Tag Archives | motivasyon

Eleştiri-Motivasyon ve Mercimek Köftesi

Diyelim ki uğraşıp güzel bir ziyafet hazırladınız. Yemeğe bir sürü arkadaşınız geldi, bir güzel ziyafet çekildi. Herkes yemeklerden övgüyle bahsediyor, eline sağlıklar, tarifini verseneler havada uçuşuyor. Bu arada birisi yarım ağızla “mercimek köftesi güzel de biraz maydanozu az mı olmuş sanki” deyiveriyor. Öbür taraftan birisi de çorbayı yarım bırakmış, yandakine “çok tuzlu değil mi bu” diye sormasın mı!

Bu durumda hemen olumlu sözleri, övgüleri bir kenara atmaya meyilliyizdir. Sanki onların tek amacı gönlümüzü hoş tutmak, yoksa gerçekten yemekleri beğendiklerinden değil. Ama o eleştirenler, işte onlar gerçeği söylüyorlar, beceremedim. Zaten ben kim oluyorum da milleti yemeğe çağırıyorum.

Eleştirilmekten kimse hoşlanmaz. Ama eleştiri karşısında yıkılıp dökülmemek için şu üç noktayı akılda tutmakta fayda var:

1) Aldığınız övgüler de eleştirler kadar değerli ve doğrudur. Eleştirileri ciddiye aldığınız ölçüde övgüleri de ciddiye alın. Eğer övgünün nezaketen (Türkçesi: yalandan) yapıldığını düşünüyorsanız bile, o zman da bu o insanın size yalandan övecek kadar çok değer verdiği anlamına gelir ki bu da övgünün gerçek olması kadar iyi birşeydir aslında.

2) Eleştirilerin büyük çoğunluğu gerçeği değil, eleştirenin bakış açısını yansıtır. Belki Adıyaman’da (attım) mercimek köftesi bol maydanozlu yapılıyordur, o da öyle alışmıştır.

3) Eleştirileri üstünüze almayın. Siz mercimek köftesi değilsiniz.

Tamamını oku · Yorumlar { 2 }

Spor kaçakları; hele toplanın, müjdem var!

Ayakkabı almak insanı maratoncu yapmıyor

Başarılarla dolu bir spor geçmişim var, işte satırbaşları:

İlkokul 5 – Lise 3 : Maçlarda kalecilik (Japon kale)

Üniversite : 2 ay atletizim takımında koşu, 15km’ye kadar koşma performansı, sonra can sıkıntısı ve bırakış

Askerlik : Acemilikte 3 ay sıkı idman, asteklikte Afyon’da kaymaklı kadayıfa teslimiyet

3 sene önce: 2 ay spor salonu, sonra çok uzak bahanesiyle ayrılma

2 Sene önce: Bisiklet alımı ve ilk tur

Geçen sene: Aikido – 1 seans – bırakış

Bu sene: Bisiklet merdiven altında dura dura paslanmış.

Bu ay: Kaldığım otelin ücretsiz spor salonu kartını elime tutuşturdular. Kaç defa kullandığımı siz tahmin edin.

Evet iyi beceririm diyebileceğim tek spor dalı yüzme, onu da küçük yaştan beri yazlığa gidip yüzüyor olmama borçluyum. Ha beceririm, ama son 5 senedir kaç defa yüzdüm, orası ayrı.

Çok parlak bir özgeçmiş değil sanki :)

Spor ve egzersiz konusunda aşamadığım bir ataletim var. Formum çok kötü değil aslında (fazla kilolara rağmen), yapsam yapıyorum ama isteğim yok. Bu saatten sonra da olacağını da sanmıyorum.

Sanmıyordum demeliyim…ta ki dün saatlerce kanter içinde kalıncaya dek Kinect Adventures oynayana kadar. Artık zıplayamayacak kadar yorulunca istemeye istemeye kapattım.

Bu kadar iyi olabileceğini tahmin etmemiştim. Eğer benim gibi spor konusunda dikiş tutturamadıysanız ama bilgisayar oyunlarını seviyorsanız, ne yapın edin bir tane edinin XBox+Kinect.

Ki bu da bizi motivasyon konusuna getiriyor*

Amacınıza ulaşmak için denedikleriniz işe yaramıyorsa, yaklaşımı değiştirmek gerekiyor demektir.

Yaklaşımı değiştirmenin en iyi yolu da, motivasyonu değiştirmektir.

___________________________________________________________

* İlla bir ucundan bağlarım konuyu, elimde değil.
Tamamını oku · Yorumlar { 8 }

İlk Kitabım: Kıvılcımdan Ateşe – Motive Olmak ve Motive Kalmak

İnsanlarımız istemediği dersleri çalışıp, istemediği sınavlara girip, istemediği üniversiteleri kazanıp, istemediği meslekleri öğrenip, istemediği işlerde çalışarak istemedikleri bir hayat sürüyor.

