolmamıştır
    Belki isimler unutulmamıştır
    Belki batmayı unutmuş güneşler vardır gökte
    Seyret aynaya bakmadan seyret gökyüzünü
    Bir yıldız göz kırpıyorsa
    Veya bir ışık kayıyorsa
    Benim kadehimdir şerefine kalkan
    Işıklara doğru
    Sana doğru
    Şiirler geliyor gökyüzünden
    Bu bilinmeyen hayal meyhanesinden

    Beni kimse görmedi
    Ben kimseye el sallamadım
    Seninle meşguldum
    Tanıdıklar görmüşse de ben onları tanımadım
    İnanır mısın senden başkasını da pek sallamadım

    Baharlar açıyor toprakla birlikte ben de canlanıyorum
    Hayallerimi uçurtma yaptım
    Gökyüzünde yalpa yalpa yalpalanıyorum
    Birşey göremiyorum uzaktan sana uzanamıyorum
    Adını çağıracağım bir kimse de yok
    Hep yalnız yürümüşüm sokaklarda demek ki
    Sana bakayım derken kimse kalmamış yanımda
    Bir senin adın var aklımda
    Onu da söyleyemem
    Onu bağıramam özgürce
    Adını tutukladım beynimde salıvermek yok
    Havalandırma bile yasak
    Voltayı hayallerimde atacaksın
    Sen kimseye görünmeyeceksin

    Gel be dünya, evinden atma beni hayata çok alıştım
    Azraile satma beni
    Sana söylerim beni vermezsen ellere
    İsimleri itiraf ederim
    Bir konuşsam sarsılırsın

    Beni sen akşamcı ettin hayal sevgilim
    Elde kadeh
    Dilde sen
    Meyhane beğen meyhanelerden
    Küfürlere karıştı gecenin çığlıkları
    Sesim sesine ulaşmaz
    Aşk buna mı derler
    Kavuşulmazsa büyür
    Kavuşulursa erir

    Ben seni seyrederdim
    Köşeden
    Arkana takılırdım anlamazdın akşam üstleriydi
    Bizlerle pek oynamazdın
    Bir yakan toptu son oyunumuz
    Ellerin ellerimi yaktı
    Gözlerin gözbebeklerimi
    Bisikletimde kaldı sıcaklığın
    Bisikletim yok şimdi

    Beni sen akşamcı ettin
    Hayal sevgilim
    Elde kadeh
    Dilde sen
    Bir de o zümrüt gözlerinde öpüşen
    Mutlu çocuk
    Nereye yolculuk bile demeden
    Gittin evlendin
    Seslenemedim
    Seni hiç görmedim
    Ben ölmedim
    Sen ölmedin
    Neredeydin bilemedim
    Bir tebrik de edemedim

    Şimdi eski dostlara rastlıyorum
    Herbiri bir yerde
    Kimi okumuş kimi zengin
    Kimi mutlu
    Kimi bezgin

    Ben bir dünya tatlısı ile evliyim şimdi
    Dünyaya bunca bağlanmam onun eseriydi
    Şiirler yazdım ona şarkılar oldu
    Bu kadeh onunla doldu
    Seni inattan soruyorum herkese
    Daha neler var bu şiir devam ederse

    Bırakma hayallerimi
    Hayal güzelim
    Ben akşamcıyım
    Sen akşamsın
    Bir güzel bestede şarkısın dinlediğim
    Bir özlemsin bitiremediğim
    Dün gibi herşey oysa
    Dün gibi ama
    Zamana şehir de dayanamamış
    Yıkılmış
    Sokaklar süklüm püklüm
    Ağaçlar büyümüş ve çürümüş
    Bizse yaşamadıklarımıza inat saçlarımızda beyazlar
    Sokaklarda maziyi arıyoruz
    Yanılıyoruz dostum
    Yanılıyoruz
    Zaman geldi biz ayrılıyoruz
    Ben sana alıştım hayat
    Darılırım gidersen
    Bir daha yüzüne bakmam
    Şerefsizim yanına bile gelmem

