
Bir arabayı harekete geçirmek için debriyaja bas, kontak anahtarını çevir, sonra yavaşça debriyajdan ayağını çekerken gaza bas. Otomatik viteslilerde buna bile gerek yok, gaza basınca gidiyor.
Kendimizi harekete geçirmek ise bu kadar kolay değil fakat bunun da sebepleri var. En basitinden; arabalar istediğimiz yere giderlerken kendilerini düşünmezler, dosdoğru bir duvara da sürsen gıklarını bile çıkartmazlar. İnsan ise düşünür, tartar, olayı bilinçli olarak ve bilinçaltında çözümler. Eski tecrübelerine, başkalarının tepkisine, kendi yetisine, arzularına ve nice başka verilere göre inceler ve bir karara varır.
Ve bu karar her zaman istediğin şey olmayabilir. Ve istediğin her şey her zaman karar olarak çıkmayabilir.
Çok temel olarak bakarsan, şu anda etrafında gördüğün insan yapısı her şey ilk başta düşünceydi. Oturduğun sandalyeden, bu yazıyı okuduğun ekrana, sana kablolardan elektrik sinyali olarak interneti getiren teknolojiden, çayını içtiğin fincana kadar her şey belirli bir süre önce sadece düşünceydi.
Önce düşünce oluşur, daha sonra insan bunu kafasında yoğurur ve olabileceğine inanmazsa bir düş olarak yitirir düşüncelerini. İnanılır gelenleri ise insanların hayallerine dönüşür ve bu hayali gerçekleştirmek için insan harekete geçer.
Benim motivasyon deyince anladığım böyle bir şey. Latince köklerine bakarsan da ‘motivus’ yani harekete geçiren sebep demek.
İnsanın harekete geçmesi için iki şeye ihtiyacı vardır: hayal ve inanç. Bir hayale olan inanç ise şans eseri ortaya çıkmaz, önceki yazıyı hatırlarsan inançlarını YÖNETmen gerekir.
Doğduğuna ve varlığını sürdürdüğüne göre bir şeyler de yapıyorsun. Fakat bu yaptıklarına kim karar veriyor? Sen mi yoksa başkaları mı? Hayallerini kendin YÖNETmezsen bunu senin için yapacak birileri her zaman çıkar.
Yaptığın her şeyi SEN istediğin için yapmıyorsun; beynindeki ve bedenindeki bin türlü mekanizma, birkaç sinir hücresi ve birkaç damla hormon, yapılması gereken şeyin o olduğuna karar verdiği için yapıyorsun. SEN sadece mekanizmalardan bir tanesisin. Fakat bunun bilincine varırsan, işte o zaman tüm çarkları istediğin gibi çevirir, sadece istediklerini yapar ve istediğin yere gidersin.
Ve sanırım bir insanın gerçek mutluluğu böyle tadar.
Kendimi Düelloya Davet Ediyorum
Beyaz Tavşan’ı yazmaya başladığımdan beri aklımın bir köşesinde beni çok rahatsız eden bir konu var:
Çok kilolu olmasam da ideal kilom olan 75′in üzerindeyim. Uzunca bir süredir spor ve egzersiz yapmamış olmanın getirdiği türlü eklem ağrısı, kıtırtılar, yokuş çıkarken zorlanmalar da cabası.
Tahmin edebileceğiniz gibi, defalarca forma girme girişiminde bulundum. Fakat her seferinde bir şekilde saptım ve hep eskisinden daha kötü bir konumda buldum kendimi. Artık yaşımın 30′u geçmeye başlayıp metabolizmamın da yavaşlamaya başlaması da tuz biber oldu.
Bu yazıyı yazarken, aklıma bendeki forma girme fikrini YÖNETİ’ye göre incelemek geldi ve bakın ne buldum:
Yol: Ne yapmam gerektiğini biliyor gibiyim ama hangi egzersizleri ne zaman yapacağım, sabah kahvaltıda ne yiyeceğim, öğlen ne yesem gibi soruların hiç birine verecek net cevabım yok. O yüzden 3 puan.
Örnekler: Fazla kilolu olup da zayıflamak isteyen çok iyi bildiği üç kişi var; annem, teyzem ve dayım (bu yazıyı okursanız affedin, iyi bir amaç uğruna afişe ediyorum
) ve hiçbirisi de pek başarılı olmuş değil. Televizyonda gördüğüm ‘günde 10 dakika çalışıp sert karın kaslarına sahip olun’ reklamlarına da inanmıyorum. Sonuç olarak örneklere 2 puan.
Netlik: Sonuç olarak neler kazanacağım, neye benzeyeceğim veya benzemek istiyorum ? Bol kaslı bir plaj güzeli mi? Yoksa incecik hint fakiri gibi birisi mi? Yoksa Lost’taki Jack’e mi? Dostum hiçbir fikrim yok. 2 Puan
Emek: Aç kalacağım, çok yorulacağım, sinirli olacağım ve aklım fikrim yemekte olacak. Bu işin kesinlikle çok zor olduğuna eminim. Zor dostum zor dostum bu böyle olmaz…1 puan
Tecrübe: Birkaç günden de ibaret olsa iyi tecrübelerim var. Hatta ne zaman yediklerime dikkat edip spor yapmaya başlasam kendimi iyi hissetmeye ve zayıflamaya başlıyorum. Yine de uzun süreli bir başarım yok. 5 puan.
İstek: Çok istiyorum. Hatta keşke parmağımı şıklatsam ve olsa. 10 puan.
Ortalama 4 puan. Yani ben bu işe pek inanmıyorum. Peki inanmam için ne gerekiyor diye bakınca, aslında ortada.
Yol puanını artırmak için nasıl yapacağımı planlamak (kahvaltıda ne yiyeceğim, ne zaman, ne kadar hangi egzersizleri yapacağım vb..) ve bunları gerçekleştirmek için gerekli ortamı hazırlamak (alışveriş, spor için kitap veya video bulmak gibi).
Örnekler için bana benzeyen ve gerçekten zayıflayıp form tutmuş birkaç kişi bulup görüşmek, internette aramak, hatta en iyisi birisiyle beraber bu işe başlamak (eşim de bu aralar spora başlamak istiyor mesela)
Netlik konusunda ise biraz düşünmem lazım. Ne kadar zayıflayacağım, hangi kiloya ve boy ölçüsüne düşmek istiyorum, aynada nasıl bir görüntüm olsun istiyorum. Bunları netleştirince bir de sayıya dökmek en iyisi.
Emek ve Tecrübe konusunda fazladan bir şey yapmayacağım, çünkü bendeki 10 numara isteği de göz önüne alırsan, bu saydığım üç faktöre beraber beni harekete geçirmek için yeterli olacaktır.
Ve kendimle olan düello kısmına gelirsek; eğer ben kendi yöntemimi kullanarak başarıya ulaşamazsam, o zaman bu yöntem çok da işe yaramıyor demektir. Yani kötü ateş edersem kendimi vurmuş olacağım. Sanırım öyle bir durumda Beyaz Tavşan’a da noktayı koymak dürüstlük açısından en iyisi olacaktır.
Fakat başarıya ulaşırsam, o zaman burada yazdıklarımı kanıtlamış olacağım ve sürekli aklımın bir köşesinde durup beni rahatsız bu iş de bitecek. Yani iyi bir atış hem beni hem de Beyaz Tavşan’ı kurtaracak.
Kendime, hazırlık yapmak için bir hafta veriyorum ve haftaya Pazartesi günü (ayın 16’sı), yaptığım plana göre dört hafta denemesine başlıyorum. Her birkaç günde bir son durum ve genel gidişat hakkında kısa yazılar da yazmayı planlıyorum.
Kendime inanıyorum ve artık hareket zamanı. Eğer sen de bu dört haftada bana katılmak istersen, düşüncelerini yazarak bir başlangıç yapabilirsin.
Konu ile ilgili diğer yazılar
İyilik & Sağlık Düellosu : Gün 1

5 yorum ↓
1 Gökhan // Haz 10, 2008 at 12:36
Merakla takip ediyor olacağım. Bende kendimi düelloya davet ediyor ve bu programa eş zamanlı olarak katılıyorum:)))
2 burak // Haz 13, 2008 at 10:21
sizleri destekliyor ve başaracağınıza inanıyorum :)) bu yazıları yazan kişinin bunu başarmamasına inanmam
3 Cagdas // Haz 17, 2008 at 13:25
@Burak : Destek için çok teşekkürler.
@Gökhan: Memnun olurum, deneyimlerini dinlemeyi dört gözle bekliyorum
4 Necip Güven // Tem 26, 2008 at 08:17
EZBERLERİ BOZACAĞIZ !!!
Delikanlım kendini şöyle biraz toparla,
Bilgiyle süsle beynini, bir yıldız gibi parla.
Hiçbir maddi kaynak tutamaz senin yerini,
Sen de sarıl üretime göster hünerini.
***********************************
Kılıçlar kalem oldu, artık savaş onunla,
Helva yapmak elinde, yağ, şeker ve unla.
Üretirsen varsın, boş nutuklar nafile,
Aşarsın tüm engelleri, azim, gayret ve ilimle.
***********************************
Fildişi kulelerden efendiler bakacak,
Bu çılgın gençler, korkuları yıkacak.
Onların arasından, ne kartallar çıkacak,
Dünyanın tavukları, hayran hayran bakacak.
***********************************
Keşfedecek kendini, alacak yalnız batının fennini,
Sonra azimle çalışarak, zirvelere çıkacak.
Türk insanına inanmayan, zavallılar bakacak,
Hazır ola geçip, ona selam çakacak.
***********************************
Filiz Küçük (*)gibi şairler, ne destanlar yazacak,
Öğretilen ezberleri, birer birer bozacak.
Önyargının köküne şimşek gibi çakacak,
Toplumdaki korkuları, cayır cayır yakacak.
***********************************
Necip GÜVEN Eskişehir 28 Haziran 2008
Çılgın Şairden Matematik Şiirleri ( 1 ) !!!
5 Ayşe:) // Ağu 12, 2008 at 14:24
Başarıya 4 hafta yorumunda yazmış olsam da burada irdelemek istedim, tüm yorumları işgal etmeyi hedeflemiyorum yani
Dingin ve ufak şeylere daha az takılarak yaşamak
Yol: Tam olarak emin olmamakla birlikte ufak şeylere takıldığımı farkettiğim anda durup nefes alıp bunun 1 saat 1 gün veya 1 hafta sonra önemli olup olmayacağını sorgulamak. Bir ortamda ille benim istediğim olmadığında tafaya takmayıp uyum sağlamak ve sonuçlardan keyif almak. Başkalarını daha az yargılamak. Ama süreç içerisinde öğreneceğim daha çok şey olduğunu düşünüyorum. 7 puan
Örnekler: Annem ve abimin eşi ulaşmak istediğim dinginliğe ulaşmış gibiler, yani aslında güzel örnekler var çevremde. 8 puan
Netlik: Sonuç olarak kendimi içsel olarak daha huzurlu hissetmek istiyorum ama bunun tam olarak hayatımı nasıl etkileyeceğini ve hislerimin nasıl olacağını bilmiyorum. 5 puan
Emek: Çok zor olacağını düşünüyorum:) sonuçta bunca zamandır ket vurulmamış cadılığıma ket vurmayı deneyeceğim… Yine de imkansız değil! 2 puan
Tecrübe: Birkaç defa çevremdekilere etkisi nedeniyle “tamam artık” diyerek kendimi tutuğum zamanlar olsa da çok uzun süreli bir başarmışlığım yok. 4 puan
İstek: Çok istiyorum! Bir yanım kişiliğimi değiştirdiğimi filan söylüyor bazen ama sevmediğim yanları törpülemek istiyorum.. Yine de o yanım konuştuğu için ara ara kendime 8 puan veriyorum.
Ortalaması 5,5 puan civarı oluyor.. çalışma ilerledikçe bulunacak yeni yollardan ve edinilecek tecrübelerden gelen puanlar, 2. haftayı atlattıktan sonraki emek puanındaki artış ile gayet güzel şekilde bu konuyu halledebileceğimi düşünüyorum…
umarım!!
Yorum yazın