Kendin Olacak Kadar Cesur Ol

Dikenli çalıya dokunursan eline batar, fakat sıkıca kavrarsan kökünden sökebilirsin.
William Nichols

Kendine galip gelen, bütün âlemi hükmü altına alır.
Nizami

Hayatta hiçbir şey kesin veya garanti değil. İnsanın bu kesin olmayan dünyada kendini güvende hissetme isteği, günümüzde en çok arzulanan olgu oldu. “Sakın yabancılarla konuşma, aman eve geç kalma, sesini yükseltme, ilgi çekme”. Haber bültenleri; trafik kazaları, savaşlarda ölenler, yanan evler, depremler, çatışmalar, cinayetlerle dolu. Devir kendine dikkat devri, aman eğ başını önüne ve ses çıkartma, sağlama al. Cesaret kelimesi her geçen gün dağarcığımızdan biraz daha kayboluyor. Belki de cesur kahraman temalı epik filmlerin ve dizilerin son zamanlarda artması, insanların özlemle hatırladıkları o eşsiz hissi tatmak için seve seve para vermeleridir.

Toplumsal sağduyuya göre, güvende olmak için hayatını tepkisel yaşaman gerekir. Yani kendi kararlarını almadan, kendini akışa bırakıp hayatın sana sunduklarına refleks tepkiler vererek. İşini sevmediğin halde emekliliğe gün sayıp çalışarak. İlişkin yürümediği halde idare ederek. Kendi hedeflerini değil başkalarının isteklerini yerine getirmek için çalışıp didinerek. Günlerini yaşamın sana iyi bir şeyler getireceğini umarak tüketip sonunda yatağında güvenle ölerek.

Güvende olmak için hayatının geri kalanını feda ediyorsan sana kötü bir haberim var: Güvenlik diye bir şey yok. Kabuğundan çıkmaman karşılığında sana sunulan şey sadece sanal bir güvenlik duygusu, deniz dibindeki bir midyenin hissettiği cinsten. İyi bir midye ol ve tüm hayatını kabuğunu kalınlaştırarak geçir. Küçük midye, dışarıda sadece daha çok su var, görülecek hiçbir güzellik, gidilecek hiçbir yer senin kabuğundan daha iyi ve güvenli olamaz. Kalın kabuğunda güvenle günlerini geçir, ta ki birisi tadına bakmaya karar verip dünyanı param parça edene veya boş kabukların okyanus tabanına gömülene dek.

Cesaret korkunun yokluğu değil, korkuyu yenebilmektir.
Nelson Mandela

Hayatta elbette karşına gerçek tehlikeler de çıkacak. Fakat gerçek olanla, sadece kafanda kurdukların arasında büyük uçurumlar olabilir mi Normalde gerçek tehlikelerde tetiklenmesi gereken korku hissin, toplumsal şartlanmalar nedeniyle sanal tehlikeler için de harekete geçiyor olabilir mi Parasız kalma korkusu, işsiz kalma korkusu, yalnızlık korkusu, arkadaşlarca dışlanma korkusu, aptal durumuna düşme korkusu, başarısızlık korkusu, başarı korkusu, … Bütün bu korkularından sıyrılabilseydin, bunların gerçek olmadığını anlasaydın hayatın nasıl değişirdi Gerçekleri kendine cesurca itiraf edip mazeret bulmaktan vazgeçseydin yaşamında neler değiştirirdin

Cesareti Hatırlamak

Servetini yitiren az, dostunu yitiren çok, cesaretini yitiren her şeyini kaybeder.
Cervantes

Cesaret sadece kahramanlara özgü veya sadece savaş ve yangın gibi durumlarda yapılan bir eylem değildir. İşin doğrusu cesaret bir eylem değil bir erdemdir, içgüdülerine karşı koyarak bilinçli kararlarını uygulamanı sağlayan en önemli erdem.

Korku karşısında temel olarak iki tepki verilir: Kal (ve savaş) veya Kaç (ve kurtul). Tepkiler davranışlara, davranışlar benliğine şekil verir ve bir süre sonra ne yapıyorsan o olursun. Kaç-kurtul tutumu özellikle günümüzde çok popüler, bu yönde teşvik ediliyorsun. Ne kadar iyi kaçıp kurtulursan hayat o kadar kolay geçiyor. Bu davranışı huy ediniyorsun ve her başarılı kaçışında biyolojik ödül mekanizman çalışıyor, bu huyunu güçlendiriyorsun ve hayat standardın haline geliyor. İçinde kal savaş diye gürleyen sesi susturmak için bahaneler üretip onu kandırıyorsun, işini sevmiyorsun ama ne yaparsın ekmek parası, spor yapamazsın çünkü vakit yok, sigarayı bırakamazsın çünkü “çok” zor.