    Bu şiir uzayacak
    Hayal güzelim
    Yorulduysan git
    Laf lafı
    Laf mısrayı açıyor
    Bende uyku yok
    Zaman azaldıkça
    Uykum kaçıyor
    Daha uzun kalmak ayakta
    Sanki daha uzun yaşamak gibi
    Hiç uyumasam ömrüm iki katına çıkar mı
    Aldanmak mı yoksa hayallerim
    Ömür nedir
    Hayat nedir hayal nedir
    İşte şu oturduğum sedir nelere şahittir
    Ben bilmem o da dünyada ben de
    Belki o sedir daha bir kıymetlidir
    Herşey izafi hayal sevgilim
    Güzel
    Çirkin
    İyi
    Kötü
    Uzun
    Kısa
    Ve daha neler neler
    Adına sıfat dediğin ya da nitelik
    Asıl olan
    Mutlakla birliktelik

    Sazlıklarda bir kamış
    O kamış neye yaramış
    Diye sorma
    Kamış kamış olmuşsa mutlaka
    Birşeye yaramıştır
    Hani insan insan olmuşsa da aynısıdır
    Palavra gayrısıdır
    Ben bıkmadım yaşamaktan
    Yaratan bıktırmasın
    Aşk ile yansın yüreğim
    Ayakkabım sıktırmasın

    Haşim adam bıçaklıyor mu sokaklarda
    Yüksel’i dövdüler mi kapıda
    Vay anam ne kıymetliymiş gözlerin sen hala kaçır onları

    Mahallenin bebeleri birbirine girsin senin için
    Elyüz kan içinde elin oğlu şenli
    Bizi bize kırdırttın
    Güzeller güzeli
    Hayal şehrin hayal kızı
    Helal olsun sana
    Akan kanlar yoluna şerbettir senin

    Beni sen akşamcı ettin hayal güzelim
    Ötekiler ne oldu bilmem
    Biri emekli olmuş
    Öbürü elini tornaya kaptırmış
    Biri de terörist dediler
    En akıllısı manifaturacı, müteahhit
    Kapatmış hayal şehrin arsalarını
    Sonra önüne gelene satmış

    Ben kiraladım yanındaki meyhaneyi

    Parasız mey satarım karşılığında muhabbet
    Ben sana hapsoldum müebbet
    Yine de diyorum kendime be adam haline şükret
    Ya idam olsaydı cezan
    Af da etmezdi devlet

    Bu şiir ah bu şiir seni bana getirsin
    Ne işim varsa beni alıp bitirsin
    Sesler uzakta kaldı
    Yaşlar yaş olmaktan çıkmak üzere
    Bu şiir seni bana getirecek mi bilemem
    Ama ben kalkıp gideceğim uzaklara
    Aklımı bırakıp
    Aşkımı bırakıp
    Bir de yakamı bıraksam
    Kurtulacağım
    Sana bir sepet çiçek yollayacağım
    İsimsiz
    Bir kucak şiir
    Bitimsiz

    Ellerimde güller açmış
    Sabah çiğleri üzerinde
    Fırından sıcak ekmek kokusu yayılır
    Çocukluğumun istüne
    Uyanmak ne de zordur okul varsa
    Sen uykularımı bölerdin
    Buğdaylı rüzgar kokusuyla
    Büyüdük herşeyi büyüttük
    Aşkı
    Hasreti

    Bir Güzel Uzun Şiir

    Beni sen akşamcı ettin
    Hayal sevgilim
    Elde kadeh
    Dilde sen
    Her akşam bu sofrada bir rüzgardır esen