Peki, bu kadar çok kişi bu kadar çok şeyi istemediği halde nasıl oluyor bunlar

Peki her şeye rağmen işini sevenler, başarılı olanlar, gerçekten mutlu bir birliktelik yaşayanların sırrı ne

Profesyonel olarak aldığım çeşitli iletişim, davranış, performans, yönetim ve benzeri eğitimlerin ve üç yılı aşkındır yazdığım yazıların da tecrübesiyle bir sonraki adımın gelmesi kaçınılmazdı. Bir kitabı yazma fikri sene başında şekillendi ve bir yere kadar geldi. Blogda motivasyon konusunda artan yazılar hep bunun bir sonucu aslinda.

Kitap Neler Hakkında Olacak

Bizi biz yapan nedir Karakterimiz ve kişiliğimiz nasıl oluşur Yaptıklarımızı neden yaparız Neden bazıları işini sever Neden bazıları hep mutsuzdur Nedir bu MO-Tİ-VAS-YON denen şey Ve daha fazlası…

Her insanın motive olabileceğine ve harekete geçebileceğine inanıyorum. Daha da ötesinde, bunun bir reçete gibi herkese özel olarak yazılabileceğine defalarca şahit oldum. Ve bunu profesyonel olarak yapan insanların, yaşam ve kariyer koçlarının yada danışmanların yada iyi bir yönetici yada akıl hocasının insanların hayatını nasıl değiştirdiklerini gördüm. Konunun uzmanı biliminsanlarının çalışmalarını okudum, araştırdım, tartıştım.

Ve yardımınıza ihtiyacım var.

  • Eğer aşağıdaki konulardan herhangi birisiyle en azından yarı-profesyonel olarak ilgileniyorsanız (yani eğitimini aldıysanız yada IK, danışmanlık gibi bir alanda kullanıyorsanız)
    • MBTI, NEO PI-R, İçsel/Dışsal Motivasyon, Maslow’un İhtiyaçlar Teorisi, Alderfer’in ERG Teorisi, 16 Temel İhtiyaç Teorisi, Herzberg’in İki Faktör Teorisi, Transaksiyonel Analiz, …
  • Motivasyon üzerine paylaşmak, herkese anlatmak istediğiniz hikayeleriniz varsa
  • Sonuçlarını daha sonra anonim olarak almak üzere, bazı kişilik testleri cevaplayarak kendinizi tanımak istiyorsanız
  • Redaksiyon, illüstrasyon, grafik tasarım,web tasarım yada yayımcılık konusunda bilginiz varsa, 6 aydan eski bir blogunuz varsa
  • Burada benim aklıma gelmeyen ama yardımı olacağını düşündüğünüz bir konu varsa

Lütfen Buraya Tıklayın

Raflarda yığınlarca kişisel gelişim kitabı var ve şu an için bir tane daha eklemeye niyetim yok.

Bu yüzden kitabı e-kitap olarak planlıyorum ve internet üzerinden dağıtımı yapılacak. En azından raflarda tozlanmayacak kadar popüler hale gelene kadar ;)

Eğer çorbada sizin de tuzunuz bulunsun isterseniz yada isteyebilecek birilerini tanıyorsanız buraya tıklayarak iletişime geçebilirsiniz.

Şimdiden Teşekkürler :)

Tamamını oku · Yorumlar { 4 }

En Etkili 10 Motivasyon Tekniği, Özet ve Son Görüşler

Motivasyon…

…yani birşeyleri yapmak ve bitirmek yani başarmak için gerekli itici güç, senin içinden gelir.

İşin özü de budur zaten.

Yani ders çalışacaksan seni annen/baban/öğretmenin motive edemez.

Yada bir işte çalışıyorsan, seni patronun/yöneticin/insan kaynakları motive edemez.

Ancak ve ancak kendi kendini motive edebilirsin. Yani kendi kendini harekete geçirebilirsin. Bunun için de şu 10 tekniği bilip uygulama başlasan bile, bu konuda sanırım Türkiye’deki %1′in içerisine çok rahat girebilirsin.

Motivasyon Kazanmak İçin 10 Teknik yazılarının böylece sonuna geldik. Nelerden bahsettiğimizi şöyle bir toparlarsak:

[1] Gidişatı takip etmek

[2] Hedef koymak

[3] Başlamak

[4] Arkadaşlar

[5] Devam etmek

[6] Sessiz kalmak

[7] Küçük adımlar

[8] Hedefleri paylaşmak

[9] Engelleri aşmak

[10] Olumlu düşünmek

Tamamını oku · Yorumlar { 0 }

Motivasyon Kazanmak İçin 10 Teknik (No:10)

10 yazıda hedeflerine ulaşmanda yardımcı olacak püf noktalarını bulacaksın. Hepsi de denenmiş, kanıtlanmış, gerçekten işe yarar yöntemler. Üstelik uygulaması da zor değil ve denemesi bedava!

Geleceğin ne getireceğini bilmiyorum ama olumlu olacağımı ve umutsuzluk içinde uyanmayacağımı biliyorum. Babamın söylediği gibi, “Nic, neyse odur, ne olması gerektiği veya ne olabileceği değildir, neyse odur.”

