Makale Yazarı Olmaya Çalışırken

Makale yazarlığını ‘oturduğum yerden yaparım, koltuğuma kurularaktan beyler paşalar gibi yaparım, evimin rahatlığında laylaylom bi şekilde yaparım, öyle de yaparım, böyle de yaparım’ şeklinde düşünmeyiniz; o tam olarak öyle değil. Beyler paşalar gibi oturup yapıyorum derken sırtınızda develer gibi hörgüç çıkmasın da…=) Neyse, devam ediyorum ciddiyet içerisinde.

Makale yazarı olmak;  yazmaktan hoşlanıyor ve bu konuda kendinize iyi-kötü güveniyorsanız denemekten kaçınmamanız gereken bir iş. Öte yandan ‘yazıda fena değilim, yazım kurallarını da biliyorum iyi-kötü, havada karada hallederim’ durumu yok. Veya varsa da bir sebeple bana soğuk bakıyor. Yazma işini hayatınızın münasip boşluklarına yerleştirmesi niz ve hayatınızın münasip boşluklarının bu yeni arkadaşı itip kakmasına engel olmanız gerekiyor. Bir Pazar günü 2 elinizle evi temizleyip toparlamaya, öteki 2 elinizle de söz verdiğiniz yazıları yetiştirmeye çalışırken bir yandan da sinirlenmemeniz gerekiyor. Gün önemli değil burada; Perşembe veya Salı da olabilir. Makale yazmaya başladığınız az bir zaman olmuş, vaat ettiğiniz şeyi yapmak ve kendinizi göstermek istiyorsunuz; bu bir. Evi çok titiz olduğunuz için değil, günlerdir yazı yazma işine sardığınız için ihmal etmiş olduğunuzdan ötürü gerçekten gerekli olduğu için temizlediğinizden onu da bırakamıyorsunuz; bu iki. Bööle bi; bir oraya bir buraya sekme halleri. Gerçi bunların hepsi bir şekle sokulur da o Pazar günü öyle dört dönmek psikolojimde nasıl bir hasar bırakmışsa artık; bi elimden tutan olsa tek o gün üzerine roman yazıcam.

Şimdi bu ‘evden makale yazarlığı’ işinin; size verilen konuyu internetten araştırması, uygun bulduğunuz metinleri hızlı bir okumayla ayırt edip sekmelerde toparlaması  var. Bir o sekmeyi bir bu sekmeyi gözden geçirip yazacağınız konunun can alıcı, esas noktalarını ayırt etmeye çalışması var. Bunlardan aynı konuda, doğal olarak benzer ifadelerle ama okuduğunuzun kopyası olmayan yeni bir metin çıkarmak için kafa patlatması var. Konu size yabancı olan birçok kelime içeriyorsa bunları doğru yazmak için ekstradan zorlanması var; var oğlu var. Birkaç gün üst üste teknoloji konuları yazdığımda ben bunu yaşadım mesela; pikseller, megapikseller, megabaytlar, cigabaytlar, ekran çözünürlükleri, birsürü kısaltılmış; doğru yazılması gereken sözcük, ifade ve simgeler vs. Türkçe metin yazıyorum hesapta; kelimelerin yarısı Türkçe değil. =) Zamanında klasik lise seviyesinde az bir şey İngilizce görmüş olmasam, arada birçok basit İngilizce hikayeler okumaya çalışma alışkanlığım olmasa muhtemelen çok daha fazla zorlanırdım.