    Yıldızlara isimler verdim kendimce
    Biri hayal
    Biri gurbet
    Biri hasret
    Biri hep o güzel memlekettir memleket
    Sokaklarında büyüdüğüm seninle
    Buluştuğum gözlerinle
    O güzel memleket bir yıldıza adını verdi
    Akşamları göğe kaldır başını seyret
    Belki geçmişin ışıkları henüz sönmemiştir
    Belki resimler kaybolmamıştır
    Belki isimler unutulmamıştır
    Belki batmayı unutmuş güneşler vardır gökte
    Seyret aynaya bakmadan seyret gökyüzünü
    Bir yıldız göz kırpıyorsa
    Veya bir ışık kayıyorsa
    Benim kadehimdir şerefine kalkan
    Işıklara doğru
    Sana doğru
    Şiirler geliyor gökyüzünden
    Bu bilinmeyen hayal meyhanesinden

    Beni kimse görmedi
    Ben kimseye el sallamadım
    Seninle meşguldum
    Tanıdıklar görmüşse de ben onları tanımadım
    İnanır mısın senden başkasını da pek sallamadım

    Baharlar açıyor toprakla birlikte ben de canlanıyorum
    Hayallerimi uçurtma yaptım
    Gökyüzünde yalpa yalpa yalpalanıyorum
    Birşey göremiyorum uzaktan sana uzanamıyorum
    Adını çağıracağım bir kimse de yok
    Hep yalnız yürümüşüm sokaklarda demek ki
    Sana bakayım derken kimse kalmamış yanımda
    Bir senin adın var aklımda
    Onu da söyleyemem
    Onu bağıramam özgürce
    Adını tutukladım beynimde salıvermek yok
    Havalandırma bile yasak
    Voltayı hayallerimde atacaksın
    Sen kimseye görünmeyeceksin

    Gel be dünya, evinden atma beni hayata çok alıştım
    Azraile satma beni
    Sana söylerim beni vermezsen ellere
    İsimleri itiraf ederim
    Bir konuşsam sarsılırsın

    Beni sen akşamcı ettin hayal sevgilim
    Elde kadeh
    Dilde sen
    Meyhane beğen meyhanelerden
    Küfürlere karıştı gecenin çığlıkları
    Sesim sesine ulaşmaz
    Aşk buna mı derler
    Kavuşulmazsa büyür
    Kavuşulursa erir

    Ben seni seyrederdim
    Köşeden
    Arkana takılırdım anlamazdın akşam üstleriydi
    Bizlerle pek oynamazdın
    Bir yakan toptu son oyunumuz
    Ellerin ellerimi yaktı
    Gözlerin gözbebeklerimi
    Bisikletimde kaldı sıcaklığın
    Bisikletim yok şimdi

    Beni sen akşamcı ettin
    Hayal sevgilim
    Elde kadeh
    Dilde sen
    Bir de o zümrüt gözlerinde öpüşen
    Mutlu çocuk
    Nereye yolculuk bile demeden
    Gittin evlendin
    Seslenemedim
    Seni hiç görmedim
    Ben ölmedim
    Sen ölmedin
    Neredeydin bilemedim
    Bir tebrik de edemedim

    Şimdi eski dostlara rastlıyorum
    Herbiri bir yerde
    Kimi okumuş kimi zengin
    Kimi mutlu
    Kimi bezgin

    Ben bir dünya tatlısı ile evliyim şimdi
    Dünyaya bunca bağlanmam onun eseriydi
    Şiirler yazdım ona şarkılar oldu
    Bu kadeh onunla doldu
    Seni inattan soruyorum herkese
    Daha neler var bu şiir devam ederse

    Bırakma hayallerimi
    Hayal güzelim
    Ben akşamcıyım
    Sen akşamsın
    Bir güzel bestede şarkısın dinlediğim
    Bir özlemsin bitiremediğim
    Dün gibi herşey oysa
    Dün gibi ama
    Zamana şehir de dayanamamış
    Yıkılmış
    Sokaklar süklüm püklüm
    Ağaçlar büyümüş ve çürümüş
    Bizse yaşamadıklarımıza inat saçlarımızda beyazlar
    Sokaklarda maziyi arıyoruz
    Yanılıyoruz dostum
    Yanılıyoruz
    Zaman geldi biz ayrılıyoruz
    Ben sana alıştım hayat
    Darılırım gidersen
    Bir daha yüzüne bakmam
    Şerefsizim yanına bile gelmem