Ama o ses hala orada değil mi Belki sadece kafanın içindeki fısıltılardan ibaret, televizyondaki en sevdiğin diziyi seyrederken bile seninle konuşuyor. Kırıntılarla yetinmek, hayatını anlamsızca harcamak istemiyor. Sen başarılı insanları eleştirirken o kendine bakmanı öğütlüyor, sabah aynanın karşısında ümitsiz ve heyecansız suratını görünce sana kızıyor, korkuyla kaçtığında geriye doğru bakıyor ve keşke diyor… keşke kalacak cesaretin olsaydı. Seni buraya getiren de o sestir belki. Hayatın boyunca kulaklarını tıkasan da, İnternet’te duraksız mesajlaşarak veya televizyonun sesini biraz daha açarak duymazdan da gelsen, o hep orada. Son nefesini verirken hala aynı şeyi tekrarlıyor olacak; keşke olabileceğin muhteşem kendin olacak cesaretin olsaydı.

Seni güdülen koyunlardan ayıracak tek bir şey var, kafanın içindeki o ses, yani benliğin. Sesi susturmak sana kısa süreli bir rahatlama duygusu verebilir, tıpkı tiryakinin içtiği sigaranın verdiği anlık huzur gibi. Benliğini uyutup kendini korkuya ne kadar kaptırırsan, güvenlik arayışın o kadar artacak. Güvenlik arayışın arttıkça daha çok korkacak ve başını belaya sokmaması için benliğini daha çok bastıracaksın. Bu kısır döngüde ne kadar çok kalırsan, o kadar cesaretsiz, kişiliksiz olacak ve o derece insanlıktan uzaklaşarak sürüdeki herhangi bir koyun olmaya yaklaşmış olacaksın.

Gözlerini Cesurca Aç

Uyan! Uyumak için önünde sonsuzluk var.
Ömer Hayyam

İnsanların çoğu hayatlarının sonunda geriye dönüp baktıklarında molalarda yaşadıklarını görürler. Takdir etmeden ve zevk almadan geçip giden şeyin aslında hayatları olduğunu gördüklerinde şaşırırlar.
Arthur Schopenhauer

Gerçek güvenlik etkiden gelir. Kendin ve çevren ne kadar etkin altında olursa, o kadar güvende hissedersin. Bu his, toplumun sunduğu sanal güvenlik duygusundan çok daha değişiktir, içinde korku barındırmaz, gerçektir. Bunu başarabilmek için öncelikle hayata tepkisel değil etkisel bakmalısın. Hayatın sana neler getireceğini boş ver, sen hayattan neler istiyorsun Gelecek hamleye nasıl karşılık vereceğini düşünme, bir sonraki hamleyi sen yap.

İçindeki ses sana neler fısıldıyor Eğer insanlar seni ciddiye almıyorsa bunu inkâr etme, bir sonraki sigarayı yaktığında, aslında bırakmak istediğini itiraf et. Geceleri sadece sıkıntıdan televizyon seyrediyorsan, yapmak istediğin daha iyi bir şeyler olduğunun farkına var. Kendinin farkına varmak ilk adımdır, cesaret gerektirir. Korkularına kılıf bulmaktan vazgeçip cesurca karşılarına çıktığın ilk an, kendin olmaya başladığın ilk andır.

İsteklerinin çoğuna ulaşamamış olman çok normal. Zaten, hayal ettiklerinin çoğuna hiçbir zaman ulaşamayacaksın. Dünya böyle yürüyor, bazıları maalesef daha şanslı doğuyor ve yapabileceğin pek bir şey yok değil mi

Hayır değil! Bunlar yıllarca süren toplumsal ve çevresel şartlandırmanın beynine kazıdığı sahte gerçekler. İstediklerine ulaşamamış olman, onların ulaşılmaz olduğu anlamına gelmiyor. Sadece henüz ulaşmamışsın o kadar. Ama önce kendini inkârdan vazgeç, istediğin şeyleri istemiyormuş veya önemsizmiş gibi görmekten vazgeç. Yüreğinin sesini dinle, hatta hemen şimdi duyduklarını yaz. İlk başta aklına bulanık cümleler duyacaksın ama ana fikirleri zaten çoktandır biliyorsun. Cümleler ne kadar kısa olursa o kadar iyi.

Giriş sayfasında da yazdığım gibi, amacım sadece okunacak değil uygulanıp tecrübe edilecek deneyimler sağlamak. O yüzden lütfen aklına gelenleri şimdi yaz. Hepsini, bölük pörçük de olsa, tek kelime de olsa yaz. Buna en az beş dakikanı şimdi ayır.

Şimdi derin bir nefes al, gözlerini birkaç saniyeliğine kapat ve tekrar aç. Belki şu anda olmadığın ama benliğinde olmak istediğin kişinin birazı o listede duruyor. İlk amacın kendin olmak olmalı, gerçek kendin. Bunu korkup saklanarak değil, cesurca kabullenip işe koyularak yapabilirsin. O zaman göreceksin ki içindeki sesi bastırmaya çalışmayacak, tersine ondan ilham alacaksın.