Nicole Kidman

Şu anda bir kitapçıya gidip kişisel gelişim rafından rastgele bir kitap çeksen, herhangi bir sayfasında mutlaka “Olumlu düşün” diye yazar. Ben de onları tekrar etmek istemiyorum, bakış açım biraz daha farklı.

Olumlu Düşünmek

  • İyimserlik, herşeyin iyi olduğunu ve olacağını düşünmek değildir.
  • Bacağın kırık gezerken, allahtan bacağım var, ya olmayanlar ne yapsın demek de değildir.
  • Polyannacılık’la alakası yoktur.

Ne olmadığını bu kadar açık söyleyebiliyorum ama ne olduğunun hikayesini anlatmam lazım

Hikaye 1

Annemi telefonla her aradığımda mutlaka gülümseyerek konuşurum, sesimi normal konuşmama göre daha canlı ve neşeli çıkartmaya özen gösteririm.Telefon açmadan önce bir boğazımı temizlerim.

Neden mi

Çünkü annemi arayıp da birazcık bile olsa “kötü” bir ses tonuyla konuşsam ilk tepkisi “Ay nooldu, kötü bişey mi oldu, sesin niye kötü geliyo, Nehir(kızım) mi hasta” diye soru yağmuruna başlamak olur. Ve bu soruların daha cevabı bile gelmeden morali sıfıra doğru yaklaşır. (Annem bu yazımı okursa kesin telefonda bir fırça yerim şimdi). Hatta bir keresinde hiç unutmuyorum, hastaydım, sesim zor çıkıyordu, annem aradı, telefonu açtım ve ondan sonra kötü bire şey olmadığını anlatana kadar akla karayı seçtim, en son üzüntüden başı ağrımaya başladı ve konuşamadık, sonra ararım ben diyip kapattı telefonu.

O benim annem ve malesef bu huyunu değiştirmeye çalışsam da başarılı olamadım. Ben de gülümseyerek açıyorum telefonu, hatta görüntülü konuşmaya geçersek palyaço burnu da takarım, sorun değil.

Ama seni her telefonda arayan ya da bir şey anlatan, sen üzülme diye kırmızı palyaço burnu takar mı Tıpkı annemin, benim kısık sesimi kötüye yorması gibi, eğer tüm görüp duyduklarını aklında çarpıtıp kötüye yorarsan, bu hayatta üzüntüye mahkum olursun. Ve bunun tek sorumlusu da kendin olursun.

Olumlu düşünce sloganı 1: Her şeyi olduğu gibi gör. Kaza yaptıysa, kaza yaptın, dünyanın sonu gelmedi. Oğlun sınavdan kötü not aldıysa, kötü not aldı, hayatı kararmadı. Raporu geciktirdin, patrondan fırça yedin, o kadar işte, kariyerin bitmedi.

Hikaye 2

Yüksek lisans yaparken aynı zamanda asistandım ve diğer Y.L. yapan arkadaşların tez sunumlarına ve son sınıf öğrencilerinin bitirme proje sunumlarına girerdim.

Çok net hatırlıyorum, o sunumlarda tek bir amacım vardı: “Bu adam bir şeyleri yanlış yaptı ve ben onu bulacağım”. Yanlış anlamayın, bunu kötü niyetle yada gıcıklık olsun diye yapmıyordum. Ama buna gönülden inanıyordum: Oradalarda bir yanlış var ve ben onu bulup düzelteceğim. Ve buluyordum, ve soruyordum. Bu hatalar ise genelde önemsiz küçük detaylar oluyordu. Ama dostum, ne yapabilirdim ki Dünya böyleydi.

Bu davranışıma iş hayatında da devam ettim. Hatalrı bulup ortaya çıkarmak önemli bir görevdi benim için, insanlara yardımcı olduğuma ve kendimi de iyi gösterdiğime emindim. Tabi bu arada insana davranışları yansıtılır, eğer çok eleştirirsen, çok da eleştirilirsin. Ben de aynı şeyi yaşıyordum ama o günlerdeki düşünce tarzımda, hayatın bir parçası da eleştirilmek ve eleştirmek olduğundan bunu göremiyordum.

Neyse bir gün (ki kişisel gelişim, insan aklı, psikoloji üzerine biraz daha okumaya başlayıp beyaz tavşanı açtıktan sonra) yine bir sunumda kendime şunu söyledim, “Bu gün eleştiri yapmıyorum. Sadece bu sunuma katkı olarak ne sağlayabilirim bunu düşünüp bu gözle bakıyorum” dedim.

Sonuç inanılmazdı, hem çok güzel diyaloglar geçti, hem gerçekten diğer katılımcılara da fayda sağladımı gördüm hem de sunum sonunda hem sunum yapan arkadaş hem de oradaki üst kademe yöneticilerden birisi çok içten teşekkür etti.

Olumlu düşünce sloganı 2:

Aklına gelen sloganı yazıp bu yazıya olumlu bir katkı yapmak ister misin

Tamamını oku · Yorumlar { 7 }