Özgelişimin ABCsi

Özgelişim yolculuğum temel olarak üç şekilde sürüyor;

A) Beni engelleyen (daha sert tabirle zayıf veya olumsuz) yönlerime odaklanıp bunları daha iyi, ayağıma dolanmayacak seviyeye çekmeye çalışıyorum. Örneğin insanların sözünü çok kesiyorum ve bu karşımdakileri zaman zaman rahatsız ediyor, ben de bunu azaltmaya, daha çok dinlemeye çaba harcıyorum. Çünkü bu huyum, karşımdakinden gelebilecek değerli fikirleri almamı engelleyebiliyor.

B) İyi olduğum konularda daha da iyi, en iyi olmak için çalışıyorum. BeyazTavsan.com’u açmadan önce de yazmak ve paylaşmak konusunda iyiydim fakat bu adımı attıktan sonra her iki konuda da giderek daha iyiye gidiyorum ve benim ayırt edici bir özelliğim haline geliyor. Herkes araba kullanabilir ama en iyi şoföre artık şoför değil F1 pilotu denir. Ben daha F1 pilotu olmasam da, her gün biraz daha hızlanıyorum.

C) İyi veya kötü hiç fark etmediğim yönlerimi keşfederek yeni bir şeylere atılıyorum. Bir süre önce katıldığım iletişim/konuşmayla ilgili bir seminerde, sırayla tüm katılımcılara kısa birer konuşma yaptırılıp videoya çekildi. Bunları izlerken; konuşmam sırasında kollarımı çok fazla kavuşturduğumu ve ses tonunum çok monoton olduğunu fark ettim. Al sana yepyeni bir gelişim mecrası. Kolları kavuşturmanın nesi kötü dersen, karşıdakine “ben anlatayım, sen dinle, soru da sorma” mesajı veriyormuş beden dilim :)

Bütün bunların da asıl dayanağı, önceki yazıda yazdığım konu, özbilinçtir. Öncelikle nelerde çok iyi, nelerde daha kısıtlı olduğumu iyice anlamam ve de farkında olmadığım yönlerimin farkına varmam gerekir. Elementer karakter tahlili bana bu konuda yardımcı olan araçlardan sadece birisi.

Kendine cesurca bak

Yukarıda hep “ben, ben” diye anlatırken amacım kendimi övmek veya tatmin etmek değil, aşağıda okuyacaklarına seni hazırlamaktı :) Çünkü az sonra senin hakkında atıp tutmaya başlayacağım, ne demişler iğneyi kendine… ;)

Sonuçta hepimiz insanız ve çoğumuz kendimize gelen övgüleri süper bir hızla alıp içselleştirirken, bizi engelleyen (kötü demek istemiyorum) yönlerimiz önümüze sunulunca çocukların karnabahara verdikleri tepkiyi veriyoruz. Ama karnabahar aslında faydalı bir sebzedir, tadına bir bakmak gerekir.

Evet bu çok kolay değil, karanlık taraflarınla, bastırdığın duygularla yüzleşmen gerekecek. Ben de kendi adıma da bu olaya tamamen açık ve engelsiz şekilde bakabildiğimi söyleyemem. Fakat önemli olan bilinçli olarak kabullenmek ve başlamaktır. Hiç unutmaman gereken bir şey var: Mükemmel değilsin, kimse değil. Ve mükemmel olmayan her şey gelişebilir.

Dünyanın en kaslı, en atletik insanı ol, eğer ayakların prangalıysa hiçbir yere zıplayamazsın. Bu durumda yapman gereken daha çok çalışmak değil, prangayı çözmektir.

Böyle olduğu halde, konu geliştirmemiz gereken yanlarımıza gelince, onları kabullenmeyi bırakın, görmekte bile zorlanırız. “Neee ? Ben mi bencilim ?”, “Çok mu sinirliyim ? Sinirlendiriyorlar adamı canım ben naapiim!” deyiverir savunma mekanizmalarımız. Egomuz kendini korumaya çalışıp etrafımıza kalın kalın koruma duvarlarını örüverir. Bu duvar nazik egomuzu dışarıdan korurken, gelişimin önüne de set çeker aslında.

Yani…

Kitapçıkta her element için hazırlanmış dört bölüm var; kişilik özellikleri, gelişim potansiyelleri, tavsiyeler ve o elemente nasıl davranılabilir kısmı.

Yani demek istediğim, o kitapçıkta kişilik özelliklerinde ve tavsiyelerde sana uyan maddeler olduğu gibi, gelişim potansiyellerinde yazanlarda da sana uyan birçok madde var.

Bunları ne kadar çabuk tartıp, doğruluğunu inceleyip, üzerinde çalışmaya başlarsan; ayağındaki prangaları da o kadar çabuk çözmeye başlayıp, o kadar yükseğe sıçrayabilirsin :)

Bir Yanıt için “Özgelişimin ABCsi”

  1. kol kavuşturma konusunda kesinlikle yorumu yapan haklı.sizden ötürü değil genel olarak yorumdan(değerlendirmeden) bahsediyorum.

    birde dinleyenin kol kavuşturması varki,beden dilini anlayan,kullanan kişi için hoş olmayan bir durum… ben çok rahatsız olurum ben konuşurken karşımdaki kişi kollarını kavuşturursa hele birde bacaklarını yayıp oturursa :)

Bir yanıt bırakın.