Cesaret Kazanmak

Yola giden yorulmaz.
Anonim

Bu makaleyi yazarken cesaret üzerine söylenmiş yüzlerce deyiş buldum, hatta en beğendiğim birkaçını da bu makaleye aldım. Cesaretin ne olduğu ve ne kadar iyi bir şey olduğu üzerine bu kadar çok fikir olmasına karşın cesaret kazanmakla ilgili dişe dokunur pek bilgi yok. Haydi kendin ol, cesaret göster, yürü be kim tutar seni demek kolay. Öte yandan bekâra karı boşamak da kolay derler.

Farkına varman gereken en önemli nokta, bu yazının özü şu: Cesaret duyguyla değil akılla ilgilidir. Cesaret, duygularının sana kaç dediği noktada kontrolü ele alıp durumu analiz edebilmendir. Ve en önemlisi, cesaret bir alışkanlıktır. Ne kadar yaparsan o kadar perçinlenir. Tıpkı kasların gibi, ne kadar çalışırsan o kadar güçlenir.

Araba (veya bisiklet) kullanmayı nasıl öğrenmiştin İlk başlarda arabayı kaldırmak bile büyük başarıydı. Sonra rampada kaldırmak, geri geri park etmek, şehir içi trafiği derken 1-2 sene içinde tek elle direksiyonu tutup yan koltuktaki arkadaşınla konuşurken radyo kanalını değiştirip bir yandan da aynadan arkaya bakabiliyorsun, üstelik en ufak bir çaba harcamadan.

Cesaretini de aynı şekilde arttırabilirsin. Küçük işlerde başarı ve ustalık kazanıp giderek daha büyük işlere kalkışabilirsin. Aslında bunun başka da bir yolu yok. Daha cesur insanların senden tek farkı, işe daha önce başlamış olmalarıdır. Artık senin de yola çıkma vaktin geldi. Kendin olmak yolunda önce adım adım cesaretini kazanacaksın.

Daha önce yaptığın listeye geri dönelim, gerçekten istediklerini yazdığın. İçlerinden gözünün kestiği bir maddeyi seç, eğer hepsi de ulaşılmaz geliyorsa olmasını en çok istediğini düşün. Diyelim ki kendine zaman ayırmak istiyorsun. Şimdi bir an için bu isteğinin tamamen ve mükemmel şekilde olduğunu hayal et, bunu gözlerinin önüne getirmeye çalış. Bunu yaparken kendini mevcut şartlardan, olanaklarından, şimdiki hayat tarzından, hayalini engelleyebilecek her şeyden soyutla. Eğer tüm şartlar mükemmel bir şekilde denk gelseydi ve isteğin mükemmel bir şekilde gerçekleşseydi, o zaman nasıl bir şey olurdu Örnekten yola çıkarsak, en basitinden tüm zamanımı %100 benim kontrol etmem mükemmel bir sonuç olurdu bence. Sen kendi hayalinde ne kadar detaylı ve canlı canlandırırsan o kadar iyi olur.

Peki buna ulaşabilmek için daha alt seviyede ne yapabilirsin Her gün sadece kendi istediklerine ayırdığın bir 1 saatin varsa, bunu 1,5 saate çıkartmak mümkün olabilir mi Belki biraz zorlar, iş, aile, arkadaşlar, fatura ödemeleri derken zaman kalmıyor olabilir. Ama bir süre bahaneleri bir kenara bırakıp biraz cesaret etsen bir çözüm bulacağından eminim. İşte biraz daha verimli çalışıp erken çıksan veya faturaları otomatik ödemeye bıraksan. Kendi hayallerin için kesinlikle benden daha yaratıcısındır. Bir süre sonra göreceksin ki 1,5 saat sana kalmış. Peki sonraki adım olarak 2′ye ne dersin Veya 3 saate

Sana imkânsız gelen şeyleri adımlara bölersen, bir sonraki adıma geçmek için yeterli cesareti toplayabilirsin. Bunu yaptığında ve başardığında, bu başarı ve cesaretin bir sonraki adım için itici güç olacak. Bu şekilde ilerledikçe, gerçek benliğine daha da yaklaşacaksın, içindeki boşluklar yavaşça kaybolacak. Birkaç adım attığında daha önce mükemmel dediklerine sadece daha iyi diyeceksin ve kendine daha “iyi” mükemmeller bulacaksın.

Tek ihtiyacın, kendini dinlemek ve biraz cesaret. İlki için sessiz sakin bir oda yeterli, diğerine ise hayatta olduğuna göre sahipsin demektir. Artık yola çıkma vaktin geldi, yolcu yolunda gerek.

avatar

About cagdas

Bu yazı, beyaztavsan.com'un kurucusu Çağdaş tarafından yazılmış özgün bir makaledir. Çağdaş, uzun süredir blogdaki yazılarına ara vererek kivilcimdanatese.com adresinde tanıtılan ilk kitabını kaleme almıştır.

, ,

Yorumlar kapalı.