Sıklıkla yaptığım ve daha sonra pişman olduğum bir davranışım vardı; mesela bir toplantıda, aklıma gelen güzel bir soruyu veya bir cevabı vermek için bekler, bekler, cesaret toplamaya çalışırdım. Daha sonra artık toplantının sonuna gelindiğinde, toplantıyı yöneten kişi “Başka bir şey eklemek isteyen var mı?” dediğinde bir türlü harekete geçemez ve sonra da içimde kalanlarla beraber ayrılırdım. Veya o kadar çok beklediğim için, benim aklıma geleni, bir başkası söyler veya sorardı.
Eline herhangi bir fırsat geçtiğinde, bunu kullanmak için sınırlı bir süren olur. Bu süre hemen her zaman yeterlidir, yani acele etmen veya telaşa kapılman gerekmez. Yeterli olmakla beraber, bu süre sınırlıdır. Ve bu süre bitmeden önce eyleme geçebilirsen, amacına ulaşabilir, başarıyı yakalayabilir, fırsatı kullanabilirsin. Vakit dolduktan sonra ise, artık ne yaparsan yap o fırsat geri gelmez. Evet, başka fırsatlar da karşına çıkacaktır ama o fırsat geri gelmez.
Hayat önüne sürekli irili ufaklı şanslar çıkartıyor. Fakat senin de elini uzatıp o şansı yakalaman gerekir. Ve bu da eylemle olur, harekete geçmekle olur. Harekete geçmek içinse sonsuza kadar bekleyemezsin. Her şeyin sınırlı bir süresi vardır, her fırsatın bir son kullanma tarihi vardır. Elma dalında sadece bir süre bekler ve daha sonra yere düşüp çürümeye başlar.
Benim örneğime geri dönersek, bu konuyu aşmam çok kolay olmadı. Her gelişim faaliyetinde olduğu gibi, ilerleme kaydetmem olayı fark etmekle başladı. Daha sonra çok da kalabalık olmayan topluluklarda seyrek de olsa söz almaya, konuşmaya ve sormaya başladım. İlk adımdan sonra cesaretim de giderek arttı ve şimdi Cem Yılmaz kadar konuşkan olmasam da aklımdaki soruları ve cevapları her ortamda çekinmeden söylüyorum. Evet, belki bu duruma gelmem aylar aldı ama zaman konusundaki bakış açısını lütfen hatırlayın. Bu konuda uğraşmasaydım da zaman yine geçecekti ve ben hala topluluk içerisinde rahat konuşamayan birisi olacaktım.
Biraz sonra yazacağım hikayenin benzerleri sık sık eposta ile gelir ama genelde sonuna kadar okumadan silerim. Yine de sanırım bu konu üzerine yazıp da eposta ile gönderilmeye ‘layık’ bir hikaye yazmadan olmazdı
Tren istasyonunda bekleyen bir adam vardı. Kendi bineceğinden bir önceki tren istasyonda beklerken, penceresinin birisinde ona bakan çok güzel bir kıza gözü takıldı. Göz göze geldiklerinde, kız adamın şimdiye kadar gördüğü en sıcak gülümsemeyle karşılık verdi. Adam da gülümsemek istedi, hatta kızı bir yerden gözü ısırıyordu sanki. Aklına vagona girmek, kızın yanına oturmak, hatta adını sormak gibi çılgın fikirler geldi. Diğer yandan da cesaret edemiyordu ve düşünüyordu: ya yanlış anlarsa, ya bana gülmediyse, ne yapsam acaba diye. Hayal kurarken gözleri daldı ve değil vagona binmek, gülümsemeyi bile unuttu. Adamı kendisine getiren şey, istasyondan ayrılan trenin çaldığı son düdük oldu.

Senin de kaçırdığın ve pişman olduğun trenler oldu mu?
Peki, ya bir sonraki geldiğinde ne yapacaksın?



hmmm,tebrikler güzel bir makale.Sanırsam hikayedeki olay daha çok erkeklere hitap ediyor.Malum günümüz kızlarında(tabiki hepsi olmamakla beraber) şu mantalite vardır:Erkekler için üzülmeye değmez,çünki erkekler belediye otobüsü gibidirler,birini kaçırırsan diğerine muhakkak binersin!Saygılarımla
Merhaba,
Hayatta bir çok insan kaderin talihsizliğinden yada şansın bir türlü yüzüne gülmediğinden falan bahseder. Fakat şans kapıyı çaldığında onun için hazır olanın yüzüne güler. Dolayısı ile o an geldiğinde yüzümüz kapıya dönükse ve hazırsak, türlü nedenler bizi durdurmamalı diye düşünüyorum. Çünkü, yukarıda tren istasyonunda geçen olayda da olduğu gibi bazı fırsatlar ve bazı insanlar hayatta bir kez karşımıza çıkar ve biz o anı değerlediremezsek trenin camına yapışıp istasyonda kalan fırsat için keşkelerimizi peş peşe sıralarız. Oysa keşkelerin ağırlığı yerine iyikilerin hafifliğini yaşamak herzaman daha güzeldir.
Selamlar
Ferdi
makale çok güzel ellerine sağlık.makalede kendimi buldum diyebilirim.Hayatta karşıma çıkan fırsattları kaçırdığımda hep şanssızlıktan yakınırdım,kendi şansımız kendimizin yarattığını sonradan fark ettim ve şöyle bir felsefe edindim kendime “keşkelerle yaşamamak için eldeki fırsatları iyi değerlendirmek lazım”
Merhaba, makalelerini severek okuyorum. Bir söz vardır; ‘insanın yaptığı şeyler için duyduğu pişmanlığı zaman giderebilir ama yapmadığı şeyler için duyduğu pişmanlığı hiçbir şey gideremez!’ sanıyorum makaleye çok uygun oldu. Sevgi ve saygıyla..
@uqur: Genelde kız gülümser ve erken arkasındar koşar, ben de aynı klişeyi kullandım. Devamı için yorum yok
@ferdi: Gerçekten de hepimiz hayatımıza bakıp ne kadar çok keşke, ne kadar çok iyiki dediğimize bakmalıyız belki de.
@hasan: Yazıyı beğenmene sevindim. Her gün ne kadar çok insan fark ederse bu gerçeği, o kadar çok insan daha mutlu olacaktır.
@Kürşat: Teşekkürler. Gerçekten güzel bir sözmüş, paylaştığın için sağol.
”Fırsatlardan faydalananların baş yardımcıları
onları kaçıranlardır.”
Ö.Asaf