Tag Archives | yaşam

Yaşamı Güzelleştiren 11 Küçük Alışkanlık [2]

(Yaşamı Güzelleştiren 11 Küçük Alışkanlık serisinin 2. yazısıyla devam)

Nasıl nefes aldığın hayatına yön verir.

Stres altına girdiğinde dur ve kendini dinle. Nefes alış-verişleri oldukça sıklaşmış ve sığlaşmıştır. İşte o zamanlarda dur, derin bir nefes al. Sakinleşirsin.

Az önce söylediğin şeyden dolayı çok utandıysan, keşke yapmasaydım diyorsan, kafanın içinde olayı tekrar tekrar yaşıyorsan, dur ve derin bir nefes al. Şimdiye geri gelirsin.

İşler üst üste yığıldığında, nereden nasıl başlayacağını bilemediğinde, dur ve derin bir nefes al. Kafanı temizleyip odaklanmanı sağlar.

Nefes kesen bir manzara gördüğünde, enfes bir dilim pasta yediğinde, kulağına harika bir melodi geldiğinde dur ve derin bir nefes al. Bu müthiş duyguyu tüm bedenin ve ruhunla hissetmeni sağlar.

Aklına her geldiğinde derin bir nefes al. Sanırım yaşamını güzelleştirecek en küçük ama etkisi en büyük alışkanlık bu olacaktır.

Tamamını oku · Yorumlar { 4 }

Yaşamı Güzelleştiren 11 Küçük Alışkanlık [1]

Daha iyi yaşamak için gereken değişimler aslında sandığımızdan çok daha küçük. Bunu kendine ve öğretilerine düstur edinmiş önde gelen isimlerden birisi de Üstün Dökmen. O kadar ki, hem yazdığı kitaplara hem de yaptığı TV programına bu ismi vermişti, “Küçük Şeyler”.

Bu konuda ben de Üstün Dökmen gibi düşünüyorum; yaşamımızı daha iyi hale getirecek büyük değişiklikleri aramak yerine gözümüzün önünde duran küçük şeyleri yaparak adım adım ilerlemek çok daha iyi bir yol.

11 kısa yazıda; yaşantımı daha güzel hale getirmiş, sen de istersen kolayca yapabileceğin 11 küçük ama etkili değişiklikten bahsedeceğiz. Bu değişiklikleri alışkanlık haline getirdiğinde tahmininden çok daha fazla getirisi olacağına emin olabilirsin.

1) Güne hep aynı şekilde başlamak

Hem Erken Hem Zinde Uyan” yazımda da yazmıştım, güne erken ve zinde başlamak için en garantili yol, her sabah aynı şekilde güne başlamaktır.

Örneğin benim için hafta içi bir gün şöyle başlar:

Uyan, yataktan kendine dışarı at, yüzünü yıka, 1-2 bardak su iç, ihtiyaç molası, traş, haşlamak için yumurtayı suya koy, giyin,kahvaltı, diş fırçala.

Her sabah aynı şeyleri yapmak hayatını üç şekilde daha güzel hale getirir:

- Sabah uyanmayla yataktan kalkma arasında geçen yarı-uykulu süre azalır. Çünkü otomatik olarak ne yapacağını bilirsin. Acaba su mu içsem, kahvaltı etsem mi, ay geç kalmışım sorunların olmaz.

- Evden çıktığında tam anlamıyla uyanmış ve enerjik bir halde olursun.

- Yapmak istediğin diğer değişiklikleri destekler. Genel olarak özdisiplinini artırır. Örneğin her sabah kalkıp 5-10 dakika egzersiz yapmak otomatik hale gelir.

Tamamını oku · Yorumlar { 4 }

Cesaretin Yalın Hali

Dilbilim hep ilgimi çeken bir bilim dalı olmuştur. Kelimelerin kökenlerine doğru gitmeye başlayınca kadim dünyalara bir yolculuk yapar gibi hissederim. Bu sefer de biraz cesaret üzerine gittim, bakalım altından neler çıkacak

Cesur kelimesi Arapça kökenli ve ‘Cesaret sahibi olan’ anlamına geliyor. Cesur kelimesinin (öz) Türkçe eşanlamlısı ise ‘Yürekli’. Bu da yürek sahibi olan anlamına geliyor.

…diye düşünürdüm ama o zaman herkesde atan bir yürek olduğuna göre, herkes mi cesur

Ayrıca yufka yürekli, katı yürekli, aslan yürekli gibi deyimler de var. Yani yürek bizim bildiğimiz ‘kan pompalayan’ organdan biraz daha farklı. Daha da derine gidince karşıma bir akademik makale çıktı. Yrd. Doç. Dr. Cahit BAŞDAŞ’a göre yürek kelimesi eski Türkçe’de yürümek, devam etmek, yaşamak anlamına gelen yürü kökünden türemiş. -k eki de yer, yoğunluk, benzerlik gibi anlam katıyormuş kelimeye.

O zaman yürek -> yaşayan, devam ettiren, yürüten yer/şey gibi bir anlama geliyor.

Bir de ingilizceye bakayım dedim. Ingilizcede ‘Courage’ kelimesi yürekli, cesur anlamına geliyor. Latince ‘cor’ yani yürek kelimesinden türemiş. Cor kelimesinin latincede akıl ve ruh anlamları da var. Courage kelimesinin orjinal tanımı da ‘Kendi hikayesini tüm yüreğiyle (aklıyla/ruhuyla) tam olarak anlatan kişi’ şeklindeymiş.

Bizim Yürekli kelimesi de o zaman benzer şekilde ‘Tüm olarak yaşamına devam eden, yürüyen kişi’ anlamına yakın olabilir.

Yani işin özü,cesaret yani yüreklilik, kendini olduğu gibi göstermekten,olduğu gibi anlatmaktan geçer. Yüreğini, yani yaşamını ve kendini olduğu gibi kabullenmekten ve bunu çarpıtmadan, utanmadan, korkmadan anlatabilmekten, olduğun gibi görünmekten geçer.

Dipnot: Bu yazının esin kaynağı işte bu video. Mutlaka izleyin derim.

Tamamını oku · Yorumlar { 0 }

Keşke Bunları Daha Önce Bilseydim – Bölüm 1

Yaş otuz beş! yolun yarısı eder / Dante gibi ortasındayız ömrün.

Cahit Sıtkı Tarancı – (Tümü)

Henüz yolun yarısına gelmemiş olsam da kala kala 1-2 basamak kaldı önümde. Şimdiye kadar yaptığım seçimlerden pişmanlık duymadım Ama yine de bir DeLorean‘ın olsaydı da 1995′e geri dönebilseydim, kendime iki çift lafım olurdu. Belki ben 1995′e hiç bir zaman dönemem ama şu anda o yaşlarda olanlara bir fikir verir belki bu liste.

Keşke…

…Düzenli Spor Yapsaydım

Gündelik hayatımda en çok sıkıntısını çektiğim konu bu. Lisede de sportif birisi değildim ama 30′dan sonra metabolizmanın da yavaşlamasıyla, sporun eksikliği daha da fazla ortaya çıkıyor. Şimdi sporu hayatımın içine almaya çalışıyorum ama daha gençken, zman daha bolken ve vücut daha elverişliyken bu alışkanlığı kazanmış olmayı çok isterdim.

…Hiç Sigara İçmeseydim

Sigaraya 18 gibi başladım ve 11 sene kadar içtim. Bırakalı 3-4 sene oluyor (bilin bakalım kaç yaşındayım :) ). Bırakma süreci gerçekten zorlu ve insanın aklında bir yerlerde mutlaka bir iz bırakıyor. En savunmasız anlarda ise başını uzatıp, “yaksana bir tane” diyor. Ben yine de sigarayı bırakıp tekrar başlamayan şanslı insanlardanım ama sigaraya hiç başlamamış olmayı gerçekten çok isterdim.

…O Kadar Takmasaydım

O zamanlar çok büyük olaylar gibi gelen, kendimi yiyip bitirdiğim türlü türlü dert tasanın şimdi neredeyse hiç birisini hatırlamıyorum. Hepsi yaşanması gereken şeylerdi ve hepsi de beni ben yapan şeylerden birisi. Ama yine de sonunda öğrendiğim bir kuralı önceden de bilmeyi isterdim: şimdi çok önemli görünen stres dolu bir olayın ömrü 1 bilemedin 2 sene. 5 seneye sonra ise belki bir hafta önce yediğim yemek kadar bile sıkıntıya sokmayacak. O yüzden…take it easy.

…Hiç TV Seyretmeseydim

Yanarım yanarım, TV başında geçirdiğim zamana yanarım. O seyrettiğim diziler, bilmemne haber tartışma programı, televizyon çocuğu, zırt-pırt, üst üste toplasam bir kaç yıla bedel olur. Ah o yıllarda neler neler yapılmazdı. Artık akıllandım tabiki ama giden zaman geri gelmiyor :(

…Internet’le Daha Çok İlgilenseydim

Internet denen şey, ben Üniversitedeyken doğdu. Üstelik de benim okudğum kampüsde daha Türkiye’de dial-up modem bağlantısı tek-tük varken geniş bant internet vardı. Öyle bir garip zamandı ki, bildğimiz anlamdaki windows o sene (Windows 95). Türkiye’de derme çatma web sitelerinden başka bir şey yoktu. Domain adları alınmamıştı ve hiç kimsenin hiç bir şeyden haberi yoktu. O zaman TV seyretmekle, bilgisayar oynamakla, ‘chat’ yapmakla geçirdiğim vaktin şöyle bir %10′unu falan daha profesyonel bir yerlere harcamış olmayı isterdim.

Benim liste biraz daha devam edecek ama bugün değil. Peki senin listende neler var

Tamamını oku · Yorumlar { 7 }

Basit yaşamak artık imkansız mı

Kabak çekirdeği verecek sana rakamların veremediği mutluluğu

Ne zaman başladık beklentilerimize, isteklerimize bu kadar odaklanmaya bilmiyorum Anneannelerimiz, dedelerimiz de bu kadar hassas mıydı beklentiler, hedefler konusunda yoksa malum global dünya düzeni mi bizim kafamızı bu kadar karıştıran

Nerde kaldı Şair’in ‘Basit yaşayacaksın. Mesela su içecek kadar basitmısrası.

Şöyle kana kana sadece susuzluğunu düşünerek mi su içiyorsun yoksa sağlıklı yaşam için günde en az 2 litre su içmek lazım; öyle çay, kahve olmaz! Acaba hangi suda iyot var, sofra içeceğiymiş bunlar kuyu suyunu bize kakalıyorlarmış diye mi dünüyoruz

‘Tek düğmesi olacak elindeki cihazın’ sözü bize ne kadar tanıdık. Evinizde kaç kumanda var mesela Bizim evin sadece salonunda 4 tane var. Televizyonu açmak için önce birini, sonra bir diğerini, diğer kanallara bakmak için bir üçüncüyü kullanıyorum. Biri kaybolsa televizyonu açmak mümkün değil. Sadece ekrana bir görüntü getirmek için fazla karmaşık değil mi

Bir sürü para verip aldığın son moda cep telefonunda, fotoğraf makinesindeki özelliklerinin kaçını kullanıyorsun

‘Kabak çekirdeği verecek sana rakamların veremediği mutluluğu’ tanıdık geliyor mu

En son ne zaman sadece bir avuç kabak çekirdeğini şöyle sakin, rahat rahat balkonunda bir arkadaşınla çitledin. Yoksa kuruyemişin sana hatırlattığı “günde bir avuç fındık yemek lazım kalp sağlığı için, ceviz Omega 3 açısından çok zenginmiş mutlaka tüket, önceki geceden suda bekletip içersen kolestrolü de düşürüyormuş mu artık kuruyemiş denince aklına gelen…

‘El yazısıyla yazılmış eğri büğrü bir mektup olacak en değerli kağıdın;

hep yanında taşıdığın, atmaya kıyamadığın.’

Posta kutuna gelen sadece faturalar mı En son el yazısıyla yazılmış bir mektubu ne zaman gördün İlkokul ödevini yazarken mi Posta kelimesi senin için elektronikle birlikte kullanılmadan hiçbir anlam taşımıyor mu

Hayatımız kolaylaşırken, her şey otomatikleşirken, çeşitler artarken, bilgiye bu kadar kolay ulaşır hale gelirken, her şey daha da karmaşık hale geliyor sanki. Beklentiler artıyor. Kendimizden, hayatımızdan, işimizden, eşimizden, çocuğumuzdan; herkesten ve her şeyden beklentimiz artıyor.

Bize hep beklentinin artmasının yaşam kalitesini artırmak adına olumlu bir şey olduğu öğretildi. Hep daha fazlasını iste, beklentilerini yüksek tut, aman fazla mütevazi olma vs. vs.

Ama artık beklentinin artması ile mutluluk arasında ters bir orantı olduğunu düşünüyorum. Beklentiler ne kadar Kaf dağının arkasındaysa hayatı o kadar karmaşık algılıyor, o kadar da mutsuz oluyor insan.

Beklentilerle hayaller arasında ince bir çizgi var sanki. Beklentiler gerçekleşmediğinde insanı üzüyor ama hayaller gerçekleşmese de hayal olarak bizi mutlu etmeye devam ediyor.

Belki durup, nefes alıp, biraz düşünmek lazım.. basit yaşamayı  ne kadar da imkansızlaştırdığımızı ..

Sanki yaşam bir gün sona ermeyecekmiş gibi….

Çağdaş’ın notu: Bu harika yazı benim değil, konuk yazarımız Ayışığı‘na yazısını paylaştığı için çok teşekkürler. Blogosfere bir yazar daha kazandırmak isterseniz lütfen yorumlarınızı esirgemeyin :)

Tamamını oku · Yorumlar { 9 }