Tag Archives | televizyon

“Canım Sıkılıyor” Dediğinde YapMAman Gereken 7 Şey

Foto: Nicki Varkevisser

Canın sıkılıyor, için daralıyor, hiç bir şey yapmak istemiyorsun,

Eğer durumu daha beter bir hale getirmek istersen, şunları yap:

1) Televizyonu aç

Böylece 2-3 dakika boyunca 100 kanalı zaplarsın belki ama kanallar bitip de başa döndüğünde ve o iç karartıcı dizi veya can sıkıcı haber bültenine geldiğinde canın iki kat daha sıkılıyor olur.

2) İnternette fıkra oku, komik video seyret

Okuduğundan, izlediğinden zevk almak için, hele hele gülmek için biraz da olsa keyfinin yerinde olması gerekir. Okuyacağın fıkralar, karikatürler, seyredeceğin klipler sana şöyle dedirtecekler:  ‘Bunlar ne ya, bu mu komik!’. Komik şeylere bile gülemeyince can sıkıntın yine katlanır malesef :(

3) Bir köşeye otur ve düşüncelere dal

Aman ha! Öyle bir ruh halinde düşüneceğin şeyler ya daha fazla canını sıkar yada daha abidik gubidik şeyler düşünüp seni mutsuz eder. Neden dersen, dost acı söyler demişler, eğer kendinle barışık bir şekilde kendi kendinle yalnız kalabiliyor olsaydın, zaten canın sıkılmıyor olurdu.

4) Alışverişe çık

Karnın çok açken süpermarkete girersen ne olur Tahminen sepete bi sürü abur cubur atarsın, normalde almayacağın yiyeceklerden fazla fazla alırsın. Sonra kasada parayı öderken “Neeeööö kaç para ne aldım ki yahu” dersin. Pekiii canın sıkılıyorken alışverişe çıkarsan ne olur Çok fena…çok fena :) Bunu sadece bayanlar olarak da düşünmeyim. Ben de çok bilirim kendimi, canım sıkılıyorken dur bakiim ne varmış diye bilgisayar mağzasına girip, yok kulaklık, yok radyo, yok telefon kabı, ne bileyim basınca yanan pilli lamba falan aldığımı ;)

5) Genelde depresif bildiğin bir arkadaşını ara

  • Sen: Çok canım sıkılıyo ağbi
  • O: Offf valla sorma benim de acayip canım sıkılıyo
  • Sen: Noolcak bizim bu halimiz
  • O: Ne bilim olm işte, hayat b*ktan, iş yok güç yok
  • Sen: Öffff beee
  • O: <sessizlik>
  • Sen: <sessizlik>
  • O: Neyse abi, takma kafana, geçer
  • Sen: Peki hadi sağol, görüşürüz
  • O: Hadi

Sonuç: Sıkıntıya eklenen sıkıntı…

6) Birşeyler atıştır

Bir seferden bir şey olmaz ama bir sefer yaparsan ikinciye de yaparsın, üçüncüye de. Bir süre sonra artık üzülecek iki şeyin olur: Can sıkıntısı ve fazla kilolar.

7) Can sıkıntını geçirmeye çalış

Garip gelebilir ama, can sıkıntını geçirmeye çalışmak amacıyla yapacağın her şey >GERİ TEPER<

Daha önce de yazdığım gibi, can sıkıntısı bir histir. Ve bir hissi geçiremezsin. Yani şöyle düşün, karnın aç diyelim, açlığını geçirmek için kitap okumak veya tv seyretmek etmek işe yarar mı Hayır. Açlığını düşünmemeye çalışmak işe yarar mı O da hayır. Açlığını geçirmek için yemek yemen gerekir.

Peki ne yapmak lazım dersen, belki burada aradığın cevabı bulabilirsin.

Tamamını oku · Yorumlar { 688 }

Keşke Bunları Daha Önce Bilseydim – Bölüm 1

Yaş otuz beş! yolun yarısı eder / Dante gibi ortasındayız ömrün.

Cahit Sıtkı Tarancı – (Tümü)

Henüz yolun yarısına gelmemiş olsam da kala kala 1-2 basamak kaldı önümde. Şimdiye kadar yaptığım seçimlerden pişmanlık duymadım Ama yine de bir DeLorean‘ın olsaydı da 1995′e geri dönebilseydim, kendime iki çift lafım olurdu. Belki ben 1995′e hiç bir zaman dönemem ama şu anda o yaşlarda olanlara bir fikir verir belki bu liste.

Keşke…

…Düzenli Spor Yapsaydım

Gündelik hayatımda en çok sıkıntısını çektiğim konu bu. Lisede de sportif birisi değildim ama 30′dan sonra metabolizmanın da yavaşlamasıyla, sporun eksikliği daha da fazla ortaya çıkıyor. Şimdi sporu hayatımın içine almaya çalışıyorum ama daha gençken, zman daha bolken ve vücut daha elverişliyken bu alışkanlığı kazanmış olmayı çok isterdim.

…Hiç Sigara İçmeseydim

Sigaraya 18 gibi başladım ve 11 sene kadar içtim. Bırakalı 3-4 sene oluyor (bilin bakalım kaç yaşındayım :) ). Bırakma süreci gerçekten zorlu ve insanın aklında bir yerlerde mutlaka bir iz bırakıyor. En savunmasız anlarda ise başını uzatıp, “yaksana bir tane” diyor. Ben yine de sigarayı bırakıp tekrar başlamayan şanslı insanlardanım ama sigaraya hiç başlamamış olmayı gerçekten çok isterdim.

…O Kadar Takmasaydım

O zamanlar çok büyük olaylar gibi gelen, kendimi yiyip bitirdiğim türlü türlü dert tasanın şimdi neredeyse hiç birisini hatırlamıyorum. Hepsi yaşanması gereken şeylerdi ve hepsi de beni ben yapan şeylerden birisi. Ama yine de sonunda öğrendiğim bir kuralı önceden de bilmeyi isterdim: şimdi çok önemli görünen stres dolu bir olayın ömrü 1 bilemedin 2 sene. 5 seneye sonra ise belki bir hafta önce yediğim yemek kadar bile sıkıntıya sokmayacak. O yüzden…take it easy.

…Hiç TV Seyretmeseydim

Yanarım yanarım, TV başında geçirdiğim zamana yanarım. O seyrettiğim diziler, bilmemne haber tartışma programı, televizyon çocuğu, zırt-pırt, üst üste toplasam bir kaç yıla bedel olur. Ah o yıllarda neler neler yapılmazdı. Artık akıllandım tabiki ama giden zaman geri gelmiyor :(

…Internet’le Daha Çok İlgilenseydim

Internet denen şey, ben Üniversitedeyken doğdu. Üstelik de benim okudğum kampüsde daha Türkiye’de dial-up modem bağlantısı tek-tük varken geniş bant internet vardı. Öyle bir garip zamandı ki, bildğimiz anlamdaki windows o sene (Windows 95). Türkiye’de derme çatma web sitelerinden başka bir şey yoktu. Domain adları alınmamıştı ve hiç kimsenin hiç bir şeyden haberi yoktu. O zaman TV seyretmekle, bilgisayar oynamakla, ‘chat’ yapmakla geçirdiğim vaktin şöyle bir %10′unu falan daha profesyonel bir yerlere harcamış olmayı isterdim.

Benim liste biraz daha devam edecek ama bugün değil. Peki senin listende neler var

Tamamını oku · Yorumlar { 7 }

Kısa kısa farklı farklı

Bu sefer tam bir yazı yayınlamak yerine, kısa kısa birkaç farklı konudan bahsetmek istedim:

Şok şok şok :)

  • Çok iyi bir  çocuk gelişimi kitabı
  • Yorumlar kapandı ziyaretler arttı
  • Tüm zamanların en çok okunan yazısı
  • Haber seyretmek

Çok iyi bir  çocuk gelişimi kitabı

Eşim okulöncesi eğitimcisi. Kendini geliştirme isteği ve merakından dolayı da birçok çocuk gelişim kitabı okudu, evdeki kitaplık da dolmaya devam ediyor. Aldığı kitapların bazılarını ben de okuyorum. Geçenlerde aldığımız kitaplardan birisi beni özellikle etkiledi, hatta şimdiye kadar okuduğum en iyi çocuk gelişim kitabı olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Eşim de yalın, basit ve akıcı dili sebebiyle özellikle ailelere tavsiye ettiğini söyledi.

Remzi Kitabevi’nden çıkan kitabın adı Çocuk Eğitimi El Kitabı, yazarı Prof. Dr. Haluk Yavuzer. Beni en çok etkileyen kısmı, Yavuzer’in seçtiği renkli anlatım şekli. Hemen her konuyla ilgili bir çok karikatür/illüstrasyon kullanmış ve gerçek hayattan birçok örnek vermiş.

Kitabın bir ilginç özelliği de, yazarın çocuklarla olan iletişimde kullanılmasını tavsiye ettiği yöntemlerin bir çoğunun aslında günlük yaşamda yetişkinler arasında da işe yarar yöntemler olması. (Hayır, Haluk Yavuzerle bir akrabalığım falan yok ;) )

Yorumlar kapandı ziyaretler arttı

Takip edenler bilir, kısa süre önce BeyazTavsan yorumlara kapanmıştı. İlginç olan ise, o günden sonra ziyaret sayısı 3 gün arka arkaya rekor kırdı ve şimdi de eski duruma göre %20 civarı bir sabit artış oldu. Fakat bunun sebebi yorumların açılması veya kapanması değil. Sebebi; BeyazTavsan.com’da şimdiye kadar okunan en çok yazının biraz daha fazla okunması.

Tüm zamanların en çok okunan yazısı

Etkili Sunumlar yazısını yazmak çok kolay olmuştu, çünkü sunum için çok değişik yerlerde bir çok tecrübem oldu ve üzerine bir çok da eğitime katıldım. Yine de bu yazı benim kişisel favorilerimden değildi, çok da fazla önemsenen bir konu değildir diye düşünüyordum. Fakat görünen o ki, insanlar benimle aynı şekilde düşünmüyor ;)

Aslında çok da şaşırmamak lazım. ‘Etkili sunum’ diye googlelayıp çıkan eğitim dosyalarına bir göz atınca pek de iç açıcı şeyler çıkmıyor. Yani ne bileyim, etkili sunum diye iddialı bir başlığın altında 40 sayfalık kötü hazırlanmış powerpoint sunumu görünce insanın hevesi kaçıyor.

Bunun üzerine etkili sunumlar üzerine kapsamlı bir yazı dizisi hazırlamaya karar verdim. Şimdiye kadar elime geçen bütün malzemeleri, kendi tecrübelerimle de birleştirip, etkili sunumun akıl haritasını çıkartmayı planlıyorum. Aslında bu işi biraz da kendim için yapıyorum, sonuçta haftada en az 3-4 sunum izlemek zorunda kalıyorum ve karşıma kötü hazırlanmış sıkıcı sunumlar geldiğinde artık nefesim daralıyor, uykum geliyor. Dayanamayıp esnemeye başlıyorum, soran olursa da akşam çocuk uyutmadı diyorum :( Ne kadar çok insan iyi sunum hazırlamaya başlarsa; ben de o kadar az esneyip, o kadar az yalan uydurmak zorunda kalacağım ;)

Haber seyretmek

Daha önce de yazmıştım, televizyon seyretmiyorum. Aynı şekilde pek gazete de okumuyorum, arada bir aylık dergi alıp, bir kaç internet sitesini (ki çoğu blog) takip ediyorum. Son bir haftadır bir değişiklik yapıp televizyonda birkaç dizi ve bol bol haber seyrettim. Sonuç: hüsran. Hem kafam bir sürü saçma şeyle doldu, hem de sıfıra sıfır elde var sıfır. Fakat daha önce fark etmediğim bir şeyi fark ettim: dünya aslında yavaş gidiyor. Beylik bir laf vardır; dünyanın hızına yetişmek mümkün değil falan denir. Bunu da içi kof, üstü yaldızlı boş laflar kategorisine alıyorum.

Dünya gerçekten de çok hızlı gitmiyor, fakat bu haberlerde öyle bir yansıtılıyor ki sanırsın bir gün olaylara gözünü yumsan dünya tepetaklak olacak. Oysa ki bütün büyük ve önemli görünen olaylar, aslında çok yavaşça gelişip sonunda haber olacak kadar ilgi çekici hale gelince insanlara pompalanan şeylerden oluşuyor.

Televizyon konusunda bir hafta bana yetti. Öyle ki, sıkıcı sunum seyretmeyi bile televizyon seyretmeye tercih ederim. Beynimi geri alıyorum, sana da aynısını tavsiye ediyorum.

Tamamını oku · Yorumlar { 0 }

Televizyon İzlemeyi Bırak

Televizyon seyretmeyi bırakabilirsin.

Yaklaşık bir senedir televizyon izlemiyorum. Tam olarak ne zaman bıraktığımı hatırlamıyorum ama CNBC-E’de Smallville, Galactica, Heroes, Nip-Tuck serisinin yayınlandığı zamanlardı. Pazar günü saat 7 gibi televizyonun karşısına geçip gece 12′de televizyon başında uyuyakalarak günü bitirirdik. Bir süre sonra canım iyice sıkılmaya başladı. Daha diziler başlamadan “üff yine sonunda bir şey olmayacak” derdim, seyrederken “bir şey olmuyor” bittikten sonra da “eee yine bir şey olmadı” diye sıkıntıma sıkıntı katardım.

Artık neredeyse hiçbir şey izlemiyorum. İzleyemiyorum demek daha doğru aslında; kumandayı elime alıp televizyonu açınca içimi öyle bir sıkıntı kaplıyor ki, ders çalışmak için masa başına oturtuğum zamanlardan daha beter hissediyorum. Olanca gücümle kaçasım geliyor.

Sen de yap! Televizyon izlemeyi bırak.

Televizyonu bırakmak tabi ki sigara veya benzeri bir alışkanlığı bırakmak kadar katı olmayabilir. Gerçekten çok sevdiğim birkaç programı seyretmekte pek bir sakınca yok. Fakat aklında hep şu olsun: özel televizyon kanallarının varoluş sebebi sahibine para kazandırmak. Bunu yaparken de senin zamanına ne olduğu veya sana faydalı ne verdiği pek de umurlarında olmayabilir.

Televizyonda bazı programlar yararlı olabiliyor, bazıları da zararsız. Fakat birçoğu da insan aklına zararlıdır. Örneğin senelerdir süren yerli dizi furyası. Bir tanesinde mutlu bir olay görmedim; elem, acı, keder, şiddet ne ararsan var. Bir bölümünü bile biraz izleyince ruh halim bozuluyor, her bölümünü seyredenler ne hale geliyordur bilmiyorum. Eminim seyredenlerin bilinçaltında bir yerlere yerleşip kalıyordur bu kadar fazla olumsuz düşünce.

Bir başka kesinlikle seyredilmemesi gereken şey de haberler. Neler var haberlerde Bir kısmı o anki hükümetin propagandası olur. Bir kısmı dünyanın bir yerinde olan bir olayın 3-4 kelime ve 5 dakikalık görüntülerle kırpılmış, çarpıtılmış bir yansıması. Sağda solda olan trafik kazaları, ölüm haberleri, yoksulluk, enflasyon, petrol fiyatları, terör saldırıları ve saire ve saire. Bunlar önemsiz olaylar mı Kesinlikle hayır, hepsi de çok önemli olaylar.

Peki, bilmen gerekiyor mu Bir şey yapabileceksen evet, ama o olayla ilgili bir şey yapabileceksen eminim haberlerde duymadan da haberin olur. Bunun dışında, sadece bilgi sahibi olman hiçbir işe yaramaz, anca kendi moralini bozarsın. Kaldı ki televizyonda verilen bilgilerin doğruluğu ve bütünlüğü de tartışılır.

Eğer o gün gerçekten çok önemli bir gelişme olduysa etrafından mutlaka duyarsın. Her yerde konuşulur, her yerde yazılır.

Uzun lafın kısası; haberleri seyretmek, olaylardan haberdar olmanın en kötü yoludur.

Televizyon izlemekten vazgeç.

Tabi ki televizyon izleme demek, hiçbir şey izleme demek değil. Öncelikle evde film izlemenin en iyi yolu gidip DVD/VCD/Div-X’ini edinip reklamsız bir şekilde seyretmek. Son zamanlarda popüler dizilerin de DVD’leri çıkmaya başladı.

Arada bir sevdiğin televizyon programlarını seyredebilirsin.  Ama inan, özellikle günde 2 saatten fazla TV seyreden birisiysen, dört hafta hiç TV’yi açmadıktan sonra tekrar dönüp eskiden seyrettiklerine bakınca kendine “ben bunu neden seyrediyormuşum” diyeceksin :)

Televizyon seyretmenin aslında tek bir sebebi var ve sanırım sen bunu çoktan biliyorsun.

Buna gerçekten ihtiyacın yok.

Tamamını oku · Yorumlar { 22 }