Tag Archives | özbilinç

Cesaretin Yalın Hali

Dilbilim hep ilgimi çeken bir bilim dalı olmuştur. Kelimelerin kökenlerine doğru gitmeye başlayınca kadim dünyalara bir yolculuk yapar gibi hissederim. Bu sefer de biraz cesaret üzerine gittim, bakalım altından neler çıkacak

Cesur kelimesi Arapça kökenli ve ‘Cesaret sahibi olan’ anlamına geliyor. Cesur kelimesinin (öz) Türkçe eşanlamlısı ise ‘Yürekli’. Bu da yürek sahibi olan anlamına geliyor.

…diye düşünürdüm ama o zaman herkesde atan bir yürek olduğuna göre, herkes mi cesur

Ayrıca yufka yürekli, katı yürekli, aslan yürekli gibi deyimler de var. Yani yürek bizim bildiğimiz ‘kan pompalayan’ organdan biraz daha farklı. Daha da derine gidince karşıma bir akademik makale çıktı. Yrd. Doç. Dr. Cahit BAŞDAŞ’a göre yürek kelimesi eski Türkçe’de yürümek, devam etmek, yaşamak anlamına gelen yürü kökünden türemiş. -k eki de yer, yoğunluk, benzerlik gibi anlam katıyormuş kelimeye.

O zaman yürek -> yaşayan, devam ettiren, yürüten yer/şey gibi bir anlama geliyor.

Bir de ingilizceye bakayım dedim. Ingilizcede ‘Courage’ kelimesi yürekli, cesur anlamına geliyor. Latince ‘cor’ yani yürek kelimesinden türemiş. Cor kelimesinin latincede akıl ve ruh anlamları da var. Courage kelimesinin orjinal tanımı da ‘Kendi hikayesini tüm yüreğiyle (aklıyla/ruhuyla) tam olarak anlatan kişi’ şeklindeymiş.

Bizim Yürekli kelimesi de o zaman benzer şekilde ‘Tüm olarak yaşamına devam eden, yürüyen kişi’ anlamına yakın olabilir.

Yani işin özü,cesaret yani yüreklilik, kendini olduğu gibi göstermekten,olduğu gibi anlatmaktan geçer. Yüreğini, yani yaşamını ve kendini olduğu gibi kabullenmekten ve bunu çarpıtmadan, utanmadan, korkmadan anlatabilmekten, olduğun gibi görünmekten geçer.

Dipnot: Bu yazının esin kaynağı işte bu video. Mutlaka izleyin derim.

Tamamını oku · Yorumlar { 0 }

Karakter tahlili ne işe yarar

İlim ilim bilmektir / İlim kendin bilmektir
Sen kendini bilmezsin / Ya nice okumaktır – Yunus Emre (tamamı)

İstatistiklere bakınca elementer karakter tahliline bir hafta içerisinde yüzlerce kişi göz atmış. Yazıya yapılan yorumlardan ve bana gelen e-postalardan aldığım geri bildirim gerçekten olumlu. Genelde herkes testin doğru çıktığını, yorumların kendisiyle örtüştüğünü söylemiş.

Kendi bloğu da olan bir okuyucum ise, bu yazıya da başlık olan soruyu sormuş, karakter tahlili ne işe yarar diye.

Şahane bir soru. Gerçekten de ne işe yarar bu kişilik testleri, karakter tahlilleri Eğer şirketine eleman alacaksan sorunun cevabı açık aslında. Karşındaki o işe uygun mu değil mi anlamak için yardımcı olacaktır, tabi aday samimi ve dürüst cevaplar veriyorsa ;)

Peki, kendi kendimize böyle bir kişilik testi yapmak ne işe yarar

Bunu cevaplamak için, biraz daha derine inmemiz gerekiyor:

Doğuştan gelen veya çocuklukta şekillenmiş bazı yeteneklere sahipsin. Belki müzik kulağın çok iyi ya da gördüğünü unutmuyorsun veya bir kez tadına bakıp yemekte hangi baharatlar var anlayabiliyorsun.

Bunlara ek olarak hayatın boyunca edindiğin becerilerin var; araba sürmek, okumak-yazmak, masa tenisi oynamak veya tarla sürmek gibi.

Ve korkuların, hayallerin, düşlerin, cesaretin, sabrın, sevgin, öfken, nefretin, ses rengin, mimiklerin, umudun, onurun, davranışların, tarzın var. Bunların hepsi senin karakterini, kişiliğini, yani özünü oluşturur.

Bütün bunların içerisinde de bildiklerin ve bilmediklerin var. Kendini ne kadar iyi tanırsan, kendini ne kadar iyi tanırsan; gelişime açık yönlerini ve güçlü olduğun noktalarını o kadar iyi bilirsin.

Bilmediğin bir şeyi geliştiremezsin.

Bu yüzden, gelişimin birinci basamağı farkındalıktır, özbilinçtir

Ve karakter tahlili de özbilincini artırmanın yollarından birisidir.

Fakat doğru kullanıldığında… (devamı gelecek)

Tamamını oku · Yorumlar { 2 }

Elementer Karakter Tahlili

Elementer karakter analizi ile kendini içeriden tanı :)

Uzunca bir süredir son haline getirmeye çalıştığım elementer karakter tahlili ni az önce bitirdim, zipledim ve siteye yükledim. Yapman gereken tek şey aşağıdaki bağlantıya tıklayarak sıkıştırılmış dosyaları indirmek, bilgisayarına yüklemek ve daha sonra dilersen çıktı alıp, dilersen ekran başında testi cevaplayıp kitapçığı okumak.

Çok önemli bir nokta: önce testi doldurmak, sonra anahtarı kullanmak ve en son da kitapçığı okuman gerekiyor. Böylece anahtar ve kitapçıkta yazılanlardan etkilenmeden testi cevaplamış olacaksın.

Test, Anahtar ve Kitapçık olarak 3 dosya bir arada :

( Tüm dosyalar güncel virüs tarama programı ile taratılmıştır)

Elementer Karakter Testini ZIPlenmiş halde indirmek için buraya tıkla

Eğer dosyaları ayrı ayrı görmek ve indirmek istersen:

1-Elementer karakter testi.pdf
2-Degerlendirme anahtari.pdf (dikkat: üstteki testi bitirmeden burayı açmaman daha iyi olur)
3-Elementer karakter tahlil kitapcigi.pdf

Bu yazı yorumlara açık olacak. Test hakkında sormak istediğin her şeyi sorabilirsin, istersen kendi sonuçlarını paylaşabilirsin. Gelecek yazılarda karakter tahlilleri ve kişilikler üzerine daha da çok konuşacağız.

Tamamını oku · Yorumlar { 40 }

Sanal Gelişim Tuzağı

Öz gelişim, kişisel gelişim, kendi kendine yardım, başarılı olma yöntemleri adına ne dersen de, amaç aynı olmalı : bir önceki güne göre herhangi bir yönden daha yetkin, verimli, bilinçli, iyi duruma, olgun, ilerlemiş olmak. Bunun olması için de senin bir şeyler yapman gerekir. Okumak, öğrenmek ve tartışmak tabi ki çok önemli ama uygulamaya geçmediğin sürece herhangi bir gelişim gösteremezsin.

Gelişim üzerine olan yazıların, konuşmaların, kitapların ortak bir özellikleri vardır: insana kendisini iyi hissettirir :) Şu anda piyasada en çok satan bu tür kitaplardan birisini al ve ilk 1-2 sayfasını oku örneğin. İçlerinde her insanın yapmak ve olmak isteyeceği şeyler yazar ve genelde öyle bir hava vardır ki sanki sadece o kitabı okumak bile hayatını kökten değiştirecektir. Aynı şeyler bizde çok yaygın olmasa da seminerler ve söyleşiler için de geçerli. Bu tarz bir konuşmayı dinleyince sanki dünya değişti sanırsın…ta ki eve gidip de televizyonu açıncaya kadar.

Eğer bu davranış alışkanlık haline gelirse, o zaman öz gelişim üzerine okumak, düşünmek insan için günlük hayattan bir kaçış yolu haline gelir. Canın mı sıkıldı, aç bir ’10 dakikada mutluluk çorbası’ kitabı da keyfin yerine gelsin. Borçların bitmiyor mu Bak en son ‘Paraya giden 10000 yol’ kitabında neler  var. İşini mi sevmiyorsun İnternette binlerce ‘Kariyer basamaklarını 3er 5er tırmanın’ makalesinden çek birini ve oku. Yak üzerine bir de sigara veya at ağzına bir parça çikolata. Sonra sabah ola hayrola. Ve alışkanlığın da sonunda bağımlılığa dönüşürse, her gün bir sürü yazı okumak, forumlarda bu konuda konuşmak için içinde bastırılamaz bir istek duyarsın. Her okuduğun, dinlediğin şeyden sonra içinde inanılmaz bir mutluluk, motivasyon oluşur fakat bir nedenle ya işe koyulamazsın yada biraz ilerleyip bir sebeple yarıda kalırsın.

Malesef bir çok kitap, bir çok konuşmacı, bir çok yazı da bu olayı bilerek körüklüyor. Kısa sürede başarı vaadeden veya harekete geçilebilir konular yerine hafif, mutlu ve anlamsız malzemelerin sonucu bu. Eğer bugün kitapçılarda iki-üç raf sadece öz gelişim le ilgili (ve ilgisiz) kitaplara ayrılıyorsa, en çok satanların yarısı hep bu tarz kitaplarsa, bir numaralı sebebi de yarattıkları bu bağımlılıktır.

Kendini geliştirmek yolunda ilerledikçe tabi ki düşünce tarzı, felsefe, bilinç seviyesi, iç huzur olarak da gelişeceksin. Fakat bu soyut gelişimler bir şekilde somuta dönüşmüyorsa, ben buna sanal gelişim diyorum. Öz gelişim yolundaki en büyük yanılgı ve tuzaklardan birisidir sanal gelişim. Eğer etrafında gerçek ve elle tutulur bir değişim görmüyorsan, o zaman gerçekten bir gelişim göstermiyorsun demektir. Bu kadar basit.

Gerçek gelişim veya çevrende göreceğin değişimler neler olabilir Bir kaç örnek vereyim:

Ekonomik gelişim : Borçlarının azalması, mevcut gelirinin artması, yeni gelir kaynaklarına sahip olmak, zengin olmak, yeni ev-arsa almak, birikimlerinin artması, istediğine istediğinde istediğin hediyeyi verebilmek …

Bedensel gelişin: Daha az uyumak, ideal kilo aralığına ulaşmak, kas/yağ oranını arttırmak, belini inceltmek, daha az hasta olmak, fiziksel olarak güçlenmek, merdivenleri rahat tırmanmak, daha hızlı koşmak, sigarayı bırakmak,…

Zihinsel gelişim: Yeni bir dil öğrenmek, ilgilendiğin konularda bilgi seviyesini arttırmak, bir yazı yazmak, kitap yazmak, şarkı bestelemek, daha hızlı okumak, daha çabuk anlamak, daha güzel konuşmak, icat yapmak, …

Sosyal gelişim: Davetlere çağrılmak, adının daha çok kişice bilinmesi, kız-erkek arkadaş edinmek, evlenmek, kötü giden ilişkiyi düzeltmek-bitirmek, yeni ve faydalı arkadaşlıklar edinmek, bir derneğe üyelik, kabul görmek, …

İş ve kariyer gelişimi: İyi bir prim almak, takdir görmek, satışların artması, işe yeni elemanlar almak, yeni şubeler açmak, yönetici olmak, bir üst yönetici olmak, sevdiğin bir işe başlamak, istediğin okulu kazanmak, akademik ünvan almak,…

Genel olarak daha verimli, hızlı, kararlı, başarılı, cesaretli, dingin, sevilen, sayılan, mutlu, huzurlu olmak.

Tabiki bunlar sadece örnekler, hepsi olacak veya illa bunlar olacak diye bir şey yok. Hayatta amacın bunlara ulaşmak olmalı da demiyorum. Ama yine de bunlardan bazılarını yaşıyor olman lazım. Hatta daha da önemlisi, kendi gelişim yolundaki benzer başarılarını listeliyebiliyor durumda olman gerekiyor. İçsel olarak yaşadığın gelişim eğer gerçekse o zaman mutlaka dışarıya şu veya bu şekilde yansıyacaktır. Eğer birisi kalkıp ben hayatta her şeye rağmen mutluyum veya ben sadece iç huzuru arıyorum derse ve ortada kendi iddaa ettiklerinden başka bir şey yoksa ben açıkçası samimiyetinden şüphe duyarım.Örneğin Yunus Emre, ki dünyevi olan hiç bir şeye kıymet vermemiş ve inandığı yolda gidilebilecek en üst seviyelere ulaşmıştır, o bile çok başarılı bir halk ozanı, kitleleri peşinden sürükleyen bir düşünür olmuştur. Asıl amacı bunlar değildi belki, ama içsel olarak yaşadığı gelişim, ister istemez dışarıya yansıdı. Yani demek istediğim, eğer amaç içsel gelişimse bile, bunun bile dışarıda gözlemlenen bir çok etkisi olacaktır.

Düşünmek her şeyin başıdır, fakat harekete geçmediğin sürece işe yaramaz. Kendini iyi hissetmek çok iyi duygudur, fakat bu duyguları hayatı ertelemek, sorunlarda kaçmak için kullanıyorsan sana zarar verir ve bilinçli bir insan olarak gelişimini engeller. Eğer harekete geçmekle ilgili sorun yaşıyorsan, dört hafta denemesini öneririm. Benim çok işime yaradı ve hala yarıyor

İlk yazılarımda söylediğim gibi, önemli olan tecrübe etmek, harekete geçmektir. İyi fikirler hareketle tamamlandığında her istediğin sana gelecektir.

Tamamını oku · Yorumlar { 1 }

Gerçek Varsayımlar (Bölüm 2)

Yazının ilk bölümünde insan aklının varsayımları nasıl kullandığını ve hatalı varsayımların nasıl hatalı sonuçlara götürdüğünü bir göz yanılmasında açıklamaya çalıştım. Şimdi konuyu biraz daha açmak istiyorum.

Bir arkadaşım ülkemizdeki sürücülerin çoğunun kurallara uymayan, fırsatçı ve punduna getirip sağdan soldan geçmeye çalışan insanlar olduğunu düşünüyor, ‘varsayıyor’. Örneğin biz sol şeritten giderken arkadan daha hızlı birisi geliyor ve haliyle geçmek istiyor, ama arkadaşımın bu olayı tercümesi ‘herife bak bastıkça bastı gaza iki dakka durmadı’ şeklinde olunca biz sağa geçmiyoruz, ya selektör geliyor, ya da adam sağdan geçiyor. Selektör yaparsa durum daha vahim, o zaman işi inada bindiriyor, eğer sağdan geçerse bu seferde ‘İşte kurallara kimse uymuyor zaten’ olayına geliyoruz. (Bu arada kendisi çok yakın arkadaşım, umarım bana kızmaz bunları okuyunca :) ).

Aslında varsayım dediğim şey inançlarımızdır. Yazının ilk kısmında anlatmaya çalıştığım gibi, bu inançlarımız çok güçlüdür. Doğru veya yanlış bir inancın, varsayımın, oluşması çok kolay olabilirken mevcut bir inancın değiştirilmesi gerçekten zor bir iştir. Ve çoğunun farkına bile varmadan yaşar gideriz.

Varsayımlar hayatta normal olarak devam edebilmemiz için olmazsa olmazdır. Bu şekilde bize değişik durumlarda davranmak için kısa yollar sağlarlar. Tabi varsayımlarımız gerçeğe ne kadar uygunsa, kısa yollar bizi o kadar doğru yerlere çıkartır. Hatalı varsayımlarla vardığımız yargılar ise doğal olarak hatalı olacaktır.

İnsanlık 16.yy’a kadar evrenin merkezi olan sabit düz bir tepsi üzerinde yaşadığımıza inanmış. Bu varsayımdan yola çıkarak güneşin dünya etrafında döndüğüne ve yıldızların türlü değişik hareketler (episikloidler) yaparak dünya etrafında gezdiğinde karar kılmışlar. Astronomlar 1500 yıl boyunca bu saçma sapan yörüngeleri çizip hesaplamakla uğraşmışlar ve elde etikleri tek şey günümüzde gazetelerin eklerindeki falcı astrolog’lara saçmalıklarını dayandırabilecekleri garip şemalar sağlamak olmuş. 1500 yıllık genel-geçer ve sorgulanması bile komik olan bir gerçek, günümüzde ise sadece saçma bir teori. 1500 yıl boyunca insanlar odanın yamuk olduğunu görememiş, içindekilere dev ve cüce demişler.

İlk Varsayım : Ben

Yazının ilk kısmındaki göz yanılması, görme işlevinin çalışabilmesi için kullanılan temel varsayımlarla tamamen çelişen bir ortam yaratıyordu. Bu sayede gerçeği olduğu gibi değil hatalı bir şekilde görüyorduk.

İnsan beyninin temel işlevlerini yerine getirmesini sağlayan bunun gibi bir çok varsayımı değiştirmemiz şu anda imkansız. Diğer bir taraftan da, bu temel varsayımlar içinde yaşadığımız ortama gayet uygundur ve değiştirmeye de pek ihtiyacımız yok.

Peki biraz daha bilinçle ilgili kısımlara geldiğimizde, hayatın kendisiyle ilgili bilinçli olarak yaptığın varsayımları düşünürsek… Bunları sen yaptığına göre, gerçeğe yakın olmayanları, sana zarar verenleri değiştirmek de yine senin gücün dahilinde.

İnsan aklının en muhteşem özelliklerinden birisi de, inanılmaz problem çözme yeteneğidir. Bir hedef belirlendiğinde,buna ulaşmak için gerekli her şeyin planlanması ve yapılması için gerekli bütün donanıma sahibiz. Fakat buradaki püf noktası, bilinçli olarak seçim yapmadığın sürece, ulaşmak istediğin hedef senin için olumsuz da olsa sistem yine de o hedefe ulaşmak için çalışacaktır.

Çocukluğumdan beri, sebebini bilmiyorum, ama sakar birisi olarak bilinirdim. Sakarlık yapmadığım zamanlar, hele ki kalabalık yemekler veya etrafta bir çok şeyin olduğu durumlarda, insanlar beni neredeyse tebrik ederdi – Bravo, bir sakarlık yapmadan geçirdin. Fakat insanlardan öte, ben kendimi sakar olarak tanımlamıştım. Hayatımın bir kısmıyla ilgili standart varsayımım sakarlıktı ve sık sık yaptıklarım da bu varsayımı sürekli destekliyordu.

Neden bir gün, sakar olmanın gerçekten mantıksız bir şey olduğuna karar verdim. Yani aslında bu olay beni tanıtan bir sıfat olmamalıydı. En fazla, diye düşündüm, biraz daha dikkatli olsam bu bile yetebilir. Yani boyum, göz rengim, yaşım, bütün bunlar beni tanıtan “objektif” gerçekler ama sakarlık her ne kadar benimle ayakkabı numaram kadar özdeşleşmişse de, aslında basit bir davranış kalıbı.

Kendimle ilgili bu varsayımı bilinçli olarak değiştirdiğimde, kendime sakarlığın benliğimle bir alakasının olmadığı, fakat bilmediğim bir sebepten bu alışkanlığı edindiğimi söylediğimde…sakarlık gitti. Varsayım değişti, sonuçlar değişti.

Özellikle eğitim bilimlerinde, Kendini gerçekleştiren kehanet diye bir olgu vardır. Bu teoriye göre, ki kontrollü deneylerle kanıtlanmıştır, bir insanın bir konudaki inanışı, o inanışı doğrulayacak işler yapmasını sağlar. Örneğin, bir grup içerisinden rastgele seçilen öğrencilere, öyle olmadıkları halde belirli bir konuda diğerlerinden daha başarısız oldukları telkin ediliyor, ve bir süre sonra o öğrenciler o konuda hakikaten daha kötü bir duruma geliyorlar.

Buraya kadar anlattıklarım sadece sana inançlarımızın ve önyargılarımızın, hayatımızı temelden nasıl etkilediğini göstermek içindi. Bir sonraki yazıda; inanç, varsayım ve davranışların nasıl değişebileceği üzerine konuşacağız. Tekrar görüşene kadar yapabileceğin, hatta yapman gereken, bir çalışma var.

Kendinle ve dünyayla ilgili varsayımlarını gözden geçir. En temel olanları bile, ve içinde herhangi bir şüphe, kuşku veya benzeri bir his uyandıranlar üzerine düşün. Bunları çeşitli şekillerde test et, ve hatta bir adım daha öteye giderek 4 hafta denemesiyle değiştirip dene. Bu sırada edineceğin tecrübelerini de herkesle paylaşırsan daha da iyi olacaktır.

Tamamını oku · Yorumlar { 4 }