Mutluluk için bir küçük öneri

mutluluk icin bir kucuk oneri

Buyurun size bir vaka çalışması (case study). İlk 3 ve son 3 vakanın ortak yanı nedir sizce ? (cevap yazının sonunda)

Vaka 1) Beş ay önce yeni bir bilgisayar aldım. Şimdiye kadar aldığım 4. bilgisayar oldu bu ama bu bilgisayarı resmen seviyorum. Yani açma tuşuna basarken bile içimi bir mutluluk kaplıyor.

Vaka 2) Bir süre önce bir zıpkın aldım. Şimdiye kadar 3-5 sefer kullanabildiysem de arabanın bagajında taşıyıp duruyorum. Bazen sadece bagajı açıp görünce bile gülümsüyorum.

Vaka 3) Sene başında bir not defteri aldım. O gün bu gündür hep çantamda ve ilk defa kaybetmediğim ve içine not alabildiğim bir not defterim oldu. Sadece çantamda olduğunu bilmek bile mutluluk veriyor. Arada bir çıkartıp aklıma gelenleri içine dökmek de inanın resmen bir keyif.

Vaka 4) Bilgisayarıma takılı 20″ bir monitörüm var. Sevmiyorum. Bazen masamda yer kaplayan koca ayağı gözüme batıyor, bazen de renkleri soluk geliyor, bazen de çok parlak geliyor. Yani şikayetçi değilim, sonuçta koskoca ekran. Ama hoşnut da değilim.

Vaka 5) Oturma odasındaki koltuklar hayatımızda bir mutsuzluk kaynağı. Ne adam gibi oturuluyor, ne yatılıyor. Boyu falan da hiç güzel değil, kızımız biraz daha büyüyüp sağını solunu yırtsın da değiştirelim diye dört gözle bekliyoruz.

Vaka 6) Yatak odasında bir boy aynamız var, yamuk yumuk bir şey. O kadar da para verdik, yazık, atamıyorum. Kırılsa da kurtulsam.

İlk 3 vakanın ve son 3 vakanın tek bir ortak özelliği var:

Bilgisayarımı, zıpkınımı ve not defterimi alırken; önce beğendim, daha sonra fiyatına baktım ve nasıl ödeyebileceğimi düşünmeye başladım.

Bilgisayar için uzunca bir süre alayımmı yoksa ucuza mı kaçayım diye düşündüm, ama sonra tam istediğim gibi bir şey aldım. Zıpkın için, o beğendiğim modeli türlü türlü mağazalarda soruşturup en uygun olan yerden aldım. Not defterini alana kadar da satıldığı mağazaya bir on sefer girdim-çıktım durdum.

Monitörü, koltukları ve boy aynasını alırken;önce fiyat etiketini beğendim, daha sonra aslında o kadar da fena olmadıklarına kendimi inandırdım.

Büyük elektronik mağazalarından birinin önünden geçerken “%50 indirim”e kanıp monitörü aldım (ama valla çok ucuzdu). Koltukları alırken de yeni evliydik ve ucuz olsun bizim olsun mantığıyla mobilyacıları gezerken önümüze çıkıverdi. Boy aynasını ise; büyük bir mobilyacıda (evinizin herşeyi) ucuza görüverince aldık gitti.

Gerçekten beğendiğin bir şeyi aldığında -ki bu ister pahalı ister not defteri gibi ucuz bir şey olsun- o şeyin mevcudiyeti bile  mutluluk vermeye yetebiliyor insana. Yıllar geçse bile bu duygu kolay silinmiyor.

İstediğim şeyin değil de fiyat etiketinin bana fısıldadığını aldığımda ise; istinasız olarak ödemeden itibaren hep içimde bir hoşnutsuzluk oluyor. Hep kötü taraflarını görüyorum, kullanmayı geçtim mevcudiyeti bile sıkıntı veriyor ama genelde yazık olmsın diye zorla kullanmaya devam ediyorum. Baktıkça kendime kızıyorum “üç kuruş kar edicem diye gittim bunu aldım” gibi düşünceler geçiyor aklımdan.

Eşya ile mutlu olan bir insan değilim, temel ihtiyaçlarımı karşıladığım sürece en iyisi olsun, en pahalısı olsun veya lüks olsun gibi bir kaygım da yok. Eşim destek olmasa (zorlamasa) üstüme başıma bile doğru dürüst bir şey almam. Ama ne olursa olsun, istediğim veya ihtiyaç duyduğum nesneler var. Ve bu ihtiyaçlarımı fiyata göre değil de beğenime göre karşıladığımda, bu doğrudan mutluluğumu artırıyor.

Sen de etrafına bak. Eminim çok sevdiğin bir giysi, bir cihaz, takı, mobilya, poster veya benzer bir şeylerin vardır. Diğer tarafta, kullanmak zorunda kaldığın için kullandığın, fırsat bulsan atıp arkana bile bakmayacağın bir yığın eşyan da vardır.

Yani hemen hemen değişmez bir kural gibi. Eğer bir şeyi alma sebebin fiyat etiketiyse, o zaman büyük ihtimalle seni yıllarca (küçük de olsa) mutsuz edecek bir şeyi eve getiriyorsun demektir. Ama eğer önce beğendiysen ve aradığın şey oysa, o zman fiyat konusunu bir şekilde hallediyor insan ve aldığın şey küçük de olsa bir mutluluk kaynağına dönüşüyor.

Aslında bu küçük olay, daha genel bir prensibin de yansıması gibi. Yani:

Eğer para içinse mutluluk vermez. İstediğin içinse, mutlu olursun.

Tabi ki, istisnalar kaideyi bozmaz ;)

Sen ne dersin ?

10 Yanıtlar için “Mutluluk için bir küçük öneri”

  1. Merhaba,

    Yukarıda yazılan vaka çalışmaları,içerisinde yer aldığım perakende mağazacılık sektöründe yer alan firmaların daha çok indirim daha çok satış taktiğinin büyük bir bölümünü çürütmek için satış danışmanlarına anlatılacak güzel örneklerlerden oluşuyor.

    Müşteriler %70 e varan indirimlerle vitrinleri süslü mağazalara girip,belkide hayatları boyunca bir kere dahi kullanmayacakları,sonrasında ise her gördüklerinde kendilerini mutsuz edecek bir çok ürünü hayatlarına sokuyorlar,bu noktada ihtiyaçlarını bu indirim dönemlerinde karşılayan ve mutlu olan müşterilere sözüm yok.

    Mağazalarımızı ziyaret eden müşterilere verdiğim servislerde mutlaka kullandığım bir cümle var;”Sizi heyecanlandırmayacak hiçbir şeyi hayatınıza sokmayın”nedeni ise yukarıda gayet iyi açıklanmış,hem para vereceksin hemde her baktığında mutsuz olacaksın,konunun az yada çok para ödemekle de ilgisi yok.

    Sezon açıldı ve net bir gözlemi sizlerle paylaşmak istiyorum,mağazanın bir kenarında etiketin yarısı ürünleri kendi halinde dururken,yeni gelen farklı ürünler bedeli ne olursa olsun hemen satılıyor,bunu okurken bazılarının bu hep böyledir,yeniler gelince ilgi onlardadır ve onlar satılır dediğini duyar gibiyim.

    Dayanıklı eşya ve dekorasyon sektöründe yer alan bir markanın çalışanı olarak şunu belirtmek isterim ürün yeni olabilir,fakat yapılan yenilik ürüne bakan müşterileri heyecanlandırmıyor ve onunla geçireceği mutlu günleri hayal ettirmiyorsa daha ilk günden eskimiş demektir.

    Firmaların daha fazla ne kadar indirim yaparım kampanya planlarını düşünmelerindense müşteriyi daha fazla nasıl heyecanlandırıp mutlu edecek ürünleri nasıl üretirimin stratejilerini geliştirmesi hepsinin karlılığını ve sürekliliğini koruması açısından önemli olacaktır.

    Herkese sağlıklı ve mutlu bir yaşam dilerim

  2. Bu tür mutlu eden, farkındalık artıran yazıları herkesle paylaştığın için teşekkür etmek istedim sadece :)

  3. Süper bir yazı.

    İlk üç vaka ben, son üç vaka eşim:))

    Akla bir şey gelmesin diye ekliyorum. 22 senedir evliyiz. Çok eğleniyoruz.

  4. oncelıkle bu tur yazılarınızı okumakdan mutluluk duyuyorum ve maılıme gırdıgımde ılk olarak sızın adınıza bakıyorum orada gordugumde ıse gercekten yuzumde bır gulumseme oluyor umarım daha fazla yazınızı okuma fırsatı elıme gecer

    bu yazının konusuna donersek normal yasantılarımızda da bu boyle deılmıdır sevdıgınız kısıyle sadece oturmak ıcın bıle o kdar mutluluk verırken hıc sevmedıgınız bır kısı ıle tatıle cıkmak da bır o kdar mutsuzluk verır(tatile bu kdar ıhtıyacım olmasına ragmen)
    veya sadece oturup denıze bakmak ve sadece dusunmek bana o kdar mutluluk verır kı sızlere anlatamam (evt bıraz melankolıgım:D )umarım herkes mutlu olabılecegı hayatı yasar

  5. Bence ürünün fiyatı önemlidir ama kalitesi de önemlidir. Tabi bu fiyatı ne için ödediğinde çok önemlidir. Kendime kot pantolon almak için hiç bir zaman 100TL ödemedim ama kız arkadaşıma fotoğraf makinası almak için 3.500TL ödedim. Mutluluk kesinlikle önemli. Ben 100TL lik bir kot giyince mutsuz oluyorum paramı sokağa atmış hissi duyuyorum ama kız arkadaşıma 3.500TL lik bir fotoğraf makinası aldığımda gözlerinin içi gülüyor ve mutluluğu görüyorum, tıpkı hayatın renkleri gibi, bir adet gül 10TL etmez ama kır çiçekleri 20TL eder ben onunla mutlu oluyorum. Güzel bir çıkarım yakalamışsınız, tebrik ederim Çağdaş.

  6. @ Murat ERDOĞAN: Tecrübelerini paylaştığın için teşekkürler, umarım bu fikirlerini paylaşan satış temsilcilerinin sayısı artar.

    @ Deniz Şişmantürk: Rica ederim :)

    @ Kunegond: Sanırım erkekler bu “ucuzun cazibesi”ne daha kolay kapılıyorlar. Ben ve eşimi karşılaştırırsam, son üç vakayı daha çok ben yaşıyorum ;)

    @ onur: Çok teşekkürler, umarım bu heyecanını hiç kaybetmezsin.

    @ Önder: Öncelikle ne mutlu kız arkadaşına diyorum ;) Sonuçta para, senin o şeye biçtiğin değerdir. Bir kota 100 TL çok dersen, kim ne derse desin çoktur. Ya da bir demet kır çiçeği bence 20 TL eder dersen, o zaman yine kim ne derse desin, eder.

  7. evet bende çok teşekkür ediyorum faydalı bir yazı olmuş elinize sağlık

  8. selam az önce yorum yazdım ama nedense görünmedi yönetici arkadaşlar yoksa işinize gelen yorumlarımı yayınlıyorsunuz neyse canınız sağolsun

  9. Hayır tüm yorumlar onay olmadan yayınlanıyor ama otomatik “spam” filtresine takılanlar da oluyor arada.

    Genelde çok kısa veya çok fazla linki olanlar yada “spam” olarak değerlendirilen cümleleri içeren yorumlar otomatik olarak engelleniyor.

  10. ben sadece elınıze saglık dıyorum emege saygı gosterıyorum ama bende son ornektekıler gıbı bıraz cımrıyım ablam oyle dıyo fakat benım elımde olan bırsey degıl ıstemeden yapıyorum alacagım seyı parasına gore degerlendırıyorum ve ornektekı gıbı sonra mecburen kullanıyorum ama benı de mutlu eden esyalarım var mesala ; öss sınavına hazırlanırken aldıgım bı kıtabı cok sevıyodum halened saklıyorum o kıtabın defalarca sorularını cozmus olsam bıle atamıyorum kıtabı alalım 3 yada 4 sene oldu matematık soru bankasıydı

Bir yorum da sen yap