    Bu şiir uzayacak
    Hayal güzelim
    Yorulduysan git
    Laf lafı
    Laf mısrayı açıyor
    Bende uyku yok
    Zaman azaldıkça
    Uykum kaçıyor
    Daha uzun kalmak ayakta
    Sanki daha uzun yaşamak gibi
    Hiç uyumasam ömrüm iki katına çıkar mı
    Aldanmak mı yoksa hayallerim
    Ömür nedir
    Hayat nedir hayal nedir
    İşte şu oturduğum sedir nelere şahittir
    Ben bilmem o da dünyada ben de
    Belki o sedir daha bir kıymetlidir
    Herşey izafi hayal sevgilim
    Güzel
    Çirkin
    İyi
    Kötü
    Uzun
    Kısa
    Ve daha neler neler
    Adına sıfat dediğin ya da nitelik
    Asıl olan
    Mutlakla birliktelik

    Sazlıklarda bir kamış
    O kamış neye yaramış
    Diye sorma
    Kamış kamış olmuşsa mutlaka
    Birşeye yaramıştır
    Hani insan insan olmuşsa da aynısıdır
    Palavra gayrısıdır
    Ben bıkmadım yaşamaktan
    Yaratan bıktırmasın
    Aşk ile yansın yüreğim
    Ayakkabım sıktırmasın

    Haşim adam bıçaklıyor mu sokaklarda
    Yüksel’i dövdüler mi kapıda
    Vay anam ne kıymetliymiş gözlerin sen hala kaçır onları

    Mahallenin bebeleri birbirine girsin senin için
    Elyüz kan içinde elin oğlu şenli
    Bizi bize kırdırttın
    Güzeller güzeli
    Hayal şehrin hayal kızı
    Helal olsun sana
    Akan kanlar yoluna şerbettir senin

    Beni sen akşamcı ettin hayal güzelim
    Ötekiler ne oldu bilmem
    Biri emekli olmuş
    Öbürü elini tornaya kaptırmış
    Biri de terörist dediler
    En akıllısı manifaturacı, müteahhit
    Kapatmış hayal şehrin arsalarını
    Sonra önüne gelene satmış

    Ben kiraladım yanındaki meyhaneyi

    Parasız mey satarım karşılığında muhabbet
    Ben sana hapsoldum müebbet
    Yine de diyorum kendime be adam haline şükret
    Ya idam olsaydı cezan
    Af da etmezdi devlet

    Bu şiir ah bu şiir seni bana getirsin
    Ne işim varsa beni alıp bitirsin
    Sesler uzakta kaldı
    Yaşlar yaş olmaktan çıkmak üzere
    Bu şiir seni bana getirecek mi bilemem
    Ama ben kalkıp gideceğim uzaklara
    Aklımı bırakıp
    Aşkımı bırakıp
    Bir de yakamı bıraksam
    Kurtulacağım
    Sana bir sepet çiçek yollayacağım
    İsimsiz
    Bir kucak şiir
    Bitimsiz

    Ellerimde güller açmış
    Sabah çiğleri üzerinde
    Fırından sıcak ekmek kokusu yayılır
    Çocukluğumun istüne
    Uyanmak ne de zordur okul varsa
    Sen uykularımı bölerdin
    Buğdaylı rüzgar kokusuyla
    Büyüdük herşeyi büyüttük
    Aşkı
    Hasreti
    Milleti
    Sen neredesin ey sevgili

    Milleti
    Sen neredesin ey sevgili

    Hasreti
    Milleti
    Sen neredesin ey sevgili

    Aşkı
    Hasreti
    Milleti
    Sen neredesin ey sevgili

    Milleti
    Sen neredesin ey sevgili

  4. Hamit Arsever 18/10/2009 saat 14:27 #

    Güzel şiirmiş ama çok uzun. Kendi blogunu yapmayı düşündün mü ?

Bir Cevap Yazın