Makale yazarlığının muhteşem dikkatime çarpan bir başka yönü de insana bir nevi genel kültür patlaması yaşatma olasılığı. Bazen kendimi ‘Bebeğimiz diş çıkartırken bi yandan da gebelik sonrası cilt sorunları yaşıyorsa hangi balığı hangi uzmana götürmeliyiz Meyve ve sebzelerin uygun şekilde saklanmasının yaşlılık depresyonu üzerindeki etkileri yeni nesil tablet bilgisayarımızı üzer mi 2013 kış sezonu saç modellerini siğil tedavisinde kullanırken bir yandan da kamp tatili yapabilir miyiz’ gibi birbirine girmiş yazı başlıkları icat edip sırıtırken buluyorum.
Meyve ve sebzelerin doğru şekilde saklanması ve ona benzer bazı konuları yazarken, birtakım kadın ortamı muhabbetlerine daha önce yapamadığım kadar etkin bir şekilde katılabileceğimi ve bunun bana nasıl şirin bir orta yaşlı hanımefendi görüntüsü vereceğini, bu vesileyle daha da güzelleşeceğimi falan hayal ettimdi. Fakat araya teknoloji konuları da girince bundan vazgeçtim. Karnıyarık tarifi vermeye çalışırken patlıcanların kaç megabayt olması gerektiğini, kıymanın çözünürlük derecesini falan söylemek şık durmayacağı gibi, tuhaf da karşılanabilir çünkü. Of! =’(

Kıvılcımdan Ateşe: Geri Sayım Başladı

 

Uzun bir aradan sonra merhaba. Bir buçuk yıl öncesinde yazmaya başladığım kitabımı en sonunda bitirdim. Şu sıralarda gözden geçirme aşamasında ve yakında hem basılı hem de e-kitap olarak çıkacak.

Yakında burada ve kivilcimdanatese.com sitesinde daha fazla bilgi ve siz Beyaz Tavşan okurlarına özel için bir kaç küçük sürprizle karşınızda.

Kitabın taslak halini okuyan ve yorumlarıyla kitaba daha da fazla değer katan Feyzanur, Mustafa, Ömer Faruk, Çağdaş, Talat, Esra, Oğuzhan, Özlem, Sabri, Neslihan, Oğuzhan, Meriç, Namiye, Ümit, Banu, Manolya ve Hülya’ya çok çok teşekkürler.

Yazmak

Beyaz tavsan yazari olmak istedigimde, biraz Cagdas’la chatlesmistim. Aslinda daha onceler de de birkac eposta ile yazistigimizdan tam olarak yabanci sayilmayiz. Neyse, muhabbet (sorularim) bir sekilde yazmak uzerine gelisti. Ona gore yazmak denizdeki dalgalar gibi, bazen artan bazen de azalan bir istek. Bana gore ise, yazmak icin sadece ele bi yazi aleti almak yeter.

Yazmak icin ne zaman elimi klavyeye koysam, once bir boslukla karsilasiyorum. Daha sonra havada ucusan fikirler. Eger dusunmeye devsm edersem hic bir sey cikmiyor. Sadece yazmaya baslarsam fikirlerim sabitlesip, yaziya dokulmeye boyun egiyor. Ama cikanlar ne kadar anlamli oluyor, bilmiyorum. Benim icin evet ama okuyan icin

Bu yazi benim icin cok anlamliydi. Peki ya senin icin

İlk Kitabım: Kıvılcımdan Ateşe – Motive Olmak ve Motive Kalmak

İnsanlarımız istemediği dersleri çalışıp, istemediği sınavlara girip, istemediği üniversiteleri kazanıp, istemediği meslekleri öğrenip, istemediği işlerde çalışarak istemedikleri bir hayat sürüyor.

Peki, bu kadar çok kişi bu kadar çok şeyi istemediği halde nasıl oluyor bunlar

Peki her şeye rağmen işini sevenler, başarılı olanlar, gerçekten mutlu bir birliktelik yaşayanların sırrı ne

Profesyonel olarak aldığım çeşitli iletişim, davranış, performans, yönetim ve benzeri eğitimlerin ve üç yılı aşkındır yazdığım yazıların da tecrübesiyle bir sonraki adımın gelmesi kaçınılmazdı. Bir kitabı yazma fikri sene başında şekillendi ve bir yere kadar geldi. Blogda motivasyon konusunda artan yazılar hep bunun bir sonucu aslinda.

Kitap Neler Hakkında Olacak

Bizi biz yapan nedir Karakterimiz ve kişiliğimiz nasıl oluşur Yaptıklarımızı neden yaparız Neden bazıları işini sever Neden bazıları hep mutsuzdur Nedir bu MO-Tİ-VAS-YON denen şey Ve daha fazlası…

Her insanın motive olabileceğine ve harekete geçebileceğine inanıyorum. Daha da ötesinde, bunun bir reçete gibi herkese özel olarak yazılabileceğine defalarca şahit oldum. Ve bunu profesyonel olarak yapan insanların, yaşam ve kariyer koçlarının yada danışmanların yada iyi bir yönetici yada akıl hocasının insanların hayatını nasıl değiştirdiklerini gördüm. Konunun uzmanı biliminsanlarının çalışmalarını okudum, araştırdım, tartıştım.

Ve yardımınıza ihtiyacım var.

  • Eğer aşağıdaki konulardan herhangi birisiyle en azından yarı-profesyonel olarak ilgileniyorsanız (yani eğitimini aldıysanız yada IK, danışmanlık gibi bir alanda kullanıyorsanız)
    • MBTI, NEO PI-R, İçsel/Dışsal Motivasyon, Maslow’un İhtiyaçlar Teorisi, Alderfer’in ERG Teorisi, 16 Temel İhtiyaç Teorisi, Herzberg’in İki Faktör Teorisi, Transaksiyonel Analiz, …
  • Motivasyon üzerine paylaşmak, herkese anlatmak istediğiniz hikayeleriniz varsa
  • Sonuçlarını daha sonra anonim olarak almak üzere, bazı kişilik testleri cevaplayarak kendinizi tanımak istiyorsanız
  • Redaksiyon, illüstrasyon, grafik tasarım,web tasarım yada yayımcılık konusunda bilginiz varsa, 6 aydan eski bir blogunuz varsa
  • Burada benim aklıma gelmeyen ama yardımı olacağını düşündüğünüz bir konu varsa

Lütfen Buraya Tıklayın

Raflarda yığınlarca kişisel gelişim kitabı var ve şu an için bir tane daha eklemeye niyetim yok.

Bu yüzden kitabı e-kitap olarak planlıyorum ve internet üzerinden dağıtımı yapılacak. En azından raflarda tozlanmayacak kadar popüler hale gelene kadar ;)

Eğer çorbada sizin de tuzunuz bulunsun isterseniz yada isteyebilecek birilerini tanıyorsanız buraya tıklayarak iletişime geçebilirsiniz.

Şimdiden Teşekkürler :)

Yaşamı Güzelleştiren 11 Küçük Alışkanlık [5]

Şimdi söyleyeceğim o kadar küçük bir şey ki aslında alışkanlık bile sayılmaz ama çok işe yarıyor. Hatta ÇOK işe yarıyor.

Küçük bir not defteri al ve yazmaya başla. Neler mi yazılabilir

  • Pahalı bir şeyler alacaksan farklı yerlerden aldığın fiyatlar
  • Unutmaman gereken ama bir şekilde unuttuğun küçük şeyler
  • Yemek tarifleri
  • Yaşadığın küçük güzel olaylar, anektodlar
  • Planların, projelerin
  • Takip ettiğin hedefler
  • Aklına bir anda gelen yaratıcı fikirler
  • Adresler, telefon numaraları

Not defterimin yerine geçebilir umuduyla aldığım akıllı telefon ve tablet PC malesef o küçük defterin ve kalemin yerini tutmuyor. Bir çok iş için kaba, hantal ve kullanışsız kalıyorlar.

Not defterin kaliteli olsun derim, çünkü emin ol bir kez alışınca bırakamayacaksın ve 2-3 ay sonra dağılan bir not defteri gerçekten kötü bir tecrübe oluyor. Ben Moleskine kullanıyorum ama benzer başka bir şey de olabilir.

Yazmanın en görünür faydası, tabi ki unutma riskini ortadan kaldırmaktır.

İkinci fayda ise, yazarken insanın daha açık seçik düşünebilmesi.

O yüzden elinin altında sürekli bir kalem-defter olması, ihtiyacın olduğunda düşüncelerini toparlamana inanılmaz katkı sağlayacaktır.