SEO : Google Arama Motoru Optimizasyonu

BeyazTavşan’ın ana temaları Kariyer, Özgelişim – Kişisel Gelişim ve Üretkenlik üzerine de olsa bendenizin ilgilendiği başka konular da var tabiki. Bunlardan bir tanesi de (sürpriz!) internet. Bu yazı ise Google ve bloglar üzerine, biraz teknik bolca felsefik bir makale.
Bu makaleden en çok fayda görecek olanlar; kendi blog’una sahip olan veya olmayı düşünen okurlar. O yüzden internette facebook veya msn dışında varlık göstermeyi düşünmüyorsan, bu yazı sana hitap etmeyebilir. Yine de hızlıca bir oku derim, çünkü konunun temeli aslında daha genel. Yok istemem dersen, bir sonraki yazıya kadar arşive davet ediyorum
Ben nereden biliyorum ?
Bir süre önce güzel bir olay oldu; bir arkadaşım beni aradı “Abi senin site meşhur olmuş bayağı” dedi, nasıl yani diye sordum, Google’da iş görüşmesi diye aratınca 2.sırada BeyazTavsan çıkmış.
Heyecanla baktım, gerçekten de öyle. Sonra bir kaç kelime için daha baktım (ingilizce öğrenmek, can sıkıntısı, özgelişim, karakter tahlili) hepsinde de ilk 5-6 sırada bir yazım çıkıyor. Yani yazarken uyguladığım yöntemler oldukça başarılı olmuş, şimdi ise bu sonuçları nasıl aldığımı paylaşmak istedim. Çünkü yazıda göreceğin gibi, bu yöntemleri ne kadar çok kişi uygularsa, hem Google’da o kadar üste çıkacak hem de Türkçe internetin kalitesi o kadar artacak.
Nedir bu SEO ?
Çok kısaca bir tanımlama yapalım: SEO, Search Engine Optimization teriminin kısaltmasıdır. Türkçesi ise Arama Motoru Optimizasyonu dur. (Türkçe kurtları: optimizasyon kelimesi de Türkçe değil, optimizasyon = En uygun duruma getirme). SEO aslında daha eskilerde çıkmış bir terim. Google daha yeniyken başka bir sürü arama motoru vardı ve aranan şeyleri bulmakta pek usta değildiler. (ve dinazorlarla aynı kaderi paylaştılar…var mı HotBot, Lycos, AltaVista‘yı hatırlayan?) .
Bunu gören bir kaç cingöz webmaster ise bu arama motorlarının çok basit olan algoritmalarını çözdü ve kendi sitelerini hep üst sıralarda çıkartmayı başardı. Daha üst sıra = daha çok ziyaretçi = daha çok para/şan/şöhret/güç/etki anlamına gelir. Şimdi ise SEO denince yapılan şey aslında GO’dur yani Google Optimization, çünkü zaten Google’dan başka arama motoru kullanan nerdeyse hiç kimse yok, en azından ben hiç görmedim.
Bu süslü tanımın ve uzun açıklamanın tercümesi ise şudur: Örneğin danışmanlık üzerine bir siten var ve Google’da birileri danışmanlık yazınca ilk çıkan bir kaç sonuçtan birisi olmaya çalışıyorsan, bunun için de bazı yöntem ve taktikler kullanıyorsan, buna SEO denir.
Eğer birisi sana bu vaatlerle geliyorsa (gel-arkadaşım-siteni-googleda-bir-numara-yapalım), ona da SEOcu denir (bakınız dip not).
Gerçek: SEO yalandır!
Evet yalandır. Daha doğrusu, SEO basit bir iştir ve bir kaç temel prensibi vardır (evet anlatacağım). Bunu anlatmak için ise biraz işin felsefik boyutuna biraz girmemiz gerekiyor.
Hemen her web site sahibinin rüyalarından birisi, Google aramalarında üst sıralarda ve ilk sayfada çıkmaktır, hatırlayın: daha üst sıra = daha çok ziyaretçi = daha çok para/şan/şöhret/güç/etki. SEO da bu işte kullanılan taktiklerdir demiştim.
Peki ama Google bu işin neresinde? Google niye bu işi yapıyor? Bu işten çıkarı ne?
Google’da üst sıralara çıkmak için öncelikle Google’ı anlaman gerekiyor ve aslında bu oldukça basit:
- Google ticari bir şirkettir.
- Şirketlerin (öncelikli) amacı kar elde etmektir.
- Kar elde etmek için müşteri gerekir.
- Müşterileri artırmak için ise memnun etmek gerekir.
- Google’ın müşterisi, internette bir şeyler arayan insanlardır.
- Google müşterisini memnun eden şey, aradığını bulmaktır.
Yani, sen ey kullanıcı, google’da aradığını bulduğun sürece memnun olursun. Memnun olduğun sürece de Google’ı kullanırsın. Google ise kullanıldığında reklam vb.. alarak kar eder ve dinazor mezarlığından uzakta kalır.
Yani Google’ın hedefi, insanların internette aradığını bulmasıdır. Mevcudiyet sebebi budur. Tüm algoritmasını, kodlarını, araştırmalarını, kısacası herşeyi ama herşeyi hep bu hedefe yönelik yapar.
Peki insanlar neyi arar ? Tabi ki işlerine yarayacak, adam gibi ve doğru bilgiyi ararlar. İster akademik bir makale olsun, ister komik videolar olsun, en kaliteli içeriği ararız.
Örneğin bir konuda araştırma yaparken Google’da bulduğun her sitede alakasız forumlar, reklam siteleri vb.. çıkarsa, aradığını bulamamış olursun ve memnun olmazsın. Sen memnun olmazsan, Google yerine Yahoo’yu denersin. O zaman da Google para kaybetmeye başlar ve dinazor mezarlığına bir adım yaklaşır. Bu kadar basit.
Google’ın hedefi, insanların işine yarayacak kaliteli içeriği üst sıralara çıkartmaktır. Böylece müşteri aradığını daha çabuk bulur ve memnuniyeti artar.
Sözün özü
Eğer Google’da üst sıralarda yer almak istiyorsan, siteni yaparken Google’ı düşünme bile.
Sen insanları düşün, insanlar için yaz; işe yarayan, değerli içerik üret ve gerisini Google’a bırak. O seni bulur. Sonuçta, onun işi bu.
İnsanlar İçin SEO
İnsanlar için yazmak diye birşeyden bahsettim yukarıda. Bu iş yazıldığı kadar basit değil ama zor da değil ve bir kaç prensibi var sadece. Aslında bunları kendi kendine de bulabilirsin.
Diyelim ki Google’a girdin (artık bir Google müşterisisin) ve aradığın terimleri yazdın. Google sana (yani müşterisine) bir takım tavsiyelerde bulundu (yani önüne listeledi). Sen bunlardan ilkini satın aldın (para değil ama zaman-ve dikkatini- harcadın). Sen artık değerli bir müşterisin ve bedelini ödeyerek aldığın şeye bakıyorsun.
Bu şekilde girdiğin bir internet sitesinden neler beklersin? Neleri seversin? Neler hoşuna gitmez?
Bu soruların cevaplarını verip alt alta sırala ve kendi blogunda/sitende bu cevaplara göre yapabileceğin düzenlemelere başla. Emin ol bir ay veya daha kısa sürede müthiş etkisini göreceksin.
Bir sonraki yazıda, benim BeyazTavsan’da tam olarak nelere dikkat ettiğimi ve yazıların Google’da tam olarak neden üst sıralara çıktığını açıklamaya çalışacağım. Bonus olarak da WordPress kullanıcıları için bir kaç ufak tüyo olacak. Bir sonraki yazıya kadar çalışma amacıyla yukarıdaki 3 soruyu boş bir sayfaya yazıp her birisi için üç tane madde yazmaya çalış ve daha sonra kendi sitene girip tüm maddelere uyuyor mu kontrol et. Bulduğun noktaları da geliştirebilirsen de ne mutlu.
Eğer senin de SEO konusunda söyleyeceklerin varsa durma, yorumlar kısmı aşağıda seni bekliyor. Özellikle üstteki soruya kendivereceğin cevapları paylaşman çok faydalı olur.
Dip not: SEO konusunda, profesyonel olarak danışmanlık veren ve işini hakkıyla yapanlar da tabi ki var. Benim kişisel tecrübem ise, bunların azınlıkta olduğu ve SEO yapacağız diyerek; insanların sitesini Google’da yasaklı hale getiren, zarar veren yada hiç bir işe yaramayan şeyler yapan insanların çoğunlukta olduğu. İşin diğer boyutu ise, özellikle bloglar mükemmel platformlar ve profesyonel SEO çalışmalarına ihtiyaç olmadan Google’da kolayca tepelere çıkabiliyorlar. Yani böyle çalışmalara, özellikle blogcuların, kesinlikle ihtiyacı yok.
Güzel bir yazı olmuş. Ama yazının başlarını okurken SEO sırlarını vereceğim tarzında mesajını aldım ve bu hiç hoşuma gitmemişti. Çünkü ben senin siteni Google’da üst sıralarda diye sevmiyorum, şahsına münasır olduğu için seviyorum. Üst sıralarda olmak: para, şan, şöhret getirebilir ama ben bu kavramlardan para hariç istediğimi ve bunlara sahip olanın yanımda olmasını istediğimi de hatırlamıyorum. Nitekim yazının sonlarına doğru iyice okuyunca neden beyaztavsan.com okuyucusu olduğumu bir kez daha anladım. Blog zaten kişisel bir görüş paylaşımıydı. Bunu da kirletmesek iyi olur. Bu yazıya bir örnekle katılmak istiyorum. Eurovizyon(yazılışı bile gıcık) hiç sevmediğim bir organizasyondur ama ordan çıkarılacak bir ders var. Hadise denilen şan, şöhret, para sahibi hanım yarışmada acayip bir parça, iğrenç denilebilecek ses, seks kokan kıyafet(yobaz mıyım? hayır ama kadının görsel olarak da kendini genele pazarlamasını sevmem) ve acayip dansları ile ne hale geldi, gördük. O birinci olsaydı bile benim için farketmezdi. Halbuki önceki senelere bakarsak Finlandiya ağır metal bir grupla birinci oldu. Bildiğim kadarı ile Finlandiya da metal ve rock’a çok ilgi duyuyor. Biz bir bağlama üstadı ile değişik bir ezgi çalınsa hem etkilemiş hem de yarışmada biz olarak bulunmuş olmaz mıyız? Kendin olabilmek aslında yeter ama kıymetin geç anlaşılabilir. Sen kendin olarak kalmayıp başkası olmaya çalışırsan kıymetsizleştiğini haykırıyorsun demektir.(Belki blogum olmadığı için bu kadar uzun yorum yazıyorum, kusura bakana ne diyeyim
)
Bu makalede yanlış gördüğüm noktalar var. Ör:/” Çünkü yazıda göreceğin gibi, bu yöntemleri ne kadar çok kişi uygularsa, hem Google’da o kadar üste çıkacak hem de Türkçe internetin kalitesi o kadar artacak.”
Bu sistemle herkes ilk sayfaya gelirse emin olun Türk internetinin kalitesi kalmayacaktır. Herkesin yedi bir halt olunca ve çiçek diye aratınca ortalık ot dolmaya başlayınca da Google algoritmayı tekrar kurcalamaya başlayacak. Çünkü Google bir şirkettir.
Güzel emek verilip yayınlanmış bir makale. Öyle çalışmalara ise Blogların ihtiyacı yok diye birşey yok. Zaten özgün ve kaliteli içerik de bir seo çalışmasıdır. O da SEO mantığının bir maddesidir.
Madem ki bu kadar şey öğrendin ben derim ki devamını getir çünkü olayın mantığını hemen hemen kavramışsın.
Metnin özü için italik bölümlerini okumak yeterli. Yaklaşımı doğru bir değerlendirme…
İtalikleri özellikle o amaç için yazmamıştım aslına bakarsan, ama gerçekten de sadece italik bölümler özünü güzel yakalamış yazının. Belirttiğin için teşekkürler.
Benim blogum vardı, sıkıldım internet ortamında yazmaktan seninde dediğin gibi Çağdaş, google’de ilk sıralara çıkmıyordu her ne hikmetse. Bugün akşam üzeri baktım yorumlar boş 1 tane yorum gelmiş hepi topu, sonra kendi kendime dedim sen bu blogu kapat ve yazmak istediklerini kitap olarak hazırla. Pazarlama üzerine bir blogtu içine kişisel gelişim ve pazarlama üzerine çeşitli yazılar vardı. Sanırım insanlar kendilerine bedava sunulana değil de para ödeyipte aldıklarının kıymetini biliyorlar!
ama ben google seoo calışmasını cözdüm nasılmı istediğim kelimede 1 ci gelebiliyorum nasıl diye sorarsanız ben kayınco ABD üniversite okuyor Google proje hazırlıyor bende bilgileri ondan alıyorum pageran 6 ordan daha iyi anlarsınız
@Gürhan Sanıgök: Yorumun nedense spam filtresine takılmış, şimdi fark edip onayladım. Hadise bence örovizyon
için girmesi gereken kılığa girdi ve arzuladığı şöhret ve fanta reklamlarına falan da çıktı. Diğer taraftan imaj konusundaki yorum yapmıyorum, ama bana hitap eden bir tarzı yok. Bu arada blog açmayı düşünsen iyi olur gibi, yorumların yazı gibi olmaya başlamış fark ettiğin gibi
@immortALance: Demek istediğim şuydu aslında, yani herkes iyi bir içeriğe odaklanıp insanların işine yarıyacak içerik üretmeye başlayınca hem bizler de aradığımıza daha kolay ulaşacağız, yani kalite artmış olacak. Yazının devamı gelecek.
Trash Sineması, Giallo filmleri, Dünyadan Fantastik, Korku sineması, B filmleri,Anime,Bilimkurgu,istismar sineması Post Apokaliptik ve zombi kültürü üzerine açtığımız blogumuz http://beneaththeground.blogspot.com destek olursanız seviniriz. Arkadaşlarınıza bizi tavsiye ediniz.
Bu makale bütün bildiklerimi yeniden gözgecirmem gerektigini düşündürmeye